KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2022/4939 E., 2024/3380 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic. Mah. Sıf.
- Sayısı
- 2022/147 E., 2022/401 K.
- Hüküm/karar
- Kabul
Karar Metni
557 kelime·3 dk okuma
Davacı vekili, müvekkilli yüklenici ile davalı kooperatif arasında düzenlenen inşaat sözleşmesi gereğince 81 adet villa, 4 adet işyeri ve altyapı inşaatlarının yapıldığını, iş bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, şimdilik 140.000,00 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile 1.500.000,00 TL’nin tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, akdî ilişkinin varlığını kabul etmiş, yapılan iş bedelinin %10'u davacıya verilmek şartı ile inşaatın yapıldığını, ancak inşaatın tamamlanmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı şirket ortağının aynı zamanda kooperatifin başkanı olduğu, %90 oranındaki imalâtın bu dönemde gerçekleştiği, bu hali ile yapılan inşaatın miktarının belirlenemediği, üyelerin aidatlarından ve inşaatlardan satış yaparak elde ettiği gelirlerle iş yaptığı ve davacının inşaattan kalan alacağını kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nin 08.02.2016 tarihli, 2015/5041 Esas, 2016/785 Karar sayılı ilamı ile “Taraflar arasında tarihsiz eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu kabul edilerek sözleşme hükümlerine göre davacının kanıtlayabildiği inşaat imalâtı bedelini sözleşme fiyatları ile bilirkişilerden ek rapor almak suretiyle hesaplatmak, bundan gerek davalının gerekse kooperatifin ortaklarının doğrudan davacıya yaptıkları ödeme miktarı ceza mahkemesinde keşinleşen hususlar da gözetilerek mahsupla varsa kalan miktarı hüküm altına almaktan ibarettir” gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; sözleşme gereğince yapılan inşaatların imalat bedelinin 7.308.050,09 TL olduğu, davalı kooperatifin davacı şirkete yapmış olduğu 1.089.300,86 TL avans ödemesinin ve ...uhdesinde bulunan 14.222,00 TL’nin mahsubu ile davacının davalıdan alacağı tutarın 6.204.527.23 TL olduğu, davacının 16.06.2009 tarihinde davasını 1.500.000,00 TL olarak ıslah ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne, 1.500.000,00 TL alacağın 140.000,00 TL’sinin 07.06.2008 tarihinden, 1.360.000,00 TL’sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Bu karara karşı taraflar vekillerince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
1-Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamında; taraflar arasında tarihsiz eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu kabul edilerek sözleşme hükümlerine göre davacının kanıtlayabildiği inşaat imalâtının sözleşme fiyatları ile bedelinin hesaplanması gereğine işaret edinilmiştir.
Davacı yüklenici bu konuda herhangi bir tespit raporu sunmamış ise de, davalı tarafından düzenlenen 01.09.2010 tarihli tutanakta davacının işi 2003 yılı itibariyle terk ettiği belirtilerek, bu tarih itibariyle tamamlanan imalatların seviyesinin gösterildiği anlaşılmaktadır. Dinlenen davalı tanıkları ise davacı yüklenicinin en son 2006 yılında işi terk ettiğini beyan etmişlerdir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; konusunda uzman bilirkişi heyeti oluşturularak, davalı kooperatifçe tutulan tespit tutanağı dikkate alınmak suretiyle, işe başlama tarihi ile işin terk edildiği anlaşılan 2006 yılı işin yapıldığı son tarih olarak esas alınıp, 01.09.2010 tarihli tespit tutanağında belirlenen işlerin işe başlama tarihi ile 2006 yılı arasında geçen sürede senelere sari olarak yapılabilecek yüzdeleri tespit etmek suretiyle bulunacak inşaat imalatının sözleşmede kararlaştırılan şekilde yapıldığı yılın birim fiyatları ile bedelinin belirlenip, kanıtlanan ödemeler düşülerek sonucuna uygun şekilde karar vermekten ibarettir.
Bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile hükme varılması usul ve yasaya aykırı olmuş, kararın bozulması uygun bulunmuştur. 2-Bozma nedenine göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/4939, K. 2024/3380, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama