KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2024/3066 E., 2025/3540 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/388 E., 2024/1257 K.
- İlk derece mahkemesi
- Iğdır 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic. Mah. Sıf.
- Sayısı
- 2020/517 E., 2024/4 K.
Karar Metni
1.624 kelime·8 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraflar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan inşaat sözleşmesine göre aşama aşama bedeli ödenmek üzere 4 bloğun 12 ay içerisinde anahtar teslimi olarak yapılarak tesliminin kararlaştırıldığını, sözleşme hükümlerine göre yapılacak ödemelerden 500.000,00 TL’lik kısmının kabul eksiklikleri için bekletileceğinin öngörülmesine rağmen müvekkilinin kesinti yapmaksızın davalıya tüm ödemelerini yaptığını,
öncelikle A ve B blokta kaba inşaatın bitirileceğini C ve D bloğun kaba inşaatı devam ederken de A ve B bloğun ince işlerinin başlanacağını ancak A ve B bloğun kaba inşaatı Mayıs 2016'da bitmesine rağmen bu bloklarda hiçbir ince inşaatta başlanmadığını, davalı tarafa şimdiye kadar 4.178.000,00 TL ödenmesine rağmen işçilere ve malzeme aldıkları kişilere para ödenmediği için inşaatın yavaşlatılarak durdurulduğunu, müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirmesine rağmen davalı şirketin edimlerinin yerine getirmekten kaçınması sebebiyle sözleşmenin haklı sebeplerle feshini istediklerini,
davalının kestiği faturalardaki KDV'leri vergi dairesine ödememek için yanıltıcı belge düzenlendiğini, inşaat temel aşamasında olmasına rağmen duşakabin, klozet takımı faturaları aldığını, hakedişlerini fazla fazla almasına rağmen işçilerin maaşlarını ödememesi ve inşaatın durması nedeniyle inşaatın sözleşme ile öngörülen 12 aylık süreçlerinde bitirilemeyeceğinin 2016/37 Değişik İş kararıyla sabit olduğunu, müvekkilinin ismini kullanarak aldığı malzemelerin bedelini ödemeyerek bu kişileri müvekkiline yönlendirdiğini, 2016/37 Değişik İş dosyasına göre inşaatın henüz %34,72'si tamamlanmış olup,
davalının alması gereken bedelin 3.263.355 TL olduğunu, buna göre 914.660,00 TL fazla ödeme yapıldığını ileri sürerek inşaat sözleşmesi ve ekinin feshini, şimdilik 914.660,00 TL'nin ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP VE KARŞI DAVA
Davalı vekili cevap dilekçesinde. 2016/37 D.
İş sayılı dosya raporu tebliğ edilmediğinden delil olarak kullanılamayacağını, yüklenicinin dava konusu işte işçileri sigorta ettirebilmesi için öncelikle iş sahibi davacının sigorta kaydı açtırması gerekli olup, sigorta kaydı 08.03.2016 tarihinde açılmış olduğundan işe başlama tarihinin bu tarihi olarak alınması gerektiğini, işin 12 ay içerisinde tamamlanacağını, tamamlanamayacağı kabul edilse dahi gecikmenin iş sahibinden kaynaklandığını, kaba inşaat için 4.950.000,00 TL ödemesi gerekirken ödemelerinin 4.178.000,00 TL olduğunu, bu hususta davacıya ihtarname gönderilerek temerrüde düşürüldüğünü, davacı fesih ihtarının daha sonra olduğunu,
iş sahibinin sözleşmeye göre gerekli ödemeleri yapmadığından mütemerrit durumunda bulunduğunu, yapılan işin yüzdesinin %44-45 civarında olup, götürü bedele oranlandığında 4.230.000,00 TL gibi bir alacak çıktığını, kaba inşaat bittiği gibi fazla yapılan imalatlar ve ihrazatlar olduğunu, haksız fesih nedeniyle davalının varsa yaptığı imalat bedelinin ve müspet zararının karşılanması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiş, karşı dava da ise şimdilik 20.000,00 TL'lik alacağın ticari faiziyle tahsilini talep etmiş, ıslah yoluyla talebini 1.039,454,01 TL’ye artırmıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3D maddesi ile kaba imalat ödeme safhaları başlıklı bölüme bakıldığında tüm tabliye betonlarını bitirilmesi halinde KDV dahil 4.950.000,00 TL ödeneceğini kararlaştırıldığı, davacı iş sahibi firmanın davalı yükleniciye 4.178.
379,96 TL ödeme yaptığı, bu durumda sözleşmenin 3/7. maddesi uyarınca yükleniciye ödenmesi gereken bakiye alacağın 771.620,04 TL olduğu, bu tutardan davalı yüklenicinin söz konusu inşaatla ilgili olarak piyasaya borçları için davacı iş sahibi tarafından yapılan ve tamamı belgeli vaziyette olan toplam 331.891,78 TL ödeme ve inşaat çatısında yapılan ayıplı imalata ilişkin 34.418,65 TL'nin mahsubu sonrasında yüklenicinin iş sahiplerinden alacağının 405.309,61 TL olduğu, yüklenicinin inşaattan ayrılırken bıraktığı toplam 54.659,30 TL tutarındaki malzemenin de eklenmesi sonrasında yüklenicinin iş sahibinden alacağının 459.968,91 TL olduğu,
iş sahibinin yükleniciden herhangi bir alacağının bulunmadığının 05.01.20 23... .08.2023 tarihli bilirkişi raporlarında belirtildiği, iş sahibi sözleşmede belirlenen imalat safhalarına göre yükleniciye eksik ödeme yaptığından sözleşmenin fesinde kusurlu duruma düştüğü, bu nedenle sözleşmenin feshinde haklı olmadığı, yüklenicinin de sözleşme kapsamındaki imalatları 12 aylık süre içerisinde tamamlayacak biçimde yapmadığı,
işi yavaş yürüttüğü, iş sahibinin kendisine eksik ödeme yapmasına rağmen iş sahibini ancak 18.10.2016 tarihinde temerrüde düşürdüğü kalan sürede işleri tamamlanmasının mümkün olmadığı bu suretle yüklenicinin de sözleşmenin feshinde kusurlu olduğu, sözleşmenin feshinde tarafların ortak kusurlu olduğu, yüklenici müspet zararını istemişse de sözleşmenin feshinde yüklenici de kusurlu olduğundan kâr kaybı talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile sözleşmenin feshine, alacak talebinin reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile 459.968,91 TL'nin davalıdan tahsiline karar vermiş karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan teknik raporlarda ittifakla belirtildiği üzere iş sahibinin yaptırdığı tespit ve işin anahtar teslim olacak şekilde sözleşmede kararlaştırılan süre dahilinde tamamlanması mümkün görülmeyip iş sahibinin sözleşmenin feshini istemekte haklı olduğu,
yüklenicinin karşı davada istem konusu ettiği kâr kaybı müspet zarar kapsamında olup, sözleşmenin iş sahibince haklı nedenle feshedilmiş olması karşısında karşı davacının kâr yoksunluğu talebinin kabul edilemeyeceği, davalı-karşı davacı her ne kadar alınan son bilirkişi raporundan sonra dosyaya ibraz ettiği 04.09.2023 tarihli dilekçesi ile 459.968,91 TL'nin eksik ödenen iş bedeli, bakiye 579.485,10 TL'nin kâr mahrumiyeti bedeli olarak tahsilini istemiş ise de talep konusunu değiştirerek ve aşarak bu kez eksik iş bedelini talep etmesinin hukuken olanaklı olmadığı,
HMK’nın 26. maddesi uyarınca talepten fazlasına hükmedilemeyeceği, karşı davanın konusu kâr yoksunluğuna dair müspet zararın tahsiline ilişkin olup, talep aşılarak eksik iş bedeli olarak belirlenen 459.968 91 TL'nin tahsiline hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kısmen kabulü ile sözleşmenin feshedildiğinin tespitine, davacının alacak talebinin reddine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı-karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Değişik iş dosyasında alınan rapora göre davalının işini yapmadığının ve karşılığında fazla ödeme aldığının sabit olduğunu,
b. Sözleşmeye göre işin bitmesi gereken tarihte işin bitmesinin olanaklı olmadığının 30.10.2017 tarihli heyet raporunda belirtildiğini,
c. Davalı-karşı davacının eseri imal ettiği ve teslime hazır olduğunu kanıtlayamadığını, eserin bedelinin düzenlenecek fatura karşılığı ödeneceğinin kararlaştırıldığını,ihtarname ve takip dosyasında talep ettiği hakdişlere ilişkin fatura düzenlediğini ve müvekkiline tebliğ ettiğini ispatlayamadığından fatura düzenlenmemiş iş bedeli alacağıyla ilgili talepte bulunamayacağını,ödeme konusunda temerrüde düşmediklerini,
d. Eserin tamamlanma oranının %34,76 olup sözleşme bedeli ile çarpıldığında ödenmesi gereken bedel 3.267.221,32 TL’den fazla bedel ödendiğini,
e. Sözleşmenin feshi talebinin kabul edilmesine rağmen lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini beyan etmektedir.
2. Davalı-karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Sözleşmenin feshinin tespiti için dava açılmasında hukuki yarar olmadığını,
b. Islah dilekçesinin sonuç ve talep kısmında kâr mahrumiyetinden bahsedilmeksizin 1.039.454,01 TL’nin tahsilinin istenildiğini, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi feshedilmekle tasfiye kesin hesabı çıkarılacağına göre bu talebin hem kâr mahrumiyeti hem de imalat bedeli ile sair alacakları kapsadığının açık olduğunu, 04.09.2023 tarihli dilekçe ile ıslah dilekçesinin açıklandığını, davacı-karşı davalının bu dilekçeye karşı talep konusunun değiştirildiği ya da genişletildiği savunmasının olmadığını,
c. Hakediş bedellerinin usulüne uygun hesaplanmadığını, fiziki gerçekleşme seviyesinin doğru belirlenmediğini,sözleşmede belirlenen 9.400.000,00 TL imalat bedelinin %52,662'si olan 4.950.000,00 TL’nin temel ve kaba inşaatlar için kalan %47,34’ünün ince inşaatlar için ayrıldığını, ihzarat bedeli olarak karşı dava tarihindeki rayiç bedele uygun bir bedel belirlenmesi gerektiğini, çatı imalatındaki ayıplı iş bedelinin önceki hatalı raporlardan alındığını, iş sahibi tarafından fesih tarihine kadar ya da fesih sonrası ayıp ihbarı olmadığını, ayıp olmadığından bedelden düşülmemesi gerektiğini,
d. Bilirkişi raporlarının tamamında feshin haksız olduğunun belirtildiğini, iş sahibinin süresinde ödeme yapmayarak temerrüde düştüğünü ve akdin feshinde haksız olduğu kabul edildiğinden, müvekkilinin TBK’nın 97. maddesine göre ödemezlik def’ini ileri sürebileceğini, kâr mahrumiyetine yönelik talebin reddine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl davada eser sözleşmesinin feshi ile fazla ödenen bedelin tahsili, karşı davada ise tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasında imzalanan götürü bedel inşaat yapım sözleşmesi neticesinde yüklenicinin işi süresinde tamamlamaması iş sahibinin ise sözleşmede kararlaştırılan kademeli ödemelerini süresinde yapmaması nedeniyle sözleşmenin iş sahibi tarafından feshedildiği, bu durumda iş sahibinin süresinde ödemeleri yapmaması, yüklenicinin ise uygun şekilde inşaat yapmaması ve ödemede gecikilmesine ilişkin uzun süre bekledikten sonra iş sahibine ihtar çekmesi nedeniyle tarafların ortak kusurlu olduğu dosya içeriği ile sabittir. Ortak kusur halinde ise tarafların müspet zarar istemelerine imkan bulunmamaktadır.
1. Asıl dava yönünden taraf vekillerinin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Mahkemece, götürü bedel inşaat sözleşmesinin feshi nedeniyle alacak istemine ilişkin asıl davada, yüklenicinin işten el çektiği tarih itibariyle yüklenicinin gerçekleştirdiği, kabul edilebilir (ayıpsız) imalâtın, tüm işe göre fiziki oranını hesaplatmak bu oranı sözleşme bedeline uygulamak suretiyle yüklenici alacağı bulunduktan sonra davacı iş sahibinin doğrudan yükleniciye veya yüklenici adına üçüncü kişilere yaptığı ödemelerin tespiti ile yüklenicinin inşaat sahasında bıraktığı malzemenin dava tarihindeki rayiçlere göre bedeli belirlenerek bir hesap yapıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, feshedilmiş sözleşmedeki kademeli ödeme maddesi dikkate alınarak yapılan hesaba dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Öte yandan bedel karşılığı inşaat sözleşmelerinde taraflardan biri tek taraflı irade beyanı ile sözleşmeyi feshedebilir. İş bu dava açılmadan önce, davacı iş sahibi tarafından sözleşmenin feshini içerir ihtarname keşide edilmiştir. Bu durumda mahkemece, sözleşmenin feshine karar verilmesine gerek olmadığı halde yazılı şekilde hüküm tesisi de hatalı olmuştur.
2. Karşı dava yönünden yapılan incelemede; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre ve özellikle davacının karşı dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi neticesinde sadece kâr kaybı istediği iş bedeli talebi bulunmadığı, ortak kusur nedeniyle de kâr kaybı talep edilemeyeceği anlaşıldığından usul ve kanuna uygun olup, karşı davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
1.(1) nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl dava yönünden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2.(2) nolu bentte açıklanan nedenlerle karşı dava yönünden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine,
Fazla yatırılan harcın istek halinde asıl dava yönünden davalı-karşı davacı ...'ne iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/3066, K. 2025/3540, 23 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama