KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2023/3070 E., 2024/4726 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/289 E., 2023/811 K.
- Hüküm/karar
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- Kocaeli 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/160 E., 2022/353 K.
Karar Metni
887 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.12.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1-Davacı yüklenici tarafından sözleşmenin feshinin haksız olduğunun tespiti ve teminat mektup bedelinin tahsili istemiyle açılan davada, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davacı yüklenicinin sözleşme konusu edimleri tam olarak yerine getirmediği, işi süresinde bitirmediği, ihtara rağmen işe devam etmediğinden davalı idarenin sözleşmeyi feshetmekte ve teminat mektubunu tahsil etmekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2-İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nin 2023/289 Esas, 2023/811 Karar, 08.06.2023 tarihli kararı ile özetle; işin devamı sürecinde yüklenici firmanın iş programına uygun çalışma yapmadığı, işin süresinin yaklaşık %64'ünün kullanılmasına rağmen, yapılan iş miktarının %40 seviyesinde olması sebebiyle idarenin 14.09.2018 tarihli yazı ile davacıyı uyardığı, devamında 30.01.2019 tarihli sözleşmenin feshi-tasfiyesiyle ilgili müracaatından itibaren davacı yüklenicinin işi durdurduğu ve şantiyede çalışma yapmadığı,
sözleşmenin tasfiyesine ilişkin yüklenicinin 30.01.2019 tarihli talebinin Bakanlıkça uygun görülmemesi, bu kararın kendisine 17.07.2019 tarihli yazı ile bildirilmesi ve işleri hızlandırması yönünde ikaz edilmesine rağmen, yüklenicinin işe devam etmek yerine 24.07.2019 tarihli dilekçesi ile süre uzatım talebinde bulunarak çalışma yapmadan beklemeye devam ettiği, idarenin yükleniciye yazdığı 26.08.2019 tarihli yazıları ile işin süresinin 11.03.2019 tarihi itibariyle bittiğini ve cezalı duruma düşüldüğü,
10 günlük süre içerisinde işe başlanılmaması durumunda sözleşmenin feshedileceğinin ihtar edilmesine rağmen davacı yüklenicinin işe devam etmediği, bu durumun idare elemanlarınca 09.09.2019 tarihinde şantiyede yapılan kontrol sonrası tespit edilerek tutanak altına alındığı ve idarece 13.09.2019 tarihinde fesih kararı alarak fesih işlemlerine başlanıldığı, bu durumun 16.09.2019 tarihinde davacı yükleniciye bildirildiği, davalı idarece cezalı olsa da verilen süre uzatımına rağmen işin bitirilmediği, netice olarak davacının iş programının gerisinde kaldığı,
edimini ifada temerrüde düştüğünden davalı iş sahibinin sözleşmenin fesih beyanının haklı nedene dayandığının kabulü gerektiği, kaldı ki basiretli tacir gibi davranması gereken davacının geçmiş süreç içinde ülkemizde meydana gelen ekonomik gelişmeler karşısında döviz kurlarındaki kur sıçramaları ve malzeme fiyatlarındaki artış gibi gelişmeleri öngörerek buna göre hareket etmesinin kendisinde beklenen davranış olması gerekeceğinden döviz kurlarındaki yükselişin ve malzeme fiyatlarındaki artışın da mücbir sebep olarak kabul edilmesinin doğru olmadığı,
davalı idarenin akdin feshinde ve teminat mektup bedelini tahsilinde haklı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3- Bu karara karşı süresinde davacı vekilince duruşma istemli temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, eser sözleşmesinin feshinin haksız olduğundan hükümsüzlüğünün tesbiti ve nakde çevrilen teminat mektubu tutarının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne ilişkin karar Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf dairesinin kararına bakıldığında da TBK’nın 138. ve 480. Maddesinde yer alan sözleşmenin uyarlanması koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddedildiği anlaşılmaktadır.
4735 sayılı kanuna 17/1/2019 tarih ve 7161 sayılı kanunun 32 maddesi ile eklenen geçici 4. Madde ile, “31/8/2018 tarihinden önce 4734 sayılı Kanuna göre ihalesi yapılan (3 üncü maddesindeki istisnalar dâhil) ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla devam eden sözleşmeler, imalat girdilerinin fiyatlarında beklenmeyen artışlar meydana gelmesi nedeniyle, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonraki 60 gün içinde yüklenicinin idareye yazılı olarak başvurması kaydıyla, Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşü alınarak idarenin onayına bağlı olarak feshedilip tasfiye edilebilir veya devredilebilir” hükmü getirilmiştir. Bu hükümle kanun koyucu, dönemin ekonomik koşulları ile aşırı fiyat artışları nedeniyle sözleşmelerin feshi ve tasfiyesi imkanı getirilmiştir.
Davacının bu hükümden yararlanmak için başvuru yaptığı, davalı idare tarafından Hazine ve Maliye Bakanlığından görüş istendiği, bakanlığın olumsuz görüşü nedeniyle talebin reddedildiği anlaşılmaktadır. Bu karara karşı idare mahkemesine başvurulmuş ve bu karar iptal de edilmiştir. İdarenin takdir hakkını yerinde kullanması ve bunu da gerekçelendirmesi gerekir. Aksi durumda idarenin takdir hakkını keyfi kullanması söz konusu olur ki hukuk düzeninde bunun kabulü mümkün değildir.
Sözleşmenin imzalanmasından sonra kamu ihale sözleşmelerinin adli yargıda görülmesi nedeniyle açılan bu davada da bu hakkın keyfi olarak kullanılıp kullanılmadığının değerlendirilmesi gerekir. Davacının 4735 sayılı kanunun geçici 4. Maddesi ile getirilen fesih ve tasfiye talebinin neden reddedildiğine ilişkin kararda hiçbir gerekçe bulunmamaktadır.
Talebin haksız reddedilmesi nedeniyle geçen sürede işin sürüncemede bırakıldığından da söz edilemeyecektir veya en azından davalı idarenin tamamen kusursuz olduğundan bahsedilemeyecektir.
Bu hususlara dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğrum olmadığından kararın bozulması gerektiği düşüncemizle sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmamaktayız.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/3070, K. 2024/4726, 10 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama