İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /6. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 6. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/1301 K.2025/1567

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına…

Esas2024/1301Karar2025/1567Tarih17 Nisan 2025Okuma11 dk · 2.112 kelime

KÜNYE

6. Hukuk Dairesi 2024/1301 E., 2025/1567 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
17 Nisan 2025
Mahkemesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
Sayısı
2023/1107 E., 2024/67 K.
İlk derece mahkemesi
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Sayısı
2014/960 E., 2021/281 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.112 kelime·11 dk okuma·9 bölüm

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde asıl ve birleşen davada davacı ... ... Yapı San ve Turz. Yatr. A.Ş. vekili Avukat ..., davalı Teknik Yapı Sis. San. ve Tic. A.Ş. vekili Avukat ... ile asıl ve birleşen davada davalı vekili Avukat ...'un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1. Davacı yüklenici vekili asıl dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen 16.07.2007 tarihli sözleşme ile davacının gerçekleştirdiği Ataşehir, Batı Bölgesi, 1. Kısım 2. Bölge Toplu Konut Projesinde yer alan blok giydirme cephe, alüminyum doğrama ve cam işlerinin davalı şirket tarafından üstlenildiğini, davalının işleri süresinde tamamlamadığını, bu nedenle 20.04.2009 tarih ve 35121 sayılı 1.555.240,00 TL tutarlı gecikme cezası faturası ile işleri yaparken parke ve boyalara zarar vermesi nedeniyle 204.931,90 TL tutarlı 20.04.2009 tarih ve 35120 sayılı faturanın düzenlendiğini,

Kadıköy 17. Noterliği’nin 27.04.2009 tarih ve 7501 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile söz konusu faturaların davalıya gönderildiğini, ancak davalının bu faturaları iade ettiğini belirterek gecikme cezası olarak 1.555.240,00 TL ile parke ve boyalara verilen zarardan dolayı 204.931,90 TL’den şimdilik 100.000,00TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 30.01.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile gecikme cezası alacağını 534.000,00 TL’ye, tahrip olan parke ve boyalara verilen zararın giderim bedelini 35.000,00TL’ye yükseltmiştir.

2. Davacı yüklenici vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; açılan asıl davadan sonra bahsi geçen işteki eksikliklerin tamamlanması ve ayıpların giderilmesi için müvekkili şirketçe harcama yapılmaya devam edildiğini, yapılan ve yapılacak harcamalardan sonra gerçek alacak ortaya çıkacağından bu davanın belirsiz alacak davası olarak açılması zarureti olduğunu, eksik ve ayıplı işlerin ve bunlar nedeniyle yapılan ve yapılacak harcamaların tespitini;

tespitinden sonra doğmuş alacaklarından şimdilik 10.000,00 TL’lik kısmının harcama tarihlerinden itibaren, mahkemece saptanacak ayıp ve eksiklikler nedeniyle ileride yapılması zorunlu harcamaların ise dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile tahsili talep etmiş. 30.01.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile, eksik ve ayıplı işlerin giderim bedeli olarak 1.098.156,31 TL ile asıl işverene yapılan ceza ödemesi 207.566,00 TL’nin tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı taşeron vekili asıl ve birleşen davalara yönelik cevap dilekçelerinde özetle; müvekkili şirketin yer tesliminden sonra yükümlülüklerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirdiğini, ödemelerini zamanında alamadığından zora düştüğünü belirterek davanın reddini talep etmiş, ıslah dilekçesine karşı da zamanaşımı defini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk derece mahkemesinin 10.03.2021 tarihli kararı ile davalı tarafın boya ve parkelerde sebep olduğu hasarın 34.000,00 TL olduğu, ancak teslim tarihinin 09.03.2009 olması, davacı tarafça sunulan ıslah dilekçesinin 30.01.2017 tarihli olması,

davalı tarafça ıslah dilekçesine karşı süresi içinde zamanaşımı definin ileri sürülmesi göz önünde bulundurulduğunda, ıslah tarihi itibariyle esas davaya konu cezai şart ve zarar nedeniyle alacak isteminin, dava ile talep olunan 100.000,00 TL'yi aşan kısmı yönünden zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle asıl davada 100.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline, ıslahla artırılan kısmın zamanaşımı nedeniyle reddine;

birleşen davada ise, birleşen dava tarihi itibariyle, ayıp ve eksik işler nedeniyle, henüz davacı tarafça yapılmamış ödemelerin birleşen davanın konusu olamayacağı, dava dışı şirketlere yaptırılıp faturası kesilen ödemeler yönünden ise, istemin belirsiz alacak davası olarak ileri sürülemeyeceği, davanın kısmi dava olarak değerlendirilmesi gerektiği, birleşen dava dilekçesinde ve iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağının henüz başlamadığı cevaba cevap dilekçesinde, asıl işveren Emlak Konuta yapılan gecikme cezası ödemelerine ilişkin bir istem ileri sürülmediği,

cevaba cevap dilekçesinde bu meyanda, yalnızca ayıp ve eksik işlerin giderilmesi için saptanacak sürenin de esas alınarak ayrıca bu günler için de gecikme cezası hesaplanmasının talep edildiği, bu beyanlardan Emlak Konuta yapılan ceza ödemelerinin de birleşen davaya konu edildiği sonucunun çıkarılamayacağı, davacılar vekilince ilk defa ıslah dilekçesinde, 30.01.2017 tarihinde asıl işverene yapılan ceza ödemeleri için davalıdan 207.566,00 TL isteminde bulunulduğu, davalının bu isteme yönelik süresi içinde zamanaşımı defi ileri sürdüğü, isteme konu cezaların sonuncusunun 2008 tarihli olduğu,

eser sözleşmeleri için geçerli olan 5 yıllık zaman aşımı süresinin ıslah tarihi itibariyle dolmuş olduğu, birleşen davaya konu eksik ve ayıplı işlere ilişkin olarak alınan 14.11.2019 tarihli kök rapor ve 19.11.2020 tarihli ek rapordaki tespitlerin dosya kapsamına uygun bulunduğu, ancak birleşen davada bu istemin 10.000,00 TL olarak ileri sürüldüğü, 30.01.2017 tarihli ıslah dilekçesinde buna ilişkin 1.098.156,31 TL talep edilmiş ise de, davalı tarafın süresi içinde zamanaşımı definde bulunduğu, ıslah tarihi itibariyle 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu,

bu nedenle birleşen davanın 10.000,00 TL üzerinden kabulü ile aşan kısım yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin 10.03.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 19.01.2022 tarihli kararı ile tarafların asıl davaya yönelik istinaf başvurularının esastan reddine, birleşen davaya yönelik ise, eser sözleşmelerinde sözleşmenin feshedilip yüklenicinin işten el çektiği ya da işi terk edip gittiği ve işin yarım kaldığı yasal delillerle ispat edilmedikçe, yapılan işin kural olarak yüklenici tarafından gerçekleştirildiği kabul edilmekte olup, bu karinenin aksinin iş sahibi tarafından kanıtlanması gerektiği, yüklenicinin işi teslim ettiği,

terkettiği ya da sözleşmenin feshedildiği tarihten sonra işin eksik ve ayıplı yapıldığının ve eksik ve kusurların iş sahibi tarafından işe devam edilerek tamamlandığı veya üçüncü kişilere tamamlattırıldığının yasal delillerle ispatının zorunlu olduğu, davacılar tarafından sunulan dava dışı şirketlere ait faturaların bu karinenin aksini ispat için yeterli bulunmadığı,

bu faturalar haricinde işin eksik ve ayıplı yapıldığına dair, yukarıda belirtilen karinenin aksini ispatlayacak yasal delillerin dosyaya sunulamadığı belirtilerek davalının birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile birleşen dava dilekçesinde talep edilen 10.000,00 TL bakımından davanın esastan reddine, ıslah dilekçesiyle talep edilen fazlaya ilişkin kısım yönünden ise zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

Bölge Adliye Mahkemesinin 19.01.2022 tarihli kararının süresi içinde taraf vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce; asıl davada davacı yüklenici tarafından boya ve parkelere verilen zararların giderim bedeli talep edildiği, mahkemece de ıslahla artırılan miktar hariç bu talebin kabulüne karar verilmiş ise de; tespit raporu incelendiğinde A blok 113, 122, 132, 141 nolu bağımsız bölümler ile B Blok 36, 54, 133 no.lu bağımsız bölümlere su sızdığının belirtildiği, ancak bu su sızıntısının boya ve parkelere zarar verip vermediği noktasında bir değerlendirme yapılmadığının anlaşıldığı,

dava dosyasında böyle bir zararın meydana geldiğini ispata yönelik delil yer almadığı, bilirkişilerin de düzenledikleri raporlarında kesin delil olmadığını kabul ettikleri, tespit dosyasına dayanılarak farazi bir değerlendirme ile sonuca gidildiği,

bu durumda mahkemece ispat edilemeyen bu alacak kalemi bakımından davanın reddine karar verilmesi gerektiği, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin 14. maddesinde, toplam sözleşme bedelinin %25’in banka avans teminat mektubu karşılığında taşerona ödeneceği, bakiye hakedişler imzalanıp, malzeme ve diğer kesintiler yapıldıktan sonra geriye kalan hakediş tutarının %50’sinin hakediş tarihinden itibaren 15 gün sonra, geri kalan %50’sinin de takip eden ayın 15’inde ödeneceğinin düzenlendiği, sözleşme uyarınca iş bedelinin ödenmesinin belirli vadelere bağlandığı, davacı yüklenici tarafından bu vadelerde ödemelerin yerine getirilmediği,

geç ödemeler yapıldığı, işin teslim edildiği 09.03.2009 tarihinden sonra dahi 30.04.2009 tarihi itibariyle davalının davacıdan 772.193,58 TL alacaklı göründüğü, bu durumda davacının kusurlu olarak öncelikle kendisinin temerrüde düştüğünün kabulünün gerektiği, bu durumda davalının temürrüdünden bahsedilemeyeceğinden, mahkemece asıl davada ifaya ekli cezai şart talebin de reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kararın gerekçe kısmında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 2021/2796 E., 2022/95 K. sayılı kararı kesinleşmiş olduğundan, birleşen davaya ilişkin olarak bu aşamada ayrıca bir değerlendirme yapılmadığı ve yeniden bir hüküm kurulmadığı belirtilmiş, kararın hüküm kısmında davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf talebinin kabulüne, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10.03.2021 tarih ve 2014/960 Esas, 2021/281 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1. Davacılardan yüklenici ... ...AŞ vekili temyiz dilekçesinde :

a. Davalının bedel ödemede gecikme yüzünden kendi teslim borcunu da zamanında yerine getiremediğini ispat edemediğini,

b. Boya ve parkelere verilen zararın ispat edildiğini, beyan etmektedir.

1. Davacılardan Teknik Yapı ... AŞ vekili vekili temyiz dilekçesinde : a. Zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu, beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık asıl davada; eserin geç teslim edilmesi nedeniyle cezai şart ve işin yapılması sırasında verilen zararların giderim bedelinin tahsili; birleşen dava da ise eksik ve ayıplı iş giderim bedeli ile cezai şartın tahsili istemlerine ilişkindir.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Yargıtay taraflarca ileri sürülen veya kendisinin tespit ettiği temyiz sebeplerini yerinde görürse, bozma kararı verecektir. Ancak, bozma kararı bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararı kaldırıp düzelterek verdiği bir karar veya ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp davanın esası hakkında yeniden verdiği bir karara ilişkin ise dosya kararı vermiş olan bölge adliye mahkemesine veya uygun görülen başka bir bölge adliye mahkemesine gönderilecektir (HMK m.373/2).

Yargıtayın bozma kararı bölge adliye mahkemesi tarafından verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararına ilişkin ise, bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak dosya, kararı veren ilk derece mahkemesine veya uygun görülecek diğer bir ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği de bölge adliye mahkemesine gönderilir (HMK m.373/1).

Burada iki durum arasındaki fark şu noktadadır: Birincisinde (m.373/2), bölge adliye mahkemesi ilk derece mahkemesi kararını yanlış bulup yeni bir karar vermiştir; ikincisinde ise (m.373/1), bölge adliye mahkemesi ilk derece mahkemesi kararını doğru bularak istinaf başvurusunu reddetmiştir. Birincisinde, dosyanın kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesi normaldir.

Çünkü artık ilk derecenin bir kararı mevcut değildir, bozulan karar bölge adliye mahkemesinin kararıdır, dosya kararı bozulan mahkemeye (dereceye) gönderilmektedir. İkincisinde ise her ne kadar bozma kararı bölge adliye mahkemesi kararına ilişkin olsa da, özünde ilk derecenin kararı bozulmuştur. Çünkü bu durumda istinaf aşamasında bir karar verilmemiş, sadece ilk derecenin kararı doğru bulunmuş ve istinaf başvurusu reddedilmiş demektir.

İstinafın kararı bozulmakla, aslında ilk derecenin kararı yanlış bulunduğundan dosya ilk dereceye gönderilmektedir.

Bölge adliye mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak hüküm mahkemesi sıfatıyla yeniden esas hakkında hüküm kurulmakla ilk derece mahkemesi kararı hukukî varlığını kaybetmiştir. Bölge adliye mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına uyulmakla yapılan yargılama ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi mahiyetinde değildir. Bu itibarla Özel Daire bozma ilamına uyan bölge adliye mahkemesince uyulan bozma kararı doğrultusunda uyuşmazlığı sona erdirecek, infaza elverişli hüküm kurulması gerekmektedir. Aksine hukuk dünyasında geçerli ve sonuç doğurabilir bir ilk derece mahkemesi kararı varmış gibi bu karara yönelik istinaf incelemesi yapılarak istinaf başvurusunun veya başvurularının esastan reddine karar verilmesine olanak bulunmamaktadır.

Söz konusu açıklamayı somut uyuşmazlık bakımından değerlendirdiğimizde; Dairemiz bozma ilamı öncesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesince verilen karar kaldırılmış ve yeniden esas hakkında karar verilmiştir. Böylelikle ilk derece mahkemesince verilen karar hukuki varlığını kaybetmiştir. Temyiz incelemesi sonucunda Dairemizce bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş ve bölge adliye mahkemesince bozma ilamına uyulmuştur. Bölge adliye mahkemesince yapılan yargılama ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi mahiyetinde olmadığından uyuşmazlığı sona erdirecek, infaza elverişli hüküm kurması gerekirken, istinaf incelemesi yapılarak hukuki varlığını kaybetmiş ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak hüküm kurulması doğru olmamıştır.

Vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay'ın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Mahkeme uyma kararını kaldırarak, direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmünün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da farklı bir hüküm kuramaz. Bozmaya uyulmakla bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olur.

Bozma kararı üzerine önceki hüküm tamamen ortadan kalkar. Bu nedenle bozma kararından sonra da bölge adliye mahkemesince HMK.nın 359. maddesinde belirtilen unsurları taşıyacak şekilde yeni bir karar verilmek zorundadır. Söz konusu 359. maddenin ortaya koyduğu bu biçim yargıda açıklık ve netlik gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, bozma kararı ile birlikte ortadan kalkıp hukuki geçerliliğini yitirmekte olup, bozulan karar sonraki kararın eki niteliğinde değildir. Bu nedenle bozma kararına uyulduktan sonra kurulacak yeni hüküm HMK'nın 359. maddesine uygun olarak oluşturulmalıdır.

Söz konusu açıklamayı somut uyuşmazlık bakımından değerlendirdiğimizde; birleşen davaya ilişkin olarak bölge adliye mahkemesince verilen karar, Dairemiz bozma kararı kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş, davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşturmuştur. Ancak bölge adliye mahkemesince verilen karar Dairemizce bozulduğundan önceki karar tamamen ortadan kalkmıştır. Bu nedenle bozma kararından sonra da bölge adliye mahkemesince birleşen davaya ilişkin olarak da HMK.nın 359. maddesinde belirtilen unsurları taşıyacak şekilde yeni bir karar verilmesi gerekirken, kararın gerekçe kısmında birleşen davanın kesinleştiğinden bahisle yeni hüküm kurulmaması doğru olmamış, kararın belirtilen nedenlerle bozulması uygun bulunmuştur.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebeplerine göre davacılar vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,

2. Dairemizdeki duruşmada davacılar vekille temsil olunduğundan takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,

Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

17.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1301, K. 2025/1567, 17 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. V. Bozma Ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
  8. VI. Temyiz
  9. A. Temyiz Sebepleri
  10. B. Değerlendirme ve Gerekçe
  11. VII. Karar
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1301
Karar No
2025/1567
Tarih
17 Nisan 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/1310 K.2025/6753
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/1311 K.2025/6754
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/1316 K.2025/1775
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/1341 K.2025/2033
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/1343 K.2025/2469
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/1352 K.2025/3037

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.