KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2022/4817 E., 2024/1382 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2024
- Mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/469 E., 2022/493 K.
- Hüküm/karar
- Kısmen Kabul
Karar Metni
1.238 kelime·6 dk okuma
1- Mahkemece, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında verilen 01/06/2017 tarihli ilk kararda, uyuşmazlığın bina dış cephe mantolama işini konu alan 27/04/2015 tarihli eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin ve cezai şart alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin olduğu, keşif sonrası bilirkişilerce düzenlenen raporda davacının sözleşme ile kararlaştırılan işin neredeyse tamamını süresinde yaptığını, 3.650,00 TL noksan ve kusurlu iş bedeli olduğu ve davacının işbedelinden düşüldüğü,
sözleşme bedelinin 770.000,00 TL, ödenen hakedişlerin 630.000,00 TL, sözleşme gereği yapılan ödemenin 6.020,50 TL olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takibe itirazın kısmen iptaline, takibin 130.329,50 TL üzerinden takibin devamına, taraflar ortak kusurlu olmakla cezai şart istenemeyeceğinden davacının fazlaya ilişkin talebinin ve koşulları oluşmadığından tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
2- Mahkemenin ilk kararına karşı, taraf vekillerince temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 21/01/2019 tarihli, 2018/2671 E. ve 2019/253 K. sayılı ilamında; taraflar arasındaki sözleşmenin götürü bedelli olduğu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamanın götürü bedelli sözleşmeler yönünden benimsenen fiziki oran yöntemine aykırı olduğu, bu nedenle mahkemece ek rapor alınarak, yüklenicinin hakettiği imalât bedelinin, fiziki oran yöntemi ile başka bir ifadeyle; yüklenicinin sözleşme kapsamında gerçekleştirdiği imalâtların, eksik ve ayıpları da dikkate alınarak,
işin tamamına göre fiziki oranının tespiti ve bulunacak bu oranın götürü iş bedeline uygulanması suretiyle hakedilen iş bedeli saptanarak, bulunacak tutardan kanıtlanan ödemelerin düşülmesi suretiyle karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle ve tarafların sair temyiz itirazları şimdilik incelenmeksizin kararın bozulmasına karar verilmiştir.
3- Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda verilen 03/12/2019 tarihli ikinci kararda, hükme esas alınan 28/06/2019 tarihli ek raporda, davacının sözleşme ile kararlaştırılan işin neredeyse tamamını süresinde yaptığı, 3.650,00 TL noksan ve kusurlu iş bedeli olduğu ve işbedelinden tenkis edildiği, sözleşme bedelinin 770.000,00 TL, ödenen hakedişlerin 630.000,00 TL, sözleşme gereği yapılan ödeme 6.020,50 TL olmak üzere götürü iş bedeline karşılık olarak yükleniciye yapılan toplam ödemenin 636.020,50 TL hesaplandığı,
davacı yüklenicinin bakiye alacağının KDV dahil (765.693,00 TL - 636.020,50 TL) 129.672,50 TL olduğu ve takibin bu miktar üzerinden devamı gerektiği, ayrıca her ne kadar davacı icra takibinde cezai şart istemiş ise de yüklenicinin ediminin tamamına yakınını yerine getirdiği ancak eksiksiz ve tam ifa etmediği davalının da son takside kadar bütün ödemelerini yaptığı halde yüklenicinin eksik ve ayıplı kalan işleri nedeniyle son taksiti ödemediği anlaşılmakla davacının cezai şart isteyemeyeceği ve alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü takibe itirazın kısmen iptaline, takibin 129.672,50 TL üzerinden devamına,
davacının fazlaya ilişkin talebinin ve koşulları oluşmadığından tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
4- Mahkemenin ikinci kararına karşı, taraf vekillerince temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 08/03/2021 tarihli, 2020/1197 E. ve 2021/685 K. sayılı ilamında; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile bozmaya uyulduğu halde bozma ilamının gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda eksik ve ayıplı işler bedeli hesaplanıp, hesaplanan bu bedel sözleşmede belirtilen iş bedeline oranlanmak suretiyle hatalı bir sonuca ulaşıldığı,
mahkemece yapılması gereken işin bilirkişi heyetinden ek rapor alınmak suretiyle, eksik ve kusurlu işler de dikkate alınarak mevcut hali ile gerçekleştirilen işin öncelikle toplam işe fiziki oranının yüzde olarak belirlenmesi, bulunan bu oranın kararlaştırılan götürü iş bedeli olan 770.000,00 TL’ye uygulanarak yüklenicinin hak ettiği iş bedelinin belirlenmesi ve toplam iş bedeli için bulunacak bu rakamdan kanıtlanan 636.020,50 TL’lik ödemelerin düşülmesinden sonra bulunacak bedel üzerinden karar verilmesi olduğu gerekçesiyle hükmün davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
5- Bozma ilamına karşı davacı vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuş ise de, Dairemizin 20/09/2021 tarihli, 2021/3953 E. ve 2021/210 K. sayılı ilamı ile istemin reddine karar verilmiştir.
6- Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda verilen 14/06/2022 tarihli üçüncü kararda, hükme esas alınan 28/05/2022 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda, eksik ve ayıplı imalat dikkate alınarak yapılan hesaplamada yüklenicinin hak kazandığı bedelin 769.956,96 TL, yükleniciye ödenen miktarın 636.020,50 TL olduğu, bu durumda yüklenicinin talep edebileceği bakiye işbedeli alacağının 133.936,46 TL olduğu, tarafların edimlerini karşılıklı ve tam olarak eda etmemeleri karşısında cezai şartın talep edilmesinin de mümkün olmadığı, ayrıca alacağın likit olmaması sebebiyle icra inkar tazminatı isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, hüküm fıkrasında aynen;
1-Davanın kısmen kabulüne,
Ankara 22.İcra Müdürlüğü'nün 2015/26850 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 133.936,46 TL üzerinden devamına,
Fazlaya ilişkin talebin reddine,
İcra inkar tazminatı talebinin reddine,
...
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT'nin 13/1 maddesi gereğince hesaplanan 16.673,96 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT'nin 13/1,2,3 maddeleri gereğince hesaplanan 16.673,96 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
7- Mahkemenin üçüncü kararına karşı davalı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olduğu, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı ve yine bozma ilamına uygun ve içerik itibariyle yeterli bulunan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazı incelendiğinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2015/26850 esas sayılı takip dosyası ile 148.979,50 TL asıl alacak ve 150.150,00 TL gecikme cezası olmak üzere toplam 299.129,50 TL'nin tahsili talepli icra takibi başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine açılan işbu davada ise "davanın kabulü ile takibin takip talebindeki şartlarda devamı" talep edildiğinden itirazın iptali dava değerinin de 299.129,50 TL olacağı ancak mahkemece davanın kısmen kabulü ile 299.129,50 TL'lik talebin 133.936,46 TL'sinin kabulüne, 165.193,04 TL'sinin de reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Karar tarihindeki AAÜT'nin "Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret" başlıklı 13. maddesinde;
"(1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.
(3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez." hükmüne yer verilmiştir.
Her ne kadar mahkemece hüküm fıkrasının 5 nolu bendinde "Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT'nin 13/1 maddesi gereğince hesaplanan 16.673,96 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine," ve 6 nolu bendinde "Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT'nin 13/1,2,3 maddeleri gereğince hesaplanan 16.673,96 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine," karar verilmişse de huzurdaki uyuşmazlığın maddi tazminat talebine yönelik olmadığı gözetildiğinde AAÜT m. 13/III hükmü uygulama alanı bulmayacağından, AAÜT m. 13/I hükmü gereğince vekalet ücreti olarak,
mahkemece reddedilen kısım olan 165.193,04 TL üzerinden hesaplanan 19.643,33 TL'ye hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde noksan vekalet ücreti takdir edilmesi hatalı olmuştur.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 ncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 nci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/4817, K. 2024/1382, 8 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama