KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2023/4259 E., 2024/4296 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/738 E., 2023/1857 K.
- Karar
- Esastan Red
- İlk derece mahkemesi
- Karşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/2 E., 2021/76 K.
Karar Metni
419 kelime·2 dk okuma
1-İlk derece mahkemesince, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine ilişkin menfi tespit istemli davada, davalının, davacıya yönelik takibe dayanak yaptığı alacağın varlığını ispat edemediği, davacının kat karşılığı inşaat sözleşmesini davalı ile değil, dava dışı başka biri ile yaptığı, taraflar arasında düzenlenen ön protokolün de geçerli olmadığı, hâl böyle olunca davalının davacıya borçlu bulunmadığı, yapılan icra takibinin yersiz olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, koşulları oluşmadığından davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
2- İlk derece mahkemesi kararına karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3- Bu karara karşı taraf vekillerince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine; davacı vekilinin, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talebi yönünden; menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması,
takibin haksız ve kötü niyetli olması gerektiği, yani takibin haksız olmasının tek başına yeterli olmayıp aynı zamanda kötü niyetli olunmasının da zorunlu olduğu, ispat yükünün takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davacı borçlunun üzerinde olduğundan davaya konu takip dosyasında dayanağın taraflar arasındaki 26.04.2017 tarihli sözleşme olduğu, davacının taraflar arasındaki yazılı bir belgeye dayanması itibarı ile kötüniyetli sayılamayacağı ve davacı tarafça, davalının kötü niyetli olduğuna ilişkin başkaca bir delil de sunulamadığı;
davalı vekilinin, davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşme adi yazılı "Gayrimenkul Satış ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi Ön Protokolü" sözleşmesi olup noterde düzenleme şeklinde yapılmadığı ve resmi şekil koşuluna uyulmadığı için geçersiz olduğu, takip konusu alacak bakımından davacıya herhangi bir borç da yüklemediği, davacının taşınmazında inşaat yapılması için noterde düzenleme şeklinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesini, müteahhit sıfatıyla dava dışı ... ile imzaladığı anlaşıldığından, taraf vekillerinin temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/4259, K. 2024/4296, 25 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama