KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2023/2132 E., 2024/2709 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1956 E., 2023/371 K.
- Dava tarihi
- 30.07.2019
- Hüküm/karar
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/61 E., 2022/517 K.
Karar Metni
795 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... ve davalı vekili Avukat ...’nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili; taraflar arasında, müvekkilli şirkete ait bir takım tesislerin imalatı konusunda üç adet sözleşme düzenlendiğini, davalının sözleşmeden kaynaklanan edimini tam olarak yerine getirmediğini, eksik bırakılan işlerin başka yüklenicilere yaptırıldığını, buna rağmen davalının, 1.704.655,34 TL alacağı olduğu iddiasıyla müvekkili şirket hakkında icra takibine giriştiğini ileri sürerek, müvekkili şirketin söz konusu takip nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili şirketin edimini yerine getirdiğini, davacının tüm faturaları ticari kayıtlarına işlediğini, yasal sürede itiraz etmediğini, üçüncü kişilere yaptırıldığı iddia edilen işlerle ilgili nama ifaya izin talep edilmediği gibi bu işlerin sözleşme konusu işlerle de ilgisi olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davalı yüklenicinin edimlerini yerine getirmediği, bir takım işleri eksik bıraktığını iddia edilmiş ise de bu hususta bir tespit yapılmadığı ve ihtar gönderilmediği, yine tarafların ticari kayıtlarına göre davalı tarafça düzenlenen ve icra takibine konu edilen 30.11.2017 tarihli 2.951.805,40 TL bedelli faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, 2017 yılı defter kapanış kayıtlarına göre davacının davalıya bakiye 1.709.513,38 TL borçlu göründüğü, ispat yükü kendisinde olan davacı tarafın borçlu bulunmadığını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya duruşmalı olarak incelendi, gereği konuşulup düşünüldü;
Taraflar arasında, davacı iş sahibi şirkete ait taşınmaz üzerinde, çeşitli tesisler imal edilmesini konu alan üç adet sözleşme düzenlenmiştir
Davalı yüklenici şirket, bu sözleşmelerden kaynaklı, 1.700.356,76 TL tutarındaki cari hesap alacağının tahsili amacıyla, davacı iş sahibi şirket hakkında icra takibine girişmiş, davacı iş sahibi şirket, davalı yüklenici şirketin, bu sözleşmelere dayalı edimini yerine getirmediğini, işi yarım bıraktığını, yaptığı imalatın bedelinin ödendiğini, başkaca alacağı kalmadığını ileri sürerek, vaki icra takibi nedeniyle yüklenici şirkete borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle işbu davayı açmıştır.
İlk derece mahkemesince, davacı iş sahibinin davasını icra takibine konu borç miktarına ve takibe konu faturaya özgülediği kabul edilerek, davacının söz konusu faturayı ticari kayıtlarına itiraz etmeksizin işlediği, eksik ve ayıplı imalat yönünden yükleniciye bir ihtarname göndermediği, daha sonra iade faturası düzenleyerek kendi kayıtlarında borcu sona erdirdiği, davalı yüklenicinin bu iade faturasını kabul etmediği, sonuç olarak, davacının davalıya 1.700.357,00 TL borçlu bulunduğu sonucuna varılmıştır.
İlk derece mahkemesince, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 30.11.2017 tarihli ve 2.951.805,40 TL tutarlı faturaya dayandığının kabulüyle sonuca gidilmiş ise de işbu menfi tespit davasının konusu olan icra takibinin dayanağı, söz konusu fatura değil, cari hesap bakiyesidir. Bu nedenle, taraflar arasındaki tüm borç ilişkisi nazara alınarak, yüklenici tarafından yapılan tüm imalat ve bunun karşılığında iş sahibi tarafından yapılan ödemeler tespit edilip, bir kesin hesap çıkartılarak alacak borç miktarı belirlenmelidir.
Dosya kapsamında alınan, 17.05.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda, birinci sözleşme kapsamında yapılması taahhüt edilen 2. rabotik ahırın çelik kontrüksyon imalatı dahil olmak üzere bazı imalatların yapılmadığı, yüklenici şirketin işi eksik bıraktığı, yüklenicinin hak ediş alacağının üç sözleşme kapsamında yapılan imalata göre toplam 6.220.569,20 TL olduğu tespit edilmiştir. Davacı iş sahibi şirket yükleniciye bu meblağdan daha fazla ödeme yaptığını ileri sürmüş, buna ilişkin delillerini dosyaya sunmuştur.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince, bilirkişi kurulundan alınacak ek raporla, yüklenici tarafça yapılan imalata karşılık, davacı iş sahibinin toplam ne kadar ödeme yaptığı tespit edilerek, bir kesin hesap çıkarılması, takip tarihi itibariyle, davacının, davalı yükleniciye borcu bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye ve yanılgılı gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Açıklanan bu sebeplerle, ilk derece mahkemesi kararı ile bu karara karşı istinaf isteminin reddi kararı usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/2132, K. 2024/2709, 17 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama