KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2015/8756 E., 2016/4951 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Haziran 2016
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Alacak
Karar Metni
487 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı ve davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Asıl ve birleşen dava kiracı tarafından açılan erken tahliye nedeniyle ödenen kira bedelinin istirdadı, karşı dava ise ödenmeyen kira bedeli ile erken tahliye nedeniyle mahrum kalınan kira parasının tazmini istemlerine ilişkindir. Mahkemece asıl ve karşı davanın reddine birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm davalı – karşı davacı ve davacı- karşı davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına toplanan delillere delillerin birlikte değerlendirilerek karar verilmiş olmasına göre davacı – karşı davalının asıl ve birleşen davada kira alacağının istirdatına ilişkin verilen hükme yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı – Karşı davacının kira parasına ve erken tahliye nedeniyle tazminat istemine ilişkin temyiz itirazına gelince;
Dava da dayanılan ve hükme esas alınan 01/01/2011 başlangıç tarihli ve 10 yıl süreli ve 01/05/2013 başlangıç tarihli ve 10 yıl süreli kira sözleşmeleri konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesinin özel şartlar süre fesih başlıklı 3. maddesinin (c) fıkrasında kiracının kiralayana en az iki ay önceden yazılı olarak haber vermek şartı ile kira akdini dilediği her zaman feshetmekte ve mecuru tahliye etmekte muhtar olduğu kararlaştırılmıştır.
Kararlaştırılan bu şart geçerli olup tarafları bağlar. Kiracı, kira süresi sona ermeden kira sözleşmesini tek taraflı feshederek kiralananı tahliye etmesi durumunda kural olarak kira süresinin sonuna kadar kira parasından sorumludur. Bununla birlikte sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça kiraya verenin bu yerin yeniden kiralanması konusunda gayret göstermesi, böylece zararın artmasını önlemesi için kendisine düşen ödevi yapmak durumundadır.
Bu durumda kiraya verenin zararı, tahliye tarihinden kiralananın aynı koşullarla yeniden kiraya verilebileceği tarihe kadar boş kaldığı süreye ilişkin kira parasından ibarettir. Ancak kira sözleşmesi ile bu süre iki ay ile sınırlandırılmıştır. Kiracı, kiralananın depreme dayanıklı olmadığından 31/12/2013 düzenleme ve 03/01/2014 tebliğ tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshetmiş, kiralananın anahtarını da aynı tarihte notere tevdi ettiğini bildirmiştir.
Davacı, sözleşmede kararlaştırılan ihbar şartına uymadan kiralananı tahliye ettiğinden feshi haklı sayılamaz. Bu durumda ihtarnamenin tebliğ tarihini tahliye tarihi olarak kabul etmek gerekir. Bu nedenle kiracı kiralananın tahliye tarihine kadar ödenmeyen ve tahliye den sonra da iki aylık makul süre kira bedelinden sorumludur. Mahkemece açıklanan bu ilkelere göre kira bedeline ve tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2015/8756, K. 2016/4951, 23 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama