KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2023/3152 E., 2025/60 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ocak 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/359 E., 2023/1181 K.
- Karar
- Davanın Kabulü
- İlk derece mahkemesi
- Ödemiş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/455 E., 2020/131 K.
Karar Metni
761 kelime·4 dk okuma
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı ... arasında yapılan eser sözleşmesi ile davacı tarafından ihale konut İnşaatı yapım işinin üstlendiğini, müvekkili tarafından işin bitirildiğini ve davalı tarafından da geçici kabulün yapıldığını, müvekkilinin son hakedişleri yaparak davalıya teslim ettiğini, davalının ödeme yapmadığı gibi müvekkilinin keşide ettiği faturaları da iade ettiğini, bunun üzerine icra takibi yapıldığını, itiraz üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız ve kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, icra takibine vaki itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, işin süresinde bitirilmediğinin sabit olduğunu, davacının süre uzatım talebinde bulunduğunu, ancak taleplerinin reddedildiğini, davacının süre uzatımı kararı verilmesi için İzmir 2. İdare Mahkemesinde ve Ödemiş 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/572 E. sayılı dosyaları ile belediye aleyhine dava açtığını, bu dosyaların bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, eser sözleşmesinden kaynaklanan hak ediş bedellerinin tahsili istemine ilişkin itirazın iptali davasında davacının üstlenilen işi yapmış olduğu, kesin kabul tutanağının düzenlendiği, kesin hakediş tutanağında yapılan işlerin gösterilmiş olduğu, davacının da bunu fatura ile belgelendirmiş olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının takibe itirazının iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, asıl alacağın %20'si olan 57.442,54 TL tutarında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi tarafından, davalı vekilince inşaatların süresinde bitirilmemesi nedeniyle ceza-i şart ve tazminat davaları açılacağı belirtilmiş ise de açıkça takas ya da mahsup talebinde bulunulmadığı, davacı yüklenici tarafından sunulan hak edişlerdeki işlerin yapılmadığına ilişkin iddianın da bulunmadığı, işin kesin kabulünün davalı belediyece onaylandığı, İlk Derece Mahkemesince itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı ancak;
alacak likit olmadığından icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, yeniden talep hakkında karar verilerek davanın kabulü ile; davalının, takibe itirazının iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, davacının icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı süresinde taraf vekillerince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: 1- Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gösterildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı, dosya içeriği, karanın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı ve ileri sürülen temyiz sebeplerine göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan diğer temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.
2- Dava, itirazın iptali, takibin devamı ve takibe kötü niyetli olarak itiraz edilmesi sebebiyle %20 icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir. Borçlunun itirazının haksız olup olmadığının tespitinde alacağın likit olup olmadığı esas alınmaktadır. Alacak likit ise, borçlu takibe itirazında haksızdır. Likit bir alacak söz konusu ise takip konusu alacağın miktarı bellidir. Borçlu, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda ise, alacak likit alacaktır. Yani borçlu tarafından alacağın gerçek miktarını belirlemek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinebilecek durumdadır. Davada bilirkişi incelemesine gidilmesi de tek başına alacağın likit olup olmadığını göstermeyecektir.
Somut olayda; dava konusu takip 15. hakediş ve kesin kabul tutanağına göre düzenlenen kesin hakediş alacağına dayandırılmaktadır. Davalı iş sahibi tarafından davacının yaptığı işin eksiksiz yapıldığına ilişkin 11.07.2018 tarihli kesin kabul tutanağı düzenlendiğine göre takibe konu alacağın tamamının davalı borçlu iş sahibi tarafından hesaplanabilir olduğunun kabulü gerekir.
Alacağın borçlu tarafından hesaplanabilecek ve bilinebilecek durumda bulunması karşısında likit olduğu dikkate alınarak davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi tarafından, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle davacının icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/3152, K. 2025/60, 14 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama