KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2025/3132 E., 2025/4248 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/81 E., 2025/1141 K.
- İlk derece mahkemesi
- Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/1061 E., 2023/1103 K.
Karar Metni
1.139 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı tarafça davalı adına Bursa 19. İcra Dairesinin 2022/2643 esas sayılı dosyası üzerinden, genel haciz yoluyla icra takibi yapıldığını, davalı tarafından takip dosyasına itirazda bulunulduğunu, takip ve dava konusu alacağın, faturaya konu hizmet bedelinin ödenmemesinden kaynaklandığını, davaya bakmaya Bursa Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, davalının yetkiye yönelik itirazlarının yasal ve haklı bir gerekçesi bulunmadığını, davacının yatırım ve danışmanlık, inşaat, ısıtma ve soğutma sistemleri, gıda sektöründe faaliyet göstermekte olup,
sayılı alanlarda ve ana sözleşmesinde yazılı diğer işleri yapmak ve yaptırmakla/iştigal ettiğini, davalı şirkete, davacı şirket tarafından, 10.11.2021 tarihli, GIB 2...7 fatura numaralı faturada yazılı olan, Yeraltı kablosu kazısı ve döşenmesi, panoların yapılması ve yerine konması, bahçe aydınlatmaları ve kabloların çekilmesi, havuz motorları ve elektrik hatları, dış alüminyum korkulukların ve camların takılması, istinat duvarı sıvanıp boyanması, arkadaki hafriyat ve pisliklerin temizlenmesi, çevre düzenlemesi, ... tabelası ve ... kesimler ve yerine takılması,
emlak ve elektrik bedellerinin ödenmesi hizmetleri verildiğini, verilen bu hizmetlerin, faturada da yazılı olduğu üzere ... Mah. ... Sok. No: ... Sitesi .../.. adresindeki taşınmaz için verildiğini, takip konusu alacağın likit olduğunu, davalının itirazının, haksız ve kötü niyetli olduğunu, itirazın ödemeyi geciktirmek amacıyla yapıldığını davalının itirazının haksız ve hukuka aykırı bulunması,
davacıyı mağdur etmesi nedeniyle, alacak aslının %20’sinden aşağı olmamak üzere, icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek davalı tarafından Bursa 19. İcra Dairesinin 2022/2643 Esas sayılı icra takip dosyasına haksız ve dayanaksız olarak yapılan itirazlarının iptaline, takibin devamına ve karar verilen tutarın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde iddia etmiş olduğu hususların gerçeği yansıtmadığını, davalı ile müvekkili şirket arasında ticari bir ilişki bulunmadığını, faturanın da davalı şirkete iletilmediğini, bu hususun davalı şirket defterleri incelendiğinde ortaya çıkacağını, buna bağlı olarak dava dilekçesinde bahsi geçen hususların tamamına itiraz ettiklerini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, faturanın ticari defterlere kaydedilmemiş ise akdi ilişkinin kurulduğunun ispatlanamamış olacağını, faturanın tebliğ edilmiş ve faturaya itiraz edilmemiş olması sözleşme ilişkisinin kurulduğunu ispata yaramadığını, mahallinde keşif icra edilmesi ve mahallinde imalatların görülmesinin de, sözleşme ilişkisinin varlığı ispatlanmadıkça akdi ilişkinin kurulduğunu kanıtlayamayacağını, ispat yükü davacıda olduğundan davacı usulüne uygun delillerle iddiasını ispatlayamadığını, dava dilekçesinde de davacının yemin deliline dayandığı görülmekle, davacıya davalı tarafa yemin teklif edip etmeyeceğinin sorulduğunu, davacı tarafın bu hususta davalıya yemin teklif etmeyeceklerini bildirdiğini, bu haliyle dava sübut bulmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni yönünden kabulü ile karar verilmesi için yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı şirkete, müvekkili davacı şirket tarafından, 10.11.2021 tarihli, GIB 2...7 fatura numaralı faturada yazılı olan, işlerin faturada da yazılı olduğu üzere ... Mah. ... Sok. No: ...
Sitesi .../... adresindeki taşınmaz için yapıldığını, yapılan anlaşma gereği, müvekkili şirket tarafından yapılması gereken iş ve işlemlerin eksiksiz olarak yerine getirildiğini, bu hususun şirket kayıt ve belgeleri ile fiili olarak yerinde sabit bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından, e-arşiv üzerinden fatura, davalı şirkete gönderildiğini, ancak söz konusu faturaya herhangi bir itiraz yapılmadığını, davalının soyut itirazda bulunduğunu, e-fatura olarak düzenlenen faturanın iletilmemesi gibi bir durumun olmadığını, davalının e-arşiv fatura kullanıcısı olduğundan basit bir sorgulama ile faturanın iletildiğinin ortaya çıkacağını,
davalının 8 günlük yasal süresi içerisinde faturaya itiraz etmediğini, sırf faturanın deftere kayıt edilmemesinin davalı lehine yorumlanamayacağını, dosya kapsamındaki fotoğraflar ve ve diğer kayıtlar ile davacının söz konusu işleri yaptığının sabit olduğunu, delillerin takdirinde açık hata yapıldığını, eksik inceleme ve araştırma yapılmış olduğunu, davalının ticari defterlerini usulüne uygun tutmaması nedeniyle lehine delil olamayacağını.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının da; alacaklının ikametgahı icra dairelerinin de somut olayda yetkili olduğu, bu konuda bir usulsüzlük de bulunmadığı halde dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vaki eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İİK’nın 50/1. maddesine göre, para ve teminat borçlarına ilişkin icra takiplerinde yetkili icra dairesi, HMK’nın yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla uygulanmak suretiyle belirlenir.
HMK’nın 6. maddesine göre, genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Aynı Kanun’un “Sözleşmelerden ... davalarda yetki” başlıklı 10. maddesinde ise, sözleşmeden ... davaların, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği hüküm altına alınmıştır.
İcra takibinin yapıldığı ve eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan TBK’nın 89. maddesinde ise borcun ifa edileceği yer düzenlenmiştir. Buna göre;
“Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır;
1. Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde,
2. Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde,
3. Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir.
Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir”.
Kısaca özetlemek gerekirse, HMK’daki yetki kuralları ilamsız icra takiplerinde kıyasen uygulanır. İtirazın iptali davalarında icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlar da öncelikle incelenmelidir. HMK’nın 6. maddesine göre ilamsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi iken, sözleşmeden ... para borçlarının takibi için başlatılan takipte sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılınmıştır. Takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunda sözleşmede aksine bir şart konulmamış ise para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden, ifa yeri de alacaklının yerleşim yeri olacaktır. Böyle bir durumda alacaklı kendi yerleşim yerinde bulunan icra dairesinde de takip yapabilecektir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olup, icra dairesinin yetkisi İİK’nın 50. maddesine göre HMK hükümleri çerçevesinde hadise şeklinde incelenip değerlendirilmelidir.
Diğer bir ifadeyle, mahkemece davalı tarafın yetki itirazı hadise şeklinde incelenip taraflar arasında akdi ilişki bulunduğunun tespiti hâlinde, davanın bir miktar para alacağına ilişkin olduğu gözetilerek TBK’nın 89/1. maddesi ve HMK’nın 10. maddesi hükümleri uyarınca davacı alacaklının muamele merkezinin bulunduğu Bursa İcra Dairelerinin de yetkili olduğunun kabulü ile işin esasına girilmesi gerekirken.
Bölge Adliye Mahkemesince yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir icra takip bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın dava şartı yokluğundan reddine kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde iadesine,
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/3132, K. 2025/4248, 9 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama