KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2025/1904 E., 2025/2829 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/582 E., 2025/697 K.
- İlk derece mahkemesi
- Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/315 E., 2024/740 K.
Karar Metni
1.811 kelime·9 dk okuma·9 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin müflis şirketin ortağı ve yine rödovansçı ...
Şirketlerinin sahibi olduğunu, müflis şirketin 2014 yılı incelemeleri sonrası yüksek tutarlı vergi cezası ve vergi borcu altına girdiğini, yine 2014 yılında ruhsat sahasında meydana gelen kazada 18 işçinin vefatı nedeniyle açılan davalar nedeniyle mali kriz içine girdiğini, müflis şirketin tüm vergi borçlarını özkaynakları ile ödemesi mümkün olmayınca müvekkilinin rödovans şirketleri ve hissedarı olduğu müflis şirketin durumunu düşünerek müflis şirket vergi borçlarını yapılandırarak ödemek durumunda kaldığını, aksi halde hem ruhsatın düşeceğini hem de şirket ortağı olarak zaten borçtan hissesi oranında sorumlu olacağını,
bu kapsamda 20 milyonu bulan borcun yarısının ödendiğini, talep edilen tutarların da yapılan vergi ödemelerinden kaynaklı tutarlar olduğunu, iflasına karar verilen müflis şirkete ait ödemek zorunda kaldığı vergi borçlarının tahsili için ....
İcra Müdürlüğü'nün 2019/13093 Esas sayı ile icra takibi başlattığı, ancak açmış oldukları iflas davasında 28.09.2021 tarihli bilirkişi raporu ile icra takibinden daha fazla alacaklı olduklarının tespit edildiğini, bu nedenle 3.964.728,85 TL alacağının iflas masasına kaydının yapılmasını talep edildiğini, ancak iflas idaresinin hazırladığı sıra cetvelinde keyfi davrandığını ve kayıt kabul taleplerinin reddedildiğini, iflas idaresinin, yeni seçilen müflis şirketin müdürü olan ve hakkında dolandırıcılıktan soruşturma yürütülen ...'in katibi gibi davrandığını, tamamen onun beyanlarına göre işlem yaptığını,
müdür olan kişinin kendi yakınlarının alacağının kabul etmesine itibar ederek bu kişilerin alacaklarını kabul ettiğini, bununla birlikte 2016 yılından beri müdürlük yapan kişinin beyanlarına itibar etmediğini, kesinleşmiş takibe rağmen alacağının kaydı talebinin kabul edilmediğini ileri sürerek, 3.964.728,85 TL alacağın sıra cetveline kaydına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı iflas idaresi adına iflas idare memuru cevap dilekçesinde; müflis şirketinin müdürlüğünü 2012 yılına kadar davacının babası ...'in yaptığını, 2012 yılında ... 'in müdür olarak seçildiğini, davacının babasının yönetici olduğu 2008-2012 yıllarına ait usulsüzlükler nedeniyle şirket hakkında usulsüzlük ve vergi ziyaı cezası tahakkuk ettirildiğini, davacının da babasının işlemlerinden mirasçı sıfatıyla sorumlu olduğunu, davacının olağanüstü genel kurul talebi sonrasında Hatem ... 'in müdür olarak seçildiğini, bu müdür tarafından şirket kötü yönetilerek üretimin azaltılarak zamanla durdurulduğunu,
davacının müdür ... ile işbirliği içinde hareket ettiğini, şirket defterlerini zimmetinde tuttuğunu, 17.05.2017 tarihinde ruhsat süresinin dolacak olması nedeniyle ödeme yapıldığı beyanının davacının planının bir parçası olduğunu, davacının şirketi çalışamaz hale getirerek borca batık hale getirip, borcunu ödeyemeyen şirketin borçlarını yasal yükümlülüğü olmaksızın kendi hesaplarından ödenmiş gibi gösterip, şirketten alacaklı olmayı ve şirketin iflasını talep etmeyi planladığını, davacının ...
Şirketi hakkındaki iddiaalarının yeni müdür tarafından kabul edilmediğini, davacının sahibi olduğu şirketler ve yakınları eli ile 2019 tarihinde başlattığı 7 adet icra takibi olduğunu, bunlardan ...
Şirketi tarafından başlatılan takip nedeniyle şirketin iflasına karar verildiğini, takip tarihi itibariyle müdür ... 'in davacı ile birlikte hareket ettiğini, iflas sonrası defterin müdür Hatem'den istenmesi sonrasında 03.01.2022 tarihli beyan ile defterlerin davacı da olduğunun beyan edildiğini ve 05.01.2022 tarihli tutanakla ... isimli kişi tarafından kendilerine teslim edildiğini, kayıtların usulüne uygun olmadığını, davacının alacağını 1. alacaklılar toplantısından önce usulüne uygun kaydettirilmediğini, kesinleşmiş mahkeme ilamına dayanılmadığını, mevcut şirket müdürü tarafından da itiraz edildiği için kayıt talebinin reddedildiğini,
davacının asıl amacının müflis şirketi kendisine ve ailesine borçlandırarak ve sonrasında iflas talep ederek ruhsat sahasına tek başına sahip olmak olduğunu. 01.12.2021 tarihinde seçilen yeni müdürün yardımları ile şirketin malvarlığı ve usulsüz işlemlerin tespit edildiğini ancak tüm alacaklar hakkında eşit yaklaşımla karar verildiğini, belirtilen nedenlerle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile müflis şirketin 2017-2020 yılları arasındaki tüm ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu fakat 2021 yılı ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin kanuni süresinde yapılmadığının anlaşıldığı, bu haliyle davacı açısından müflis şirketin ilgili dönem ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmaması sebebiyle davacı lehine delil teşkil edemeyeceği kanaatine erişildiği, müflis şirketin ticari defterlerine göre iflas tarihi itibariyle 3.044.176,54 TL tutarında davacının müflis şirketten alacağı bulunduğu,
ancak davacı tarafça iddia edilen ödeme dönemlerine ilişkin müflis şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmaması, davacının alt ve üst soyundan aile fertlerinin bir dönem müflis şirketin temsilciliğini yapması ve yine bir dönem aynı muhasebeci eliyle şirketin muhasebe kayıtlarının ve defterlerinin tutulması, davacı ile müflis şirket arasında bu manada organik bağ bulunması, şirket yöneticileri hakkında görülen ceza dosyaları içeriği, kayıt kabul davalarında ticari defter kayıtlarının tek başına ispata elverişli delil mahiyetinde olmaması,
davacının tek taraflı belgelerinin bunları doğrulayan yan deliller olmadığı müddetçe kayıt kabul davasında ispat için yeterli olmaması hususları göz önünde bulundurularak müflis şirketin ticari defterlerinin davacının ödeme iddiaları açısından ispata elverişli olmadığı, müflis ...
Linyit Kömür İşletmesi Limited Şirketi’nin toplam 1.004.461,02 TL tutarındaki vergi, mensup olunan meslek odaları için yatırılması gereken aidat borçları, SGK ödemeleri gibi borçlarının, davacının banka hesaplarından havale yoluyla müflis şirket adına ilgili kurumlara ödendiği anlaşılmakla davacının, belgeye dayalı söz konusu ödemelerinin müflis şirket nam ve hesabına yapılması karşısında ödemelerin toplam tutarı olan 1.004.461,02 TL kadar davacının kayıt kabul isteminde haklı olduğu,
davacının diğer ödeme iddialarına ilişkin ise ilgili kurum ve kuruluşlardan gelen yazı cevapları ve davacı vekili tarafından dosyaya sunulan dekont, makbuz gibi belgeler birlikte değerlendirildiğinde, ödemelerin davacı tarafça yapıldığı konusunda mahkemede tam bir kanaat oluşmadığından az önce ifade edilen miktar haricindeki ödeme iddialarının sübut bulmadığı kanaatine varıldığı,
icra hesap uzmanı bilirkişinin 18.03.2024 tarihli raporunda, asıl alacak miktarının mahkemece 1.004.461,02 TL olarak kabul edilmesi halinde, davacının kayıt kabule esas olan alacak miktarının takip masrafları ve iflas tarihine kadar işlemiş faizin ilavesiyle birlikte 1.148.506,18 TL olduğu gerekçesiyle, 1.148.506,18 TL alacağın, davacı alacağı olarak müflis şirketin Konya 1. İflas Müdürlüğü'nün 2021/4 İflas sayılı iflas masasına kayıt ve kabulüne, fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı müflisin ticari defterlerine aykırı karar verilemeyeceğini, defter kayıtlarına göre müvekkilinin 3.044.176,54 TL alacaklı olduğunun sabit olduğunu, icra kapak hesabına göre ise 3.480.431,91 TL alacaklı olduğunu, iflas talep edilen dosyaya göre 3.964.728,85 TL alacaklı olduğunu, bilirkişi tarafından davalının 2017-2020 yılı ticari defter kayıtlarının usulüne uygun olduğunun, 2021 yılı kayıtlarının ise usulüne uygun olmadığının belirtilmesine rağmen davalı defterlerinde yer alan tutar yönünden red kararı verilmesinin hatalı olduğunu,
kaldı ki davalı ticari defterlerinin usulüne uygun olmadığı gerekçesi ile müvekkilinin talebinin red edilemeyeceğini, bunun müvekkili lehine delil olacağını, müvekkilinin üst ve alt soyundan birisinin müflis şirketin temsilciliğini yapmadığını, defterlerin aynı muhasebecide olmasının organik bağ ile ilgisinin olamayacağını, kabul edilmeyen ödemelerin müvekkilinin veya şirketlerinin hesabından çıktığını, müvekkilinin banka hesabından çekilerek müflis şirket için elden yapılan ödemelerin kabul edilmemesinin kabul edilemeyeceğini, mecburiyete istinaden bankadan çekilerek elden yatırılan tutarların kabul edilmemesinin hatalı olduğunu,
müvekkilinin şirketin büyük ortağı olduğu ve bu nedenle kendisi, ailesi ve şirketleri adına bu borçları ödediğini, şirket kayıtlarına göre müflisin geliri yokken bu ödemelerin müvekkili tarafından yapıldığının açık olduğunu, müflis şirkette meydana gelen kazadan dolayı ... 'in cezalandırıldığını, kardeşleri tarafından şirketin içinin boşaltılmaya çalışıldığını, icra takibi ile ruhsata haciz konulduğunu, eylemleri nedeniyle Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2022/234 Esas sayılı dosyada bu kişilerin cezalandırılmasına karar verildiğini, bu kapsamda müvekkilince alacaklarını kurtarabilmek için icra takipleri açıldığını,
aksi halde bu kişilerin ruhsatı icra yoluyla satışını yaparak tüm bedeli tahsil edeceğini, ancak müvekkilinin iflas halinde alacaklarını garameten alma imkanının olacağını, sıra cetvelinin batıl olduğunu, ilk iflas idare memuru olan kişilerin konumları ve ifa ettikleri vekillik görevleri nedeniyle tarafsız ve bağımsız karar vermelerinin mümkün olmadığını, hepsinin sonrasında görevden alındığını, sıra cetveline itibar edilmesinin mümkün olmadığını, yeminin hatalı olduğunu, yargılama gideri ve vekalet ücretinin masaya kayıt ve kabulüne değil, direk davalı müflisten tahsiline karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
Davalı İflas İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ile karar verildiğini, davacının yasal gerekçe olmadan, müflis şirketin her türlü gelir ve gideri kendi uhdesinde olmasına rağmen müflis şirketin borçlarını kendi şirketinden ve ailesi adına yaptığını ve sonrasında iflas davası açtığını, bu kapsamda çok sayıda ilamsız takip ve iflas talebi olduğunu, bunun olağan kabul edilemeyeceğini, bilirkişi raporu hatalı olup hükme esas alınamayacağını, davacının alacağının bulunmadığını, ödemelerin kim tarafından yapıldığının belli olmadığını davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iflas tasfiyesinde düzenlenen sıra cetveline yönelik kayıt kabul istemine ilişkindir. a-) Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragraf kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir
b-) Her ne kadar mahkemece, davacının, müflis şirkete ait vergi borcu ile ilgili davacının şahsi hesabından ödeme yapmadığı ve alacaklı olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de; davacının müflis şirket hissedarı olarak 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi gereği sermaye hissesi oranda ikincil sorumluluğunun bulunması, davacı tarafından yapıldığı beyan edilen 3.044.176,54 TL ödemenin davalı müflis şirketin ticari defterlerinde yer alması,
müflis şirkete ait ticari defterlerin davacı tarafından ödemelerin yapıldığı beyan edilerek makbuzu sunulan 2017, 2018, 2019 ve 2020 dönemlerinde usulüne uygun tutulduğunun tespit edilmiş olması, bu tutar yönünden davacının Konya 6. İcra Müdürlüğü'nün 2019/13093 Esas sayı ile başlattığı icra takibinin itiraz olmaksızın kesinleşmiş olması, makbuzlar ile ödeme talep edilen 2017-2020 dönemlerinde müflis şirket yetkilisi olan ... hakkında herhangi bir ceza dosyası bulunmaması, müflis şirketin aktif ticari faaliyetinin, malvarlığının ve kasa hesabında parasının bulunmadığının anlaşılması,
davacının hissedarı olduğu şirketten 02.04.2018 tarihinde nakit olarak çekilen 1.299.000,00 TL tutardaki ödemenin aynı gün ve tutarla şirket vergi borcu olarak ödendiğinin ve müflis şirket ticari defterlerine işlendiğinin anlaşılması hususları dikkate alındığında, ödeme makbuzları elinde bulunan davacının müflis şirketin ticari defterlerinde yer alan tutardaki borcunu şahsi malvarlığından ödediği, bu nedenle ödediği 3.044.176,54 TL tutarında alacaklı olduğunun kabulünün gerektiği anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacı 3.044.176,54 TL asıl alacak yönünden müflis şirketten alacaklı olmakla, davanın kısmen kabulü ile müflis şirketin 14.07.2021 iflas tarihi itibariyle hesaplanan 3.480.431,91 TL davacı alacağının, müflis şirket iflas masasına kayıt kabulüne karar verilmesi gerekirken, 1.148.506,18 TL alacağın kayıt ve kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
1-) Değerlendirme ve gerekçe bölümü (a) no.lu bölümde açıklanan sebeplerle, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2-) Değerlendirme ve gerekçe bölümü (b) no.lu bölümde açıklanan sebeplerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı ve davalı vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığından kararın onanması gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmamaktayız.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/1904, K. 2025/2829, 10 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama