KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2024/1882 E., 2025/2479 K.·Birleşen Ağrı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/411 E. 2017/1092 K. Sayılı Dosyası
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1956 E., 2024/652 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ağrı 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/174 E., 2022/331 K.
Karar Metni
1.121 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, asıl davada davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında derin su kuyusu sondaj yapım işine ilişkin sözleşme imzalandığını, işe başlamadan önce yeraltı suyu arama ve kullanma belgesi almak için DSİ’ye başvuru yapıldığını, müvekkillinin sözlü ve yazılı taleplerine rağmen davalının gerekli vekaletnameyi vermediğini, DSİ’nin talep edilen izni vekaletname eksik olduğundan vermediğini, sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, yapılan sondaja ilişkin ödeme yapılmadığını, müvekkilinin iş için gerekli olan araç ve ekipmanlarını davalı kurumun eksiklikleri gidereceğine olan inancı ile çalışma alanında beklettiğini,
bu beklemeden ötürü zarar gördüğünü, teminatın iade edilmediğini ileri sürerek, sözleşmenin haksız şekilde feshinin tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak müvekkilinin yaptığı sondaj bedelinden şimdilik 10,00 TL, sondaj arama araç ve ekipmanlarının sözleşme süresince kullanılamadığından yoksun kalınan kâr bedelinden şimdilik 10,00 TL ve teminat bedelinin şimdilik 10,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalının öngörülen sürede işi bitiremediğini, müvekkilinin sözleşmeyi fesihte haklı olduğunu, sözleşmede kararlaştırılan cezaların tahsili için ilamsız icra takibine başlandığını, davalının takibe haksız şekilde itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmolunmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı yüklenicinin yer altı suyu arama ve kullanma belgesini işe başlamadan önce alması gerektiğini, temin edilemediği bildirilen malzemenin üretiminin mevcut olduğunu, yüklenicinin işi zamanında teslim etmediğini, sözleşmenin haklı sebeple feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; sondaj kuyusunun açılabilmesi için gerekli olan vekaletnamenin verilmediğini, işte kullanılmak üzere istenilen TSE standartlarında boru üretimi olmadığından müvekkilinin işte kullanılacak malzemeyi sağlayamadığını, davalının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, sözleşmeyi haksız şekilde feshettiğini savunarak davanın reddine, %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının taraflar arasındaki sözlemeye ve teknik şartnameye aykırı davrandığı, davalının sözleşmeyi feshinin haklı olduğu, davalı kurum tarafından başlatılan icra takibinin yerinde olduğu, icra inkâr tazminatı yönünden alacağın likit olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı -birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile vekaletname verilmemesi ile ilgili olarak davalı kuruma atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı, malzemenin temininde fiili bir imkânsızlıktan söz edilemeyeceği, davacının işi 45 günlük sürede yapamadığı, sözleşmenin haksız bir şekilde feshedildiğinden söz edilemeyeceğinden asıl davada davacı yüklenici tarafça teminat mektubu bedelinin ve yoksun kalınan kâr talebinin reddinde bir hata görülmediği,
davacı yüklenicinin bedelini talep ettiği ifanın 5 mm çapta teçhiz boru ile yapılmadığı, iş sahibinin sözleşmeye aykırı bir edimi kabule zorlanamayacağı, kaldı ki sondaj kuyusunun çöktüğü, kapatılması gerektiği göz önüne alındığında iş bedeli alacağı talebinin reddinde bir hata görülmediği gerekçeleriyle asıl davada davacı, birleşen davada davalı vekilinin asıl dava yönünden istinaf başvurusu yerinde görülmediği, birleşen dava yönünden; fesih edilemeyecek süre olarak kabul edilen 10 gün için gecikme cezası istenebileceği, bu alacak kalemi yönünden icra inkâr tazminatına karar verilmesinde bir hata bulunmadığı,
davacının davalı yüklenicinin iş yerinde teknik eleman bulundurmaması nedeniyle takibe konu edilen ceza alacağının müspet zarar kapsamındaki alacaklardan olup sözleşmenin feshi halinde istenebileceği düzenlenmediğinden talep etme imkânı bulunmadığı, birleşen davada davalı yüklenici vekilin bu yöndeki istinafının yerinde görüldüğü, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilin istinaf başvurusunun kabulüyle kararın kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde.
DSİ'den su kuyusu sondajıyla yeraltı suyu arama ve kullanma belgesinin alınabilmesi için davalı kurumun vekaletname vermesi gerektiğini, müvekkilinin davalı kuruma verdiği 27.09.20 16... .10.2016 tarihli dilekçelerle vekaletname gerektiği bildirilmesine rağmen davalının vekaletnameyi vermediğini, izinsiz bir şekilde sondaj yapılıp kullanılması yasak olduğu için müvekkilinin işe devam edemediğini, diğer taraftan davalının istediği TSE onaylı boru tipinin ülkemizde üretiminin olmadığını, iş sahasına getirilen muadil borunun davalı tarafından kabul edilmediğini, davalı kurumun üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini,
kendi kusuruyla işin bitirilmesine engel olduğunu, bu sebeple davalı idare tarafından işin süresinde tamamlanamaması nedeniyle yapılan feshin haksız olduğunu, davalının sözleşmeyi feshedebilmesi için 4735 sayılı Yasa'nın 20. maddesi uyarınca müvekkili yükleniciye 10 günlük süre vermesi gerektiğini, bu sürenin geçmesinden sonra fesih kararı alabileceğini, müvekkiline ne 10 günlük süre verildiğine dair ihtar ne de fesih ihtarının tebliğ edilmediğini, müvekkilince yapılan 30 metre sondaj bedelinin ödenmesi,
teminat ve kâr kaybı alacak talepleri hakkında bir karar verilmediğini, asıl davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir.
2.Birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; birleşen davanın reddedilen kısmına ve müvekkili aleyhine hükmedilen vekalet ücretine ilişkin temyiz yoluna başvurduklarını, sözleşmenin 23.2 maddesine göre teknik personel bulundurmama cezasının reddedilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl davada eser sözleşmesinden kaynaklı alacağının tahsili, birleşen davada icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
1. Birleşen davada davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması halinde anılan Kanun'un 366. maddesi atfı ile aynı Kanun'un 352/1-b maddesi hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre birleşen davada davacı vekilince temyize konu edilen miktar 13.750,00 TL'dir. Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; birleşen davada davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Asıl davada davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinin kararın miktar itibariyle kesin olması nedeniyle REDDİNE, 2. Asıl davada davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz istemi yönünden; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının asıl davada davacıya yükletilmesine, Asıl davada davalı-birleşen davada davacı ...'nden peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1882, K. 2025/2479, 23 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama