KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2023/4087 E., 2025/586 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Şubat 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2019/3832 E., 2023/961 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/880 E., 2019/746 K.
Karar Metni
1.277 kelime·6 dk okuma·9 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 18.02.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında Kazakistan Cumhuriyeti'nde kurulan ticari ilişki ve faaliyet sonucu müvekkili şirketin alacağının ortaya çıktığını, alacaklarının ödenmemesi nedeniyle müvekkilinin Kazakistan Cumhuriyeti yargı makamlarına başvurduğunu, bunun üzerine Astana Şehri Bölgelerarası Ekonomi İhtisas Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda alacaklarının 43.287.222 Tenge tutarında ana borç, 1.000.000 Tenge tutarında sözleşme cezası, 1.000.000 Tenge tutarında yasal ceza ve 1.358.616 Tenge tutarında devlet harcı olmak üzere toplam 46.645.838 Tenge olarak hesap edildiğini belirterek.
Astana Şehri Bölgelerarası Ekonomi İhtisas Mahkemesi'nin 2-6913-15 ve 25.06.2015-08-22 tarih ve sayılı olup 17.08.2015 tarihinde kesinleşmiş bulunan kararının tenfizini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Astana İhtisas Ekonomi Mahkemesi tarafından verilmiş olan kararın Türkiye ile Kazakistan Cumhuriyeti arasında akdedilmiş 17.07.1997 tarih ve 4287 sayılı Hukuki Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşması hükümlerine göre tenfiz olanağının bulunmadığını, zira müvekkilinin usulüne uygun olarak davet edilmediğini, gıyapta yargılandığını ve savunma hakkından yoksun bırakıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Astana Şehri Bölgelerarası Ekonomi İhtisas Mahkemesinin kısa kararında ve “Tanımlama” (maddi hataların düzeltilmesi) kararında, kararın “17.08.2015 tarihinde kesinleşerek yasal yürürlüğe girdiği” belirtilmekte ise de, kararın davalıya nasıl tebliğ edildiği konusunda bir açıklama bulunmadığı, bu durumun davalının kanun yollarına başvuru hakkını kullanma imkanına kavuşup kavuşmadığı yönünden belirsizlik yarattığı, taraflar arasındaki Hizmet Sunum Sözleşmesinin 13 Kasım 2005 tarihinde imzalandığı ve Kazakistan’daki davanın ise neredeyse 10 yıl sonra,
2015 yılında açılmış olduğuna göre davacının, davalı şirketin Kazakistan’da bulunmadığını bilmesi gerektiği, nitekim Kazakistan Mahkemesi de, “Davacının ihlal edildiği haklarını savunmak için hemen mahkemeye başvurabilirdi,, fakat bunu yapmadığı"nı belirterek gecikme cezası tutarını indirime tabi tuttuğu, ancak Kazakistan Mahkemesince yapılan bu belirlemeye rağmen, La Haye Sözleşmesi veya Türkiye ile Kazakistan arasındaki ikili anlaşmadan yararlanarak tebligat yapma cihetine gitmesi mümkünken Mahkemece bu şekilde tebligat yapılmadığı,
bu durumda MÖHUK'un 50. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya yabancı mahkeme tarafından tebligat gönderilmiş olsa dahi kararın davalıya nasıl tebliğ edildiği konusunda bir açıklama bulunmadığı, bu durumun davalının kanun yollarına başvuru hakkını kullanma imkanına kavuşup kavuşmadığı yönünden belirsizlik yarattığı, bu durumda MÖHUK'un 50. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan söz edilemeyeceği,
Türkiye ile Kazakistan Arasındaki Adli Konularda İş Birliği Anlaşması'nın 23/3. maddesi hükümlerine göre usulüne uygun tebligat yapılmadığı için davalının savunma hakkının kısıtlandığı ve dava tarihinde MÖHUK'un 50. maddesi gereğince usulünce kesinleşmiş yabancı mahkeme kararı bulunmadığından MÖHUK'un 54/1.ç bendi uyarınca tenfizin yasal şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Kazakistan Mahkemesince tabi bulunduğu Medeni Kanun'un 135/1. maddesine uygun tebliğ işlemlerinin yapıldığını, ayrıca mahkemece davalıya savunma ve sonrasında kanun yollarına başvuru imkanı sağlamak amacıyla defalarca duruşma gününü bildirir sms gönderildiğini, Kazakistan Medeni Kanunu'nun 135/1. maddesindeki uygulamanın Türk Tebligat Kanunu'nun 21. maddesindeki mernis adresine tebliğ usulü ile benzer nitelikte olduğunu, bu sebeple kamu düzenine veya adil yargılama ilkesine aykırılığından bahsedilemeyeceğini, Kazakistan idari makamlarına bu ülkedeki faaliyetlerine son verdiğini veya başka bir yerde faaliyet gösterdiğini bildirmeyen davalının hukuka aykırı hareketinin ödüllendirilmesi niteliğindeki kararın doğru olmadığını beyan etmektedir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dairemizdeki duruşmada vekille temsil olunan davacı yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/4087, K. 2025/586, 18 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama