KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2024/1922 E., 2025/2493 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Haziran 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1275 E., 2022/1682 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/737 E., 2019/1153 K.
Karar Metni
868 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı yüklenici vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında Sülfürik Asit, Fosforik Asit ve Diamonyum Fosfat Ünitelerinin Sökümü, Çıkan Atıkların Mevzuata Uygun Şekilde Geri Kazanımının-Bertarafının Sağlanması ve Çıkan Hurdaların Satışı Sözleşmesinin imzalandığını, 30.000 kilogram hurdanın davacı yükleniciye ait depolarda muhafaza altına alındığını, 30.000 kilogram hurdanın ise teslim alınmadığını, teslim alınmayan hurdalar ile daha önce davacı yükleniciye ait depoda muhafaza altına alınan hurdaların "doğal radyasyon seviyeleri olarak çevre ve insan sağlığı açısından tehlikeli" olduğunun tespit edildiğini,
hurdaların ayıplı olduğu hususu ile hurdaların imha edilebileceğinin davalıya bildirildiğini, davacıya satılması gereken 60.000 kilogram hurdanın ayıplı olduğunu, tarafların hurda malzemelerin miktarı konusunda hataya düştüklerini, sözleşme kapsamında 7.162 ton hurda sökülmesi gerekirken 3.847 ton hurda söküldüğünü belirterek hurdaların ayıplı olduğunun tespiti ile 5.000,00 TL fazla ödeme ile fazladan yapılan ödeme nedeniyle oluşan 5.000,00 TL menfi - müspet zararın ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı iş sahibi vekili cevap dilekçesinde; davalı ile davacı arasında sözleşme imzalandığını, davacının sözleşme süresi içerisinde 60.000 ton hurda metali teslim almadığını, imhası için gerekli işlemlere başlamadığını, davacının tacir olduğunu, basiretli davranmasının gerektiğini, satım konusu hurdanın miktarı hususunda yanılgıya düştüğü iddiasının dinlenilebilir olmadığını, gazete ilanında kesin bir rakam belirtilmediğini, ilanda tahmini rakamdan bahsedildiğini, davacı yüklenicinin sözleşme konusu hurdacılık işinde faaliyet gösterdiğini ve uzman olduğunu, davacı yüklenicinin yer görme belgesi ile yeri gördüğünü,
ayıplı mal teslim edildiği iddiasının dinlenilmesinin mümkün olmadığını, sözleşme kapsamında davacı yüklenicinin hurdaların satışının yapılması ile birlikte gerekirse bertaraf edilmesini de yüklendiğini, davacı yüklenici tarafından teslim alınmayan hurdaların davalı iş sahibi tarafından bertarafının sağlandığını, davacı yüklenicinin sözleşme kapsamındaki edimlerini yerine getirmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmelerde radyoaktif atık içeren hurdaların ne yapılacağı hususunda düzenleme bulunmadığı, davacı yüklenicinin hurda konusunda uzman olması nedeniyle basiretli bir tacir gibi davranarak gerekli araştırmayı yapmasının gerektiği, sözleşme kapsamında tehlikeli ve tehlikesiz atıkların imhasının üstlenildiği, davacı yüklenicinin imhaya ilişkin edimini yerine getirmediği, sözleşme eki idari şartnamenin 1.31 maddesinde yer alan tanım nedeniyle davalı iş sahibi edimini ayıplı yerine getirmiş ise de, davacının hurdaya ilişkin miktarı belirler belge ya da belgeleri verilen kesin süre içerisinde sunmadığı, davacı yüklenicinin iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı yüklenicinin teklifini yer görme sonucunda edindiği bilgilere ve uzmanlığına dayalı olarak verdiği, idari şartnamenin 1. maddesinde tanımların yapıldığı, 20. maddesinde ise tehlikeli ve tehlikesiz atıkların bertaraf edilmesinin kararlaştırıldığı,
sözleşme ile davacı yüklenicinin davalı iş sahibine ait fabrikadaki tehlikeli ve tehlikesiz atıkları bertaraf etmeyi ve çıkan hurdaları satın almayı üstlendiği, sözleşmede çıkacak hurda miktarı konusunda davalı iş sahibinin bir taahhüdünün bulunmadığı, hurdacılık sektöründe faaliyet gösteren davacının basiretli bir tacir gibi davranmasının gerekmesi nedeniyle miktarda hataya düştüğünün kabul edilemeyeceği, davacı yüklenici tarafından çıkan hurda miktarına ilişkin belgelerin dosyaya sunulmadığı, sözleşmedeki amacın söküm, bertaraf etme ve kullanılabilir hurdaların satın alınması olduğu,
radyasyonlu olduğu belirlenen metallerin satım sözleşmesinin konusu olmaması nedeniyle ayıplı olduğunun ileri sürülmesinin de mümkün olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına ve davanın açıklanan gerekçelerle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; doğal radyasyon seviyesinin üzerinde olan metallerin imhasının ilgili kurum tarafından yapılabildiğini, satımının söz konusu olmadığını, davacının metallerin radyasyonlu olduğunu bilmediğini, tehlikeli atık kavramından lisanslı firmalar tarafından bertaraf edilebilecek atıkların kastedildiğini, dava konusu teslim alınmayan ve muhafaza edilen atıkların da ilgili kurum tarafından imhasının yapılabileceğini, davacının satışı yapılamayacak metallerin bulunduğu hususunu önceden tespitinin mümkün olmadığını, satışı söz konusu olmayan hurdaların davalıdan alınmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,
radyasyon seviyesi yüksek metallerin ayıplı mal statüsünde bulunduğunu, sözleşmenin kurulması sırasında tespitin mümkün olmadığını, ayıplı mallar yönünden sözleşmenin dengesinin davacı aleyhine bozulduğunu, davacının 7.162 ton hurda için ödeme yaptığını, ancak 3.847 ton hurdanın satın alınabildiğini, raporun hatalı olduğunu, sözleşmenin kurulmasında hataya düşüldüğünü, davalının edimini ayıplı olarak yerine getirdiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki eser ve satım karma sözleşmesine dayalı ayıba karşı sorumluluk nedeniyle maddi zarar ile fazladan yapılan ödeme nedeniyle uğranılan menfi ve müspet zararın ödenmesi istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1922, K. 2025/2493, 23 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama