KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2024/1123 E., 2024/1241 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Mayıs 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1977 E., 2024/31 K.
- Hüküm/karar
- Kabul
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/602 E., 2020/324 K.
Karar Metni
575 kelime·3 dk okuma
1- İlk Derece Mahkemesince, iflas davasında davalı şirket yetkililerinin alacaklılarını zarara uğratacak şekilde şirket kaynaklarını azalttığı ve şirketin rayiç değerlere göre borca batık durumda olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile İİK’nın 179. maddesi uyarınca davalı şirketin iflasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
2- İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına borca batıklık hesabı usulüne uygun yapılmamış ise de, İİK’nın 177. maddesine göre iflas istenebilmesi için borca batıklık şartı olmadığından sonuca etkili olmadığı, mahkemece İİK’nın 179. maddesi uyarınca iflas kararı verilmiş ise, 177/1 maddesi uyarınca iflasa hükmedilmesi gerektiği gerekçesi ile istinaf başvurusunun kabulüne ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile davalı şirketin iflasına karar verilmiştir.
3-Bölge Adliye Mahkemesinin bu kararına karşı davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 26.04.2022 tarihli, 2021/4776 Esas, 2022/2445 Karar sayılı ilamıyla; İİK 177’ye göre iflas istenebilmesi için alacaklı sıfatı ile alacağın varlık ve miktarını kanıtlaması gerektiği, 27.03.3016 tarihli sözleşme hükümlerine göre davacının alacağının varlık ve tutarı tespit edilmesi gerektiği, ayrıca teknenin tamamlanma oranına ilişkin raporlar arasındaki çelişki giderilerek alacağının miktarının belirlenmesi gerektiği, bu aşamadan sonra İİK’nın 177. maddesinde yazılı iflas isteme şartlarının da oluşması halinde davalının iflasına karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile söz konusu kararın bozulmasına karar verilmiştir.
4- Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu Bölge Adliye Mahkemesince taraf defterlerinin birbirini teyit ettiği ve davalının defterlerine göre de davacıya 5.522.500,00 Euro ile 10.000,00 Dolar borçlu olduğu, sözleşme değerinin 7.500,000,00 Euro olduğu ve bu bedelin 22 taksitte ödenmesinin kararlaştırıldığı, davacının 16 taksit ödediği, 12. taksit ödendiğinde geminin gövdesinin tamamlanması hususu kararlaştırılmasına rağmen tamamlanmadığı, teknenin süresinde teslim edilmemesinde davacıya atfedilecek kusur olmadığı, sözleşmenin 22. maddesine göre gecikme halinde günlük 1000 Euro cezai şart kararlaştırıldığı,
ifaya ekli cezai şart niteliğinde kararlaştırıldığından asıl borç ile birlikte cezai şartın ödenmesinin istenebileceği, dava tarihi itibari ile 198.000,00 Euro cezai şart alacağının olduğu, davacı tarafça sözleşme feshedilmemiş ise de, dava dilekçesinde ödenen bedelin iadesinin talep edilmesi ile eylemli olarak feshedildiği gibi geminin cebri icra yolu ile satılarak yurt dışına çıkarıldığı anlaşıldığından ifa imkansızlığı da olduğu, davalı şirket sermayesinin ve kaynaklarının alacaklıların aleyhine azaltıldığı gerekçesi ile İİK’nın 177/1 maddesi uyarınca davalı şirketin iflasına karar verilmiştir.
5-Bölge Adliye Mahkemesinin bu kararına karşı davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 18.09.2023 tarih ve 2023/2458 Esas, 2023/2797 Karar sayılı ilamıyla İİK’nın 177. maddesine göre iflas kararı verilebilmesi için İİK’nın 177/4 amir hükmü uyarınca borçlunun kısa bir müddette mahkemeye çağrılarak dinlenmesi gerektiği belirtilerek, sair temyiz itirazlarının reddine söz konusu kararın bozulmasına karar verilmiştir.
6-Bölge Adliye Mahkemesinin bozma üzerine verdiği ikinci karara karşı davalı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Kamu düzenine aykırılık hallerinin resen gözetildiği, bozma doğrultusunda ve usuli kazanılmış hak ilkesi gözetilerek ve istinaf nedenleriyle sınırlı, usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin ikinci temyizindeki sebepler yerinde görülmemiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1123, K. 2024/1241, 2 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama