KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2025/1653 E., 2025/3835 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/566 E., 2025/469 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/784 E., 2024/910 K.
Karar Metni
548 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili; taraflar arasında 27.11.2013 tarihli Şehirlerarası Posta Taşıttırılması Hizmet Alımına Ait 7. ...
Sözleşmesinin akdedildiğini, 3065 sayılı KDV Kanunu'nun 9. maddesi ve KDV Genel Uygulama Tebliği'nin (I/C.2.1.3.2.5.) bölümü uyarınca, söz konusu sözleşmelere istinaden davalılara yaptığı ödemelerden KDV tutarının 9/10'unu sorumlu sıfatıyla tevkif edip kendi vergi dairesine ödenmesi gerekmekle birlikte KDV tutarının tamamının davalılara ödendiğini, akabinde ise KDV mevzuatından kaynaklanan zorunlulukların gereği olarak 9/10 oranındaki tevkif KDV'yi 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 371. maddesi hükümlerine göre pişmanlıkla vergi dairesine beyan ederek ödemek durumunda kalındığını,
davalılardan sebepsiz zenginleşme yaratan 1.875.652,18 TL'nin iadesinin talep edildiğini, davalılar tarafından söz konusu alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından gerçekleştirilen tevkifat işlemlerinin hukuka aykırı olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin fatura düzenlenmesine ilişkin olarak herhangi bir kusurunun bulunmadığını, asıl sorumlu ve kusurlu tarafın davacı olduğunu, tevkifatlı KDV uygulaması ve buna ilişkin KDV tahakkukunun tamamen Vergi Usul Kanunu ve KDV Uygulama Genel Tebliği'ne ve hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında hukuka aykırı şekilde uygulanan tevkifat işlemleri için açılan iptal davalarında yürütmenin durdurulması kararlarının tesis edildiğini, müvekkili şirketlerin aktif mal varlığında doğrudan ya da dolaylı artış gerçekleşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu işlemin Vergi Mahkemesince iptaline karar verildiği, kararın kesinleştiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin "işgücü temini" niteliğinde olmadığı, alınan hizmet bedelinin KDV tutarının tamamının davalıya ödenmesi gerektiği, 9/10 KDV tevkifatına tabi olmadığı, davacının vergi dairesine ödemesinin hatalı olduğu, kaldı ki dava konusu tutarın, davacıya Vergi Dairesi tarafından iade edildiği gerekçesiyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının müvekkilince fazladan ödenmiş bulunan tutarları iade etmemesinin açıkça sebepsiz zenginleşme ve sözleşme hükümlerine de aykırılık teşkil etmekte olup, anılan paranın ödenmemesinin davalıların kötü niyetini de ortaya koyduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan istirdat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/1653, K. 2025/3835, 12 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama