KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2024/2000 E., 2024/3678 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/2116 E., 2024/442 K.
- Hüküm/karar
- Esastan Red
- İlk derece mahkemesi
- Tekirdağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/2 E., 2018/253 K.
Karar Metni
349 kelime·2 dk okuma
1- İlk derece mahkemesince, kooperatif üyeliğinin tespiti istemli davada davalı kooperatifin davacının hakkı olan 60.000,00 Türk Lirası'nı kasa aracılığıyla elden ödediği, davalı kooperatifin kasasının eksi bakiye vermeksizin bankadan çekilen bedellerin aktarılması suretiyle davacıya ödeme yapıldığı, davacının imzası bulunan kooperatif üyeliğinden çıkma talepli ve ödemeye ilişkin imzalı belgesi, davalının üyelikten çıkarıldığına ilişkin yönetim kurulu kararı ve davalının usulüne uygun tuttuğu yasal defterlerdeki ödemeye ilişkin kayıt birlikte değerlendirildiğinde, davacının kooperatif üyeliğinin sonlandığının ve 60.000,00 Türk Lirası bedelin davacıya ödenerek davacının davalı kooperatiften herhangi bir hak ve alacağının kalmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2- İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi tarafından davacının, davalıya hitaben yazdığı ve imzası inkar edilmeyen 01.12.2016 tarihli dilekçesi ile kooperatif ortaklığından çıkma iradesini bildirdiği, yine "Tutanaktır" başlıklı imzası inkar edilmeyen bila tarihli belgede davalı kooperatife yatırdığı üyelik ücretinin kendisine ödenerek kooperatif üyeliğinden ayrıldığı ve kooperatiften herhangi bir hak ve alacağının kalmadığının belirtildiği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3- Bu karara karşı davacı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine; davacının çıkma iradesine yönelik dilekçesi ile çıkma payını aldığına dair yazılı belgeyi imzalamasından dolayı yönetim kurulu kararında davacının çıkma talebinin kabulüne ilişkin kararın bu alana sonradan eklenmesinin davanın esasına ve sonuca bir etkisinin bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/2000, K. 2024/3678, 23 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama