KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2023/1851 E., 2024/2283 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/430 E., 2022/580 K.
- Hüküm/karar
- Asıl Dava Kabul, Karşı Davada Yeniden Hüküm Tesisine Yer Olmadığına
Karar Metni
1.769 kelime·9 dk okuma·14 bölüm
Taraflar arasındaki asıl ve karşı davada alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, karşı davada yeniden hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı ... vekilince duruşmalı, davacı-karşı davalı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.06.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davalı-karşı davacı ... vekili Avukat ... ile asli müdahil ... vekili Avukat ... geldi. Tebligata rağmen başka gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacı yüklenici vekili dava dilekçesinde özetle; davalı arsa sahipleri ile aralarındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce feshine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, davalıların, taşınmaz üzerine yapmış olduğu inşaat bedeli kadar sebepsiz zenginleştiklerini, fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı şirketin yapmış olduğu inşaatın kıymeti, seviye itibari ile arzın çıplak mülkiyetini geçiyorsa davalılar adına tescilli olan arzın bedelinin belirlenerek işbu arzın bedeli mukabilinde davacı adına tesciline, aksi takdirde dava tarihi itibari ile imalat bedelinin işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı-karşı davacı arsa sahipleri vekili cevap ve karşı dava dilekçelerinde özetle; asıl davanın reddini, karşı davada ise, yüklenicinin 30.07.2009 tarihinden itibaren arsa sahiplerinin dairelerinin her biri için 44 ay kira ödemekle yükümlü olduğunu, şimdilik her bir davacı için 1.000,00 TL olmak üzere toplam 11.000,00 TL'nin tahsilini talep etmiştir.
3. Asli müdahil ... cevap dilekçesinde özetle; davacı yüklenici şirketin bozma ilamından önceki hükmedilen alacağını Ankara 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında takibe koyduğunu, söz konusu alacağını 25.01.2016 tarihinden itibaren doğacak bütün fer'ileri ile birlikte Ankara 36. Noterliğinin 25/01/2016 tarih ... yevmiye numaralı Alacağın Devri Sözleşmesi (Temlikname) ile asli müdahil müvekkiline devir ve temlik ettiğini belirterek, asli müdahillik talebinin kabulüne, müvekkilinin sözleşmeyle temlik aldığı miktarın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Taraflar açılan asıl ve karşı davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI
Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/181 Esas, 2015/515 Karar ve 01.12.2015 tarihli kararı ile özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiği, dava tarihine göre yapılan hesaplamalarda davacı yüklenicinin yaptığı toplam imalat bedelinin 696.004,43 TL olduğu gerekçesiyle asıl davanın ıslah da dikkate alınarak 110.000,00 TL üzerinden kabulüne; karşı davanın sözleşmenin feshi nedeniyle kira tazminatı talep edilemeyeceğinden reddine karar verilmiştir. Ayrıca davacı yüklenici vekili, alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline şeklinde kararın tavzih edilmesini talep etmiş, mahkemece ek kararla tavzih talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. BİRİNCİ BOZMA KARARI
A. Bozma Kararı
1. İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen asıl kararını, davalı - karşı davacı arsa sahipleri vekili, ek kararını ise davacı-karşı davalı yüklenici vekili temyiz etmiştir.
2. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi’nin 2016/2759 Esas, 2017/932 Karar ve 27.03.2017 tarihli kararı ile özetle; somut olayda taraflar arasındaki sözleşmenin mahkeme kararı ile feshine karar verildiğine göre, imalat bedelinin arsa sahiplerinin yararına olan kısmının talep edebileceği, ancak dava konusu taşınmazda davalılardan başka arsa sahiplerinin bulunduğu ve bu imalatın onların da yararına olduğu göz önünde bulundurularak, imalat bedelinin tamamının davalılardan istenmesinin mümkün olmadığı, yapılan inşaatın arsa sahiplerinin yararına olup olmadığının da belirlenmediği,
bu nedenlerle yerinde keşif yapılarak yapılan inşaatın arsa sahiplerinin yararına olup olmadığı tespit edilip, arsa sahiplerinden talep edebilecek miktar belirlenerek bu miktarın hüküm altına alınması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulduğu anlaşılmıştır.
V. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İKİNCİ KARARI
Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/330 Esas – 2017/397 Karar ve 01.11.2017 tarihli kararı ile özetle; asıl ve karşı dava yönünden feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, asli müdahilin talebi yönünden, asli müdahile verilen temlikname icra dosyasındaki alacağa yönelik olduğundan, asli müdahilin davasının reddine karar verilmiştir.
VI. İKİNCİ BOZMA KARARI
A. Bozma Kararı
1. İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararını asli müdahil vekili temyiz etmiştir.
2. Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nin 2016/2759 Esas, 2017/932 Karar ve 27.03.2017 tarihli kararı ile özetle; mahkemece verilmiş bulunan davanın kabulüne dair ilk kararın ilamlı icra takibine konu olduğu, bu aşamada davacı yüklenicinin, alacağını ...'ye temlik ettiği, dosyada bulunan Ankara 36. Noterliği'nin 25.01.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı temlik belgesinden de, davacı yüklenicinin Ankara 1. İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı takip dosyasında hesaplanan 155.224,18 TL alacağını devir ve temlik ettiğinin anlaşıldığı ve temlik alan ... bu temlik belgesini 18.07.2017 tarihli dilekçe ekinde dava dosyasına bildirdiği, temliknameye konu olan alacağın Ankara 1. İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dava dosyası ile ilgili olduğunun mahkemenin de kabulünde olmakla birlikte mahkemece icra dosyasındaki alacağın temlik edildiği, dava dosyasındaki müddeabihin devredilmediği yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğu, mahkemece alacağı temlik eden davacı şirketin feragatının temliknameden sonrası olması nedeniyle feragati sonuç doğurmayacağından asli müdahil olarak davaya katılan temlik alan ...'nin davacı yerine geçip asıl davada işin esasının incelenip hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulduğu anlaşılmıştır.
VII. İLK DERECE MAHKEMESİNİN SON KARARI
Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2019/430 Esas, 2022/580 Karar ve 01.12.2022 tarihli kararı ile özetle; keşif sonrası alınan bilirkişi raporları ile asıl davada davacı yüklenici şirketin faydalı imalatlar nedeniyle alacaklı olduğunun anlaşıldığı, davalı arsa sahipleri yapılan hesaplamalara bir kısım itirazlarda bulunmuşlarsa da yalnızca inşaatta yapılan kazı bedelinin dahi 334.416,43 TL tutarında olduğu, asli müdahilin talebinin temlik aldığı 110.000,00 TL ve ferileri ile sınırlı olduğu,
bakiye kısmından davacı şirketin feragat ettiği, davalıların arsa paylarının bu miktarı aştığı, dolayısıyla itirazların dosyaya bir etkisi olmadığının anlaşıldığı, bu durumda, davanın kabulü ile temlik miktarı olan 110.000,00 TL'nin 10.000,00 TL kısmına dava tarihinden, 100.000,00 TL kısmına ıslah tarihi olan 05.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak temlik alan asli müdahile verilmesine, karşı davada davanın feragat nedeniyle reddine yönelik karar kesinleştiğinden yeniden hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir.
VIII. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararını süresinde, asıl davada davacı yüklenici ile davalı arsa sahibi ... vekilleri temyiz etmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı yüklenici vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemenin karşı davada feragat nedeniyle yeniden hüküm tesis edilmesine yer olmadığına dair kararının yerinde olmadığını, karşı alacakları bakımından da karar verilmesi gerektiğini, eserde ağır kusur olduğuna ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalıların alacaktan münferiden sorumlu olduklarına dair verilen mahkeme hükmünün davacının temyiz itirazlarına rağmen onandığını, artık kesin hüküm halini aldığını, bu nedenle bozma sonrası müteselsil sorumluluğa hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/624 Esas sayılı dosyada sözleşmenin feshedildiğinin tespitine karar verildiğini, bu nedenle sözleşme uyarınca 4 ay içinde ruhsat alınmadığından sözleşme kendiliğinden münfesih olacağından 20.11.2007 tarihinden sonra yapılan imalatların herhangi bir hukuki dayanağı olmadığını,
dava konusu parsele forekazık ve ankraj imalatı uygulamasının davacı tarafından değil yeni yüklenici tarafından yapıldığını, alınan raporun önceki raporun tekrarı mahiyetinde olduğunu, alacağın devri sözleşmesinin muvazaalı olduğunu belirterek duruşma istemli olarak kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin mahkeme kararı ile geriye etkili şekilde feshi nedeniyle yapılan imalat bedelinin tahsili; karşı dava ise aynı sözleşme uyarınca kira tazminatı istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk TBK’nın 470 vd maddeleri.
3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 437 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı -karşı davalı yüklenici şirket vekilinin tüm, davalı – karşı davacı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalan kısımları kesinleşmektedir. Bozma kararına uymuş olan ilk derece mahkemesi kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremeyecektir. Şöyle ki kesinleşmiş olan bu kısımları o kısımlar lehine olan taraf lehine usuli kazanılmış hak teşkil etmektedir.
Söz konusu açıklamayı somut uyuşmazlık bakımından değerlendirdiğimizde, mahkemece verilen ilk kararda davalı arsa sahipleri aleyhine hükmedilen alacağın davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Davacı yüklenicinin “müteselsilen” tahsil hükmü kurulması yönündeki tavzih talebi mahkemece ek karar ile reddedilmiştir. Mahkemenin bu ek kararına karşı davacı yüklenicinin temyiz talebinin de reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle mahkemece hükmedilen alacağa, temyiz eden davalı ... bakımından “müteselsilen” tahsiline karar verilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca bozma ilamında, arsa sahiplerin tapuda kayıtlı arsa payları oranında yapılan imalat bedelinden sorumlu olmaları gerektiği belirtilmiştir.
Bozma ilamından sonra alınan hükme esas bilirkişi raporunda, davalı ...’ın tapu payına düşen imalat bedeli alacağı 3.528,59 TL hesaplanmasına rağmen, mahkemece devredilen alacak miktarı toplamı 110.000,00 TL üzerinden davalının sorumlu tutulması doğru olmamıştır.
Kararın belirtilen bu nedenlerle bozulması gerekirse de, yapılan bu yanlışlıkların giderilmesi tekrar yargılamayı gerektirmediğinden HUMK’un 438/7. uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
IX. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
“Değerlendirme” bölümünün “2 nci” bendinde açıklanan nedenlerle asıl davada davacı – karşı davada davalı yüklenici şirket vekilinin tüm, asıl davada davalı–karşı davada davacı arsa sahibi ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, “3 üncü” bendinde açıklanan nedenlerle asıl davada davalı – karşı davada davacı arsa sahibi ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile; hüküm fıkrasının 1 inci bendinin 2 inci paragrafının hükümden çıkartılmasına,
yerine “Temlik miktarı olan 110.000,00 TL'nin 10.000,00 TL kısmına dava tarihinden, 100.000,00 TL kısmına ıslah tarihi olan 05/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı arsa sahibi ... hariç diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak temlik alan asli müdahile verilmesine, söz konusu alacağın 3.528,59 TL’lik kısmının davalı ...’dan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsili ile temlik alan asli müdahile verilmesine,
hüküm fıkrasının 3 üncü, 4 üncü ve 5 inci bentlerinin hükümden çıkartılarak yerine 3 üncü bent olarak “Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 7.514,10 TL harçtan, 202,20 TL peşin harçlar ve 1.708,00 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 5.603,90 TL harcın davalı ... hariç diğer davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, davalı ...’ın 241,03 TL’den sorumlu tutulmasına, 4 üncü bent olarak “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince hesap edilen 17.500,00 TL vekalet ücretinin davalı ... hariç diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak temlik alan asli müdahile ödenmesine,
davalı ...’ın 3.528,59 TL’den sorumlu tutulmasına”, 5 inci bent olarak “Davacı ve asli müdahil tarafından yapılan (2.400,00 TL bilirkişi ücreti, 240,00 TL keşif araç ücreti, 797,20 TL çeşitli posta masrafları ve 615,30 TL keşif harçları olmak üzere toplam) 4.052,50 TL masraf ile davacı ve asli müdahil tarafından yatırılan 202,20 TL peşin harçlar, 56,60 TL başvurma harçları ve 1.708,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 6.019,30 TL yapılan yargılama giderinin davalı ... hariç diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak temlik alan asli müdahile ödenmesine, davalı ...’ın 192,62-TL’den sorumlu tutulmasına” cümlelerinin yazılmasına,
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/1851, K. 2024/2283, 25 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama