KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2025/3214 E., 2025/4252 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/928 E., 2025/819 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/513 E., 2025/140 K.
Karar Metni
941 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili arasında taşeron eser sözleşmesi imzaladığını sözleşmeye göre davacı tarafından söz konusu işlerin 30.04.2023 tarihinde tamamlanması şartıyla söz konusu projede bulunan A2 villası Şerefiye dahil satış bedeli 12.500.000,00 TL olarak kabul edilerek tapu masrafları davacıya ait olacak şekilde davalı tarafından işin kesin kabulünden sonra 30 gün içinde tapuda davacı adına devir ve tescil yapılacağını, sözleşmedeki bir kısım edimlerin gereği gibi bir kısım edimlerin ise hiç yerine getirilmediğini,
müvekkilinin edimlerini sözleşmede kararlaştırılan iş programına uygun yürüttüğü esnada davalı şirket ortaklarının kendi aralarında yaşadığı sorunların şantiyeye yansıdığını ve müvekkilinin işe devam etmesinin engellendiğini belirterek, İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 58... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki A2 nolu villanın davacı adına tescilini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının yüklendiği işi sözleşmede belirtilen tarihten 10 ay sonra teslim ettiğini sözleşmedeki tesliminin gecikmesinden kaynaklanan cezai şart için İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesinin 2024/15033 Esas sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığını, davacı tarafça yapılan işin sözleşmede taahhüt edilen niteliklerde yapılmadığını, müvekkilinin zarara uğradığını, bu eksiklikleri bizzat kendisinin tamamladığını beyanla davanın reddini, yargılama gideri ve vekâlet ücretini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.02.2025 tarihli ilamında; davacı vekilinin ön inceleme duruşmasından önce 25.12.2024 tarihli beyan dilekçesi ile 18.12.2024 tarihli protokol ile Sulh olduklarını beyan ettiği Sulh protokolünün dosyaya sunulduğu ve davalı vekilinin de bu protokol doğrultusunda karar verilmesini talep ettiğinin görüldüğünü belirterek sulh protokolünün tasdikine ve bu protokolde vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin mevcut düzenleme olmaması nedeniyle davacının dava açmakta haklı olduğu davalının dava açılmasına sebebiyet verdiği anlaşıldığından yargılama gideri ve vekâlet ücreti yönünden davalı tarafın sorumlu tutulmasına karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; feragat ve kabul beyanında bulunan tarafın yönünden davada lehine hüküm verilmiş gibi; yargılama gideri ödemeye mahkum edileceğini sulh protokolü ibraz edilerek feragat edilmesi sonrasında artık davanın esasî hakkında herhangi bir haklılık ya da haksızlık tespiti yapılamayacağını beyanla yargılama gideri ve vekâlet ücretinin bakımından Yerel Mahkemenin kararının kaldırılması ve davalı lehine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi talebiyle temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklı tapu iptali ve tescili ve terditli tazminat talebine ilişkindir.
Taraflar, mahkeme dışında yapmış oldukları yazılı bir sulh sözleşmesini mahkemeye verirler ve buna (yazılı sulh sözleşmesine) göre davada sulh olduklarını bildirirlerse, bu yazılı sulh sözleşmesinin mahkemeye verildiği duruşma tutanağına yazılır. Taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, mahkeme, sulh sözleşmesine göre bir karar vermek zorundadır.
Taraflar sulh olurken aynı zamanda yargılama giderleri hakkında da bir anlaşmaya varmışlarsa, mahkeme, tarafların anlaşmasına göre tarafların ödeyecekleri yargılama giderlerini sulh nedeniyle davayı sona erdiren kararında belirtir. Taraflar, sulh sözleşmesinde yargılama giderlerinden söz etmemişlerse mahkeme, yargılama giderleri üzerinde de bir anlaşmaya varmaları için taraflara bir imkân verir.
Taraflar, yargılama giderleri hakkında bir anlaşmaya varamazlarsa mahkeme, yargılama giderlerini, sulh sözleşmesindeki kabul ve feragat edilen miktarlar oranında taraflar arasında paylaştırır (...m.326,2); yani taraflardan birini, o oranda yargılama gideri ödemeye mahkûm eder. Taraflardan biri (veya her ikisi) davayı bir vekil vasıtasıyla takip etmiş ise, mahkeme, tarafları sulh sözleşmesindeki kabul ve feragat oranında vekâlet ücreti ödemeye mahkûm eder (...m.323,1/ğ. 326,2).
Bu vekâlet ücretine, tarifeye göre hükmedilir.
Somut olaya gelince; mahkemece 18.12.2024 tarihli protokolün ibrazı ile 27.02.2025 tarihli celsede sulh protokolünün aynen geçerli olmasına karar verilmiş ancak, tarafların vekillerinden sulh sözleşmesine göre taleplerinin ne olduğu sorulmamıştır. Bu durumda taraflar ya da sulhe yetkili vekil, sulh sözleşmesine göre bir karar verilmesini istediği takdirde sulh sözleşmesinde öngörülen ve tarafların her birine düşen edimlerin ve yükümlülüklerin de karara bağlanması gerekir.
Yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında sulh sözleşmesinde bir hüküm var ise mahkemenin sulh sözleşmesine göre, olmadığı takdirde bu konuda anlaşmalarına imkan sağlanarak, anlaşamadıkları takdirde genel hükümlere göre bir karar verilmesi gerekir.
Yerel mahkemece taraf vekillerinin vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden bir mutabakat sağlanmadığı bunun üzerine taraflar arasındaki 18.02.2024 tarihli protokolün tasdiki ile genel hükümlere göre davalının dava açmaya sebebiyet vermesi nedeniyle, tarafların haklılığı oranında, AAÜT Madde 6'da yer alan feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle;
ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur hükmü gereği tarafların ön inceleme duruşması öncesi sulh olmuş olmaları nedeniyle usulüne uygun olarak davacı lehine yarı oranında nispi vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi yönünden yazılı şekilde karar verilmesinde ve davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından ve vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığından bu hususta hüküm kurulmamamış olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı şirket vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/3214, K. 2025/4252, 9 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama