KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2023/2927 E., 2024/2435 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2024
- Mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/978 E., 2023/984 K.
- Dava tarihi
- 06.09.2017
- Hüküm
- Başvurunun Kabulüyle Davanın Usulden Reddi
- İlk derece mahkemesi
- Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/552 E., 2021/91 K.
Karar Metni
1.065 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki kooperatif üyeliğinden kaynaklı icra takibine vaki itirazın iptali ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüyle yeniden karar verilmek suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... ile müvekkili arasında 17/11/2005 tarihinde hisse devri sözleşmesi imzalandığını, kooperatif hissesinin müvekkil adına devri için kooperatife başvuran müvekkile kooperatif yetkilileri tarafından ... adına bir kooperatif hissesi bulunmadığının bildirildiğini, bunun üzerine davalı ... adına kooperatif üyeliğinin tespiti talepli dava açıldığını, davanın tüm masraflarını müvekkilinin karşıladığını, yargılama sonucu davalının kooperatif üyesi olduğunun tespit edildiğini, ancak kooperatif hissesini mahkeme kararıyla iktisap eden davalı ...'ın,
hisse devri sözleşmesi gereğince hissesini devretmeye bir türlü yanaşmadığını, müvekkilini sürekli oyaladığını, müvekkilinin 06/04/2016 tarihinde davalıya ihtarname çekerek hisse devri sözleşmesi gereği davalıdan devir borcunu ifa etmesini talep ettiğini, devam eden süreçte haricen edinilen bilgiye göre davalının kendi adına tespitine karar verilen bağımsız bölüm tapusunu almak yerine kooperatif ile anlaşarak 82.500,00 TL karşılığında tapudan vazgeçtiğini, bu tutar üzerinden davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazıyla takibin durduğunu, diğer taraftan taşınmazın rayiç değerinin daha yüksek olduğunu,
takibe konu tutarın müvekkilinin zararını karşılamayacağını, bu nedenle itirazın iptali yanında alacak davası açtıklarını ileri sürerek itirazın iptaline ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 30.000,00-TL alacağın 08/08/2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, hisse satış sözleşmesinin düzenlenme tarihinin 17/11/2005 olduğunu, talep ve iddiaya konu alacağın bu tarihte muaccel olduğunu, yapılan icra takibinin bundan çok daha sonra olduğunu, talep tarihinde alacağın talebine ilişkin 10 yıllık zaman aşımının dolduğunu, sözleşmeyi kabul etmediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; sözleşmedeki imzanın davalıya ait olduğu, denkleştirici adalet ilkesi gereği davacının talep edebileceği tutarın 177.760,77.-TL olduğu, takipten evvel davacı tarafça davalıya ihtarname çekilmiş ise de, ihtarnamede ödenen paranın iadesinin istenmemesi sebebi ile bununla ilgili davalı tarafın temerrüde düşürüldüğünden söz edilemeyeceği, bu nedenle takipte istenen işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle itirazın iptali davasının asıl alacak miktarı yönünden kısmen kabulüne, taleple bağlı kalınarak alacak davasının 30.000,00.-TL yönünden tam kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; zamanaşımının dolduğunu, mahkemenin eksik inceleme ile karar verdiğini, davacının dava dilekçesindeki 30.000,00 TL'lik kooperatifteki bağımsız bölümün rayiç değerine ilişkin alacak talebinin iş bu davaya konu edilmesinin de yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemece dosyada alınan bilirkişi raporlarının açıkça hatalı ve hukuka aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının takibe konu ettiği alacağın 17/11/2005 tarihli sözleşmeden kaynaklı olduğu,, sözleşme gereğince ilk talep tarihinin 06/04/2016 tarihli Antalya 14.Noterliği ihtarnamesi olduğu, davacının İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde belirttiği gibi dava dışı kooperatife yönelik bu hisse devir sözleşmesine ilişkin bir talebi bulunmaması sebebiyle borcun ifa olanağının bulunmadığı ve zaman aşımının davalının kooperatif üyeliğinin tespitine ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren işleyeceği gerekçesinin hatalı olduğu,
eldeki davaya süresinde vermiş olduğu cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunduğu hususu gözetilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulüyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sözleşmenin ifa olanağının 2011de doğduğunu, zamanaşımının dolmadığını, davanın reddinin hatalı olduğunu temyiz sebepleri olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kooperatif üyeliğinden kaynaklı icra takibinde itirazın iptali ve alacak istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1. ile 370 ve 371. Maddeleri, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 16., 23. ve 27. Maddeleri
3. Değerlendirme
Taraflar arasında 17/11/2005 tarihinde kooperatif hisse devri sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmeden hemen sonra, davalı ile dava dışı kooperatif arasında açılan üyelik tespiti davası sonucunda, davalının kooperatif üyesi olduğu tespit edilmiş, mahkeme kararı 08.08.2011 tarihinde kesinleşmiştir. Üyelik tespiti davası kapsamına göre kooperatifçe, davalının üyeliğini kabul edilmeyerek muaraza çıkartıldığı anlaşıldığından davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin kooperatif nezdinde ifasının gerçekleştirilemediği anlaşılmaktadır.
Üyelik tespitine ilişkin karar kesinleştikten sonra davalı, 06.02.2014 tarihli sözleşme ile, kooperatif hissesini bedelsiz ve bu hissesi karşılığı bağımsız bölümdeki haklarını 82.500 TL bedelle kooperatife devretmiştir.
Davalının üyelik haklarından, 82.500,00 TL karşılığında vazgeçtiğini öğrenen davacı, 06.04.2016 tarihinde ihtarname göndererek bedelin kendisine ödenmesini talep etmiştir. Ödenmemesi üzerine de 06.09.2017 tarihinde bu davayı açmıştır.
Davacı bu davayı hisse devir sözleşmesinin borçlu kusuruyla ifa edilmemesi ve ifa olanağının da ortadan kalkması nedeniyle açmıştır. Kooperatifin davalının üyeliğine karşı çıktığı ve bu nedenle kooperatifçe hisse devir sözleşmesi gereği yerine getirilemediğinden üyelik tespiti kararının kesinleştiği tarihe kadar zamanaşımının işlemeye başlayıp başlamadığını değerlendirmek gerekir.
Genel kural olarak zamanaşımı sözleşmenin yapıldığı tarihten değil alacağın muaccel olduğu tarihten başlar. Dava dışı kooperatif davalının üyeliğine karşı çıktığı için üyelik tespitine ilişkin dava açıldığı ve bu dava sonucuna göre sözleşmenin ifa edileceği umudu taşındığı için zamanaşımı başlamamıştır.
Davacı ile üyelik devrine ilişkin sözleşmesi bulunan davalının üyelik tespitine ilişkin dava açması bu dava sonucuna göre üyeliğin devredileceği ümidini pekiştiren davranış niteliğinde olduğundan zamanaşımının bu süreçte işlediği kabul edilemez.
Somut olayda hisse devri sözleşmesi 10 yıllık genel zamanaşımına tabi olup üyelik tespiti davasının kesinleştiği tarih olan 08.08.2011 tarihinde başlar. Yani davacının sözleşmenin ifasını isteme olanağı bu tarihte doğmuştur. Takip tarihi olan 23.09.2016 ile dava tarihi olan 06.09.2017 tarihlerinde 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın zamanaşımından usulden reddi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcın istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/2927, K. 2024/2435, 3 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama