KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2023/2207 E., 2024/2717 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/120 E., 2022/350 K.
- Davalılar
- 1-... 2-... vekili Avukat ...
- Dava tarihi
- 28.10.2015
- Hüküm/karar
- Asıl Dava Ret, Birleşen Dava Kabul
Karar Metni
555 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.09.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde asıl ve birleşen davada davacı vekili Avukat ... ile asıl davada davalılar ... ve ... vekili Avukat ... geldiler. Tebligata rağmen başka gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
1-İlk derece mahkemesince, dava konusu inşaatın tamamlanma oranına göre yüklenicinin kademeli tapu ferağına göre hak ettiği bağımsız bölümü temlik alan davacının, kendi adına tapu tescili isteyebileceği gerekçesi ile arsa sahiplerine karşı açılan asıl davanın kabulü ile davacının temliken aldığı bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuda kayıt ve tesciline, yükleniciye karşı açılan birleşen davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
2-İlk derece mahkemesi kararına karşı asıl davada davalılar vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3-Bölge Adliye Mahkemesinin bu kararına karşı asıl davada davalılar vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 2021/1154 Esas, 2022/645 Karar sayılı ve 09.02.2022 tarihli ilamıyla; yüklenicinin gerçekleştirdiği imalat seviyesine göre davacının temliken aldığı bağımsız bölümlerin adına tescilini talep edemeyeceği, dava dilekçesinde davacının satın aldığı bağımsız bölümlerin bedeline ilişkin talepte bulunduğu da dikkate alınarak, davalı arsa sahipleri yönünden tapu iptal tescil talebinin reddi ile, davalı yükleniciye karşı bedele ilişkin talebi incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek, söz konusu kararın bozulmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4- İlk Derece Mahkemesince, bozma üzerine verdiği arsa malikleri yönünden açılan asıl davanın reddine, birleşen dava bakımından ise; aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunması sebebi ile davalı yüklenici aleyhine davacı tarafından 07.06.2018 tarihinde dava açılmış, dava dilekçesinde öncelikle tapu iptali ve tescile karar verilmesini kabul olmaz ise, müvekkili tarafından ödenen bedelin tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece 11.06.2018 tarihinde bu dosya ile birleştirme kararı verilmiş olduğu, davacının davasını 05.11.2018 tarihinde ıslah etmiş olduğu, ıslahın birleşen dosya bakımından da geçerli olduğu gerekçesi ile yüklenici yönünden birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu karara karşı asıl ve birleşen davada davacı vekilince süresinde duruşmalı olarak temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Kamu düzenine aykırılık halleri ile uyulan bozma ilamının içeriği ve usuli kazanılmış hak ilkesinin resen gözetildiği; kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine; asıl ve birleşen davada davacılar tarafından yapılan ıslahın, birleştirme kararı sonrasında aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunan asıl ve birleşen davalarda davalıların tümüne karşı hüküm ifade ettiğinin anlaşılmasına göre asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/2207, K. 2024/2717, 17 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama