KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2024/1925 E., 2025/2500 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/596 E., 2024/44 K.
Karar Metni
1.224 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; muris ... ile müvekkili şirket arasında kurulan ticari ilişki ile 3 adet Çelik Kostrüksiyonlu Villa Sözleşmesi, 2 adet Betonarme Karkas Villa Sözleşmesi ve Marmara Ereğlisi ...
Sitesi Sözleşmesi'nin imzalandığını, dava konusu sözleşmelere ait olarak müvekkilinin müteveffa ...'dan toplamda 128.998,88 TL alacağı bulunduğunu, müvekkili şirketin yaptığı tüm harcamaları ...'dan müteadit taleplerine rağmen tahsil edemediğini, alacağın tahsili için Şişli 3. İcra Dairesi'nin 2010/44606 Esas sayılı dosyası ile ... mirasçıları olan davalılara karşı icra takibi başlatıldığını, davalı mirasçıların haksız ve kötüniyetli olarak takibe itiraz ettiklerini ve itiraz üzerine takibin durduğunu,
bu nedenlerle Şişli 3. İcra Dairesi'nin 2010/44606 Esas sayılı dosyasına vâki haksız ve kötüniyetli itirazların iptâli ile takibin devamına karar verilmesini, davalı mirasçıların %40'dan aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılardan ... ve ... vekili; öncelikle davacı tarafın talebinin zamanaşımına uğradığını, muris ...'ya ait olduğu iddia edilen ve bilgileri bulunmayan borcu kabul etmediklerini, ayrıca davacı tarafından müvekkilleri aleyhine başlatılan takibe ilişkin yetki itirazlarını tekrar ettiklerini, talep edilen alacak tutarlarının bir kısmının belgeye dayanmadığının dava dilekçesinde davacı vekili tarafından açıkça ifade edildiğini, belgesiz harcamaları kabul etmediklerini, söz konusu alacağın likid olmayıp böyle bir alacak için icra takibi yapılamayacağını,
...'nın terekesindeki tüm mal varlığı değerlerine Tereke Mahkemesi'nce Mart 2009'da tümüyle tedbir konulduğunu ve miras hisselerinin henüz mirasçıların eline geçmediğini ileri sürerek, öncelikle süresinde ve usulüne uygun zamanaşımı def'i gözetilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davacının açtığı haksız, usule ve yasaya aykırı davanın reddine, yargılama masraflarının ve vekâlet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.
2. Davalı ... vekili; dava konusu alacağın taraflar arasında kurulduğu iddia edilen ticari ilişkiye dayandığını, bu durumda huzurdaki davanın iş bölümü yönünden ticaret mahkemesinde açılması gerektiğini, usule ilişkin ilk itirazlarının kabul edilerek dosyanın ilgili ticaret mahkemesine gönderilmesini, ayrıca yine kurulduğu iddia edilen hukuki ilişkinin müvekkillerinin murisi davalı ... ... ile davacı şirket arasında olduğunu, ...'nın 22.02.2009 tarihinde vefat ettiğini, belgeye dayanmayan alacağın hukuken talebinin mümkün olmadığını, bu yönden de davanın reddi gerektiğini, bu nedenlerle öncelikle ilk itirazları ile ilgili karar verilmesini,
her türlü mukabil delil ileri sürme haklarını saklı tuttuklarını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilerek, masraf ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
3. Davalılar ... ve ... vekili; dava borçlusu olan ...'nın terekesine ait olarak görülmekte olan davanın Sarıyer 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nde görülmekte olan derdest bir dava olduğunu, alacaklı şirket tarafından icra takibine konu edilen alacak iddiasının Sarıyer 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne yapılması gerekçesiyle taraflarınca icra takibine itiraz edildiğini, müvekkillerinden ...'nın Sarıyer 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/242 Esas sayılı dosyasında bulunan vasiyetname gereğince mirastan ıskat edildiğini, müvekkili ...'nın ise yaklaşık yirmi yıldır muris olan dedesi asıl davalıdan boşanan babaannesi ile birlikte yaşadığını,
muris dedesi ile hiçbir ilişkisi bulunmadığından, davacı ile aralarındaki ticari ilişkiden de bihaber olduğunu, bu nedenlerle yasaya aykırı açılan iş bu davanın reddine, davacıya %40 icra inkâr tazminatına ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin yükletilmesine karar verilmesini, dosyanın görevli ticaret mahkemesine gönderilmesini, delil listelerinde belirttikleri mirasa ilişkin davaların bekletici mesele yapılmasına ve davanın terekeye yöneltilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin18.07.2016 tarihli kararı ile alınan ATK raporuna göre, davacının dayandığı sözleşmelerdeki ... adına atılan imzaların ...'ya ait olduğu hususunun tespit edilemediği, taraf ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre davacının, davalıların murisinden alacaklı olduğu hususu davacı tarafça ispat edilememiş olduğundan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin 18.07.2016 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 27.03.2019 tarihli, 2018/419 Esas, 2019/1381 Karar sayılı kararı ile davacı şirket ile davalıların murisi ... arasında düzenlenen sözleşmeden doğan alacağa ilişkin olan taleple ilgili davalıların bahsi geçen sözleşmedeki imzaların murislerine ait olmadığını belirttiklerinden 18.08.2014 tarihli bilirkişi raporu ile Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin 09.12.2014 tarihli raporu arasında çelişki olması sebebiyle bu çelişkinin üniversitelerden seçilecek uzman bilirkişilerce giderildikten sonra karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile karar bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile grafolog raporu ile ATK raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi için Üniversitelerden re'sen seçilecek 3 grafolog heyeti tarafından rapor hazırlanılmasına karar verildiği, bilirkişi raporunda, inceleme konusu belgelerdeki imzaların ...'mın eli ürünü olduğu kanaatine varıldığı, bilirkişilerden alınan raporda, husumete konu yapılan 5 villa için yapılan imalatın toplam tutarının 100.800,00 USD olarak hesap edildiği, ticari defterlerin alacağın varlığının tespiti için yeterli olmadığı, alacağın varlığını tespit amacıyla talep edilen belgelerin sunulmadığı,
davacı şirket nezdinde bir kaç kez talep edilmesine rağmen eksik belgeler incelenmediğinden, davacının alacağının tespit edilemediği, ispat külfeti davacı taraf üzerinde olduğundan, davacı taraf alacağını her türlü şüpheden uzak delille ispatlayamadığından davacının davasının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müteveffanın talebi üzerine taşınmazları üzerinde dikilen yapıların malzemelerinin bedelinin müteveffa tarafından karşılanmaması ve dosya kapsamında gerçekleştirilen keşif ve teknik inceleme neticesinde müvekkilin ilgili inşaatlar kapsamında yapmış olduğu masraflar tespit edilmesine karşın davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkil şirket ile müteveffa arasında tanzim edilen sözleşme gereği müvekkil şirkete müteveffa tarafından sözleşme bazında ödeme yapılacağının kararlaştırıldığını, bu kapsamda, müvekkil şirket tarafından alınan malzeme müteveffaya ayrıca fatura edilmediğini,
inşaatların tamamlanma aşamasına göre sözleşme kapsamında bedel tahsili amaçlandığını, taraflar arasındaki sözleşmeler incelendiğinde, müvekkil şirketin herhangi bir fatura kesme yükümlülüğünün bulunmadığının ve ödemelerin kesilecek faturalar akabinde gerçekleşmeyeceğinin açıkça görüleceğini, müvekkil şirket tarafından taraflar arasındaki sözleşmeye uygun bir şekilde eser inşa edilmeye başlandığını, müteveffanın sözlü talebi üzerine inşaatların durdurulduğunu ve müvekkili tarafından haricen villa yapım işleri için başka bir şirket ile anlaşıldığının öğrenildiğini,
müvekkil şirket tarafından sözleşme kapsamında müteveffa tarafından durdurulana kadar iş görüldüğünü ve müteveffaya hizmet sunulduğunu, gerek Türk Ticaret Kanunu gerekse hakkaniyet gereği müteveffaya sunulmuş olan işbu hizmetlerin karşılıksız olmasının beklenmesinin mümkün olmadığını, mahkemece takibe konu faturalar ve sözleşme kapsamında müvekkil tarafından yapılan masraflar, sözleşmenin niteliği ve sözleşme bazında ödeme yapılacağı,
teknik inceleme neticesinde müvekkil tarafından husumete konu 5 villa için yapılan imalatın toplam tutarının 100.800,00 USD olduğu hususları dikkate alınmaksızın tesis edilen hükmün hukuka aykırılık teşkil ettiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ile ilgili yapılan icra takibine itirazın iptâli istemine ilişkindir.
Mahkemece bozmaya uyularak alınan bilirkişi raporuna göre, davacı şirket ile davalıların murisi ... arasında düzenlenen sözleşmelerdeki imzanın ...’nın eli ürünü olduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasında geçerli bir eser sözleşmesi ilişkisi kurulması durumunda, işi üstlenen yüklenicinin işe hiç başlamadığı ya da işi terk ederek yarım bıraktığı iş sahibi tarafından yasal delillerle kanıtlanmadıkça, sözleşmeye uygun olarak gerçekleştirilen imalatın bu işi üstlenmiş olan yüklenici tarafından yapılmış olduğunun kabulü gerekir. Dairemiz uygulamalarında da bu husus karine olarak kabul edilmektedir. Davacı tarafından yapıldığı iddia edilen işlerin başkalarına yaptırıldığı hususuna dair ispat külfeti davalı tarafta olup, davalılar tarafından bu yönde bir itiraz bulunmamaktadır. Mahkemece yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda da dava konusu imalatların yapıldığı tespit edilmiştir.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; davacı ile davalıların murisi ... arasında imzalanan sözleşmeye konu işlerle ilgili yukarıda belirtildiği şekilde imalat bedelini belirleyerek taleple bağlı kalınarak karar vermekten ibaret olup, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1925, K. 2025/2500, 24 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama