KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2024/291 E., 2025/849 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Mart 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2011/15 E., 2019/210 K.
Karar Metni
810 kelime·4 dk okuma
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı-birleşen dosyalarda davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 04.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde asıl dosyada davalı-birleşen dosyada davacı vekili Avukat ... geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/15 Esas sayılı dosyasında ve birleşen 2004/495- 2005/320- 2006/417- 2007/749 Esas dosyalarında; taraflar arasındaki eser sözleşmesine dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, birleşen İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/352 Esas sayılı dosyasında ise; menfi tespit isteminde bulunulmuştur.
2. Dosyaların birleştirilmesinden önce; İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/352 Esas) 2002/413 Esas, 2004/39 Karar ve 25.02.2004 tarihli kararı ile davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 2005/6251 Esas, 2006/7538 Karar ve 21.12.2006 tarihli ilamı ile, dava konusu teminat mektuplarının iadesi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti gerektiği belirtilerek, Yerel Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma ilamının ardından yargılamaya İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/352 Esas sayılı dosyası üzerinden devam edilmiş ve ilgili mahkemelerce alınan birleştirme kararları neticesinde, bahsi geçen menfi tespit davası dosyası ile diğer itirazın iptali talepli dava dosyalarının, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/15 Esas sayılı dosya numarası altında birleştirilerek görülmesi yoluna gidildiği anlaşılmıştır.
4. İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/15 Esas, 2019/210 Karar, 07.03.2019 tarihli kararı ile; asıl ve birleşen davaların kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
5. Bu karara karşı, asıl ve birleşen 2004/495- 2005/320- 2006/417- 2007/749 E. sayılı davalarda davacı- birleşen 2009/352 E. sayılı davada davalı vekili ile asıl ve birleşen 2004/495- 2005/320- 2006/417- 2007/749 E. sayılı davalarda davalı- birleşen 2009/352 E. sayılı davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
6. 6100 sayılı HMK’nın 166. maddesinin birinci fıkrasında; "Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davaların aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar diğer mahkemeyi bağlar" hükmüne yer verilmiştir.
7. Dosyalardan biri Yargıtay incelemesinden geçtikten sonra henüz kanun yolları aşamasına gelmemiş yeni bir dosya ile birleşmesi halinde, daha önce herhangi bir kanun yolundan geçmemiş dosyanın istinaf yoluna tabi olacağı açıktır. Zira davalar birleşmekle bağımsızlıklarını korur, ayrı dosya olma özelliğini devam ettirirler.
8. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesinin 1. fıkrasında; bölge adliye mahkemelerinin Resmi Gazetede ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanun'un temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin, yine aynı maddenin 2. fıkrasında ise bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine istinaf yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanun'un 427 ile 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı, yani bu kararlara ilişkin dosyaların bölge adliye mahkemelerine gönderilemeyeceği belirtilmiştir.
Bu durumda; 20 Temmuz 2016 tarihinden önce verilen kararlar, kanun yoluna başvurma tarihi ne olursa olsun, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427. ve 454. maddelerindeki temyize ilişkin hükümlere tabi olup, bahse konu dosyaların temyiz incelemesi için Yargıtay Başkanlığına gönderilmesi gerekmektedir.
Buna karşılık; 20 Temmuz 2016 tarihinde ve sonrasında verilmiş olup daha önce temyiz incelemesinden geçmeyen kararlara karşı yasa yoluna gidilmesi halinde ise, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-360. maddesindeki istinafa ilişkin hükümlerin uygulanması için bu dosyaların bölge adliye mahkemesine gönderilmesi zorunludur.
9. Somut olayda, daha önce Yargıtay denetiminden geçen birleşen İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/352 Esas sayılı dava dosyasının “İstinaf” kanun yoluna tabi olmadığı açıktır.
10. Ne var ki, asıl dava ve birleşen 2004/495- 2005/320- 2006/417- 2007/749 Esas sayılı dava dosyalarının karar tarihi 20 Temmuz 2016 tarihinden sonra olup, bu dosyalarda verilen kararlarla ilgili daha önce Yargıtay denetimi de söz konusu olmadığından, bu kararların ''İstinaf'' kanun yoluna tabi olduğu anlaşılmaktadır.
Asıl dava ve birleşen 2004/495- 2005/320- 2006/417- 2007/749 Esas sayılı davalarda verilen kararlara karşı bahsi geçen davalarda sunulan temyiz başvuru dilekçelerinin, istinaf başvuru dilekçesi olarak kabulü gerekir.
11. Bu durumda mahkemece, anılan davaların bağımsız dava olma özelliğini kaybetmediği gözetilerek, ''İstinaf'' kanun yoluna tabi oldukları gerekçesiyle, istinaf incelemesi yapılmak üzere ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesinin sağlanması, Bölge Adliye Mahkemesince yapılacak istinaf incelemesi neticesinde verilecek karara karşı yasal temyiz ve temyize cevap süreleri beklenerek, temyiz edilmeleri halinde buna ilişkin evrakların da ve her halde birleşen İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/352 Esas sayılı dava dosyası hakkındaki temyiz itirazlarının değerlendirilmesi için dosya dairemize gönderilmek üzere mahalline iadesine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/291, K. 2025/849, 4 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama