KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2023/1203 E., 2024/2906 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1362 E., 2022/1384 K.
- Dava tarihi
- 12.10.2021
- Hüküm/karar
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/363 E., 2022/300 K.
Karar Metni
618 kelime·3 dk okuma
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; taraflar arasında düzenlenen 14.03.2018 tarihli bina yıkımı işini konu alan sözleşmeye göre işin başlama tarihinin 14.03.2018, işin teslim tarihinin ise 13.05.2018 olduğu, davalının bu sözleşme gereği edimini 88 günlük bir gecikme ile tamamladığı, davacı tarafça bu gecikme nedeniyle davalıya kesilen 39.600,00 TL gecikme cezasının yerinde olduğu, yine taraflar arasında düzenlenen 18.05.2018 tarihli sözleşmeye göre işin başlama tarihinin 31.07.2018, işin teslim tarihinin ise 28.11.2018 olduğu, davalının bu sözleşme gereği edimini 37 günlük bir gecikme ile tamamladığı,
davacı tarafça bu gecikme nedeniyle davalıya kesilen 225.330,00 TL gecikme cezasının da yerinde olduğu, sonuç olarak davacının davalıdan toplam 264.930,00 TL gecikme cezası alacağı bulunduğu, takip öncesinde davalıya ödeme için yapılan bildirimler nedeniyle davalının takip öncesinde temerrüde düşürüldüğü,
buna göre temerrüt tarihi ile takip tarihi arasında davacının talep edebileceği işlemiş faiz tutarının da 6.989,80 TL olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile Denizli 9. İcra Müdürlüğü'nün 2019/4208 Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafça vaki itirazın iptali ile takibin aynen devamına, alacağın likit olmadığı ve yargılamayı gerektirdiği değerlendirildiğinden davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar vermiştir.
2-İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3-Bu karara karşı süresinde davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.
Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasında yıkım işine dair sözleşme ilişkisinin bulunduğu, davacı talebinin bu sözleşmelere dayalı cezai şart istemine ilişkin olduğu, günlük gecikme cezası miktarı ve gecikme günleri sabit olduğundan alacağın likit olduğu hususlarının kabulü ile yasal koşullar oluştuğundan icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekirken hükmedilmemesi doğru olmamıştır.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/1203, K. 2024/2906, 24 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama