KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2023/2823 E., 2024/5028 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/128 E., 2023/670 K.
- Karar
- Kısmen Kabul
- İlk derece mahkemesi
- Bolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla
- Sayısı
- 2020/236 E., 2022/210 K.
Karar Metni
621 kelime·3 dk okuma
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı arsa sahibi ... ile davalılardan yüklenici ... arasında düzenleme şeklinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, inşaatın temelinin davalı yüklenici ... tarafından atıldığını, yüklenici ...'a ait olan 12 numaralı daireyi satın almak için aralarında satış sözleşmesi imzaladıklarını, taşınmazın bedeli için peşinat ödediğini ancak arsa sahibi ... ile ...'ın aralarındaki sözleşmenin iptal olduğunu ve inşaata yeni yüklenici ...'in devam ettiğini, davalı yüklenici ...'ın inşaatı belli bir seviyeye getirdiğini, alacağın temliki hükümlerinin uygulanarak, peşinatını ödediği tapunun kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini, aksi halde ödenen bedelin iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Gencer cevap dilekçesinde; hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı arsa sahibi ...; yüklenici ... ile imzaladığı kat karşılığı inşaat sözleşmesini geriye etkili olarak feshettiğini, davalılar arasında danışıklı işlemin söz konusu olmadığını, davacının tescil talep edebilmesi için yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Diğer davalı yüklenici ... davaya cevap vermemiştir.
İlk Derece Mahkemesince feshin muvazaalı olduğunun somut bir delille ispat edilemediği, ilk yüklenicinin edimini yerine getirmediğinden davacının tapu devrine hak kazanamayacağı gerekçesiyle davacının tapu iptal ve tescil talebinin reddine; tarafların verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre isteme hakları olduğu gerekçesiyle denkleştirici adalet kuralı gereği davacının davalı yüklenici ... yönünden tazminat talebinin kabulü ile; 130.791,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi tarafından davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisine, davacının tapu iptali ve tescil isteminin reddine, tazminat isteminin yüklenici ... yönünden kabulü ile davacının terditli talebi kabul edildiğinden davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili ve davalı arsa sahibi ... mirasçıları vekili ve davalı ....... vekili tarafından süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
1-Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı arsa sahibi ve diğer davalılar arasında muvazaalı ilişki bulunduğunun ispatlanamadığı, davalı arsa sahibi ... ile davalı yüklenici ... arasında mecburi dava arkadaşlığı olduğu ve davacının terditli istemi kabul edilip davalı arsa sahibi lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru görüldüğünden davacı vekilinin ve davalı arsa sahibi ... mirasçılarının vekilinin tüm temyiz istemlerinin reddine karar verilmiştir.
2- Davalı ... vekilinin temyiz itirazları yönünden;
Dosya kapsamından davalı ... ’in taşınmazı inşa edecek olan ikinci yüklenici olduğu anlaşılmıştır. İlk yüklenici ile ikinci yüklenici arasındaki muvazaa iddiası ispatlanamadığından ve ikinci yüklenici İdris...ile arsa sahibi arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmadığından bu davalı lehine kabul edilen tazminat tutarı üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki; yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/2823, K. 2024/5028, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama