KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2025/3399 E., 2025/4458 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/628 E., 2025/591 K.
Karar Metni
2.005 kelime·10 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar asıl davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
1-Asıl davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalılardan ... Ltd. Şti. ile yaptığı anlaşma doğrultusunda ...
2, 1. Etap A O-3 Blokta yer alan 101 no.lu dairenin kendisine satıldığını, sözleşme kapsamında ödemelerine başladığını, bilahare şirketin diğer davalı kooperatife dönüştüğünü, kendisinin kooperatif üyesi olması için gerekli olan belgeleri düzenleyip kooperatife teslim ettiğini, müvekkilinin kooperatif üyesi olarak dairesinin kendisine teslimini beklerken daire verilemeyeceğinin beyan edildiğini ileri sürerek müvekkilinin kooperatif üyesi olarak anlaşmada belirtilen dairenin tapusunun kendisi adına tesciline, mümkün olmaz ise dairenin rayiç değerinin belirlenerek en yüksek banka faiziyle birlikte kendisine ödenmesine,
aksi takdirde emsal bir dairenin müvekkili adına tapuda tesciline, aksi halde rayiç bedelin tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
2-Birleşen davada davacı ... vekili, davalı kooperatif üyesi olarak tüm edimlerini yerine getirdiğini, dava konusu yapılan A-3 Blok 4 no.lu dairenin kendisine teslim edildiğini, taşınmazı kiraya vermek suretiyle tasarruf ettiğini, ancak taşınmazın tapu kaydının halen davalı kooperatif üzerinde bulunduğunu ileri sürerek davalı kooperatif adına olan tapu kaydının iptali ile kendi adına tesciline, aksi takdirde bedelinin tespiti ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1-Asıl ve birleşen davada davalı kooperatif vekili; asıl davada davacının kooperatif üyesi olmadığını, asıl davada davacının, davalı ... Ltd. Şti.'ye yapmış olduğu ödemelerin müvekkili kooperatife aktarılmadığını, dava konusu yapılan taşınmazın 4 no.lu daire olduğunu ve bu taşınmazın müvekkili kooperatif tarafından birleşen davanın davacısına tahsil edildiğini, birleşen davada davacının kooperatif üyesi olarak tüm edimlerini yerine getirdiğini, ancak asıl davada mahkemece verilen tedbir kararı nedeniyle tapuda gerekli intikal işlemlerini yaptıramadıklarını, birleşen davanın açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermediğini savunarak asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
2-Asıl davada davalı ... Ltd. Şti. vekili, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.05.2017 tarihli kararı ile; asıl davada davacı ...'un tapu maliki olan kooperatifin üyesi olmadığı, kooperatif adına herhangi bir ödemede bulunmadığı, bu nedenle davalı ...
Ltd Şirketine yapmış olduğu, 999,00 TL ödemenin güncellenmiş karşılığının iş bu şirketten isteyebileceği, birleşen dava yönünden tapu maliki olan kooperatif vekilinin yargılama aşamasındaki beyanlarına göre birleşen davada davacı ...'nın kooperatif üyesi olarak tüm edimlerini yerine getirdiği, taşınmazın kendisine tahsis edildiği anlaşıldığından birleşen dava yönünden açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl dava yönünden davacı ... tarafından davalı yeni ünvanı ...
Konut Yapı Kooperatifi aleyhine açmış olduğu davanın pasif husumet nedeniyle reddine, asıl davada davacı ...'un davalı ... Ltd.
Şti aleyhine açmış olduğu davanın kısmen kabulüne, 12.440,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline, birleşen dava yönünden davacı ... tarafından davalı kooperatif aleyhine açılan davanın kabulü ile, davalı kooperatif adına kayıtlı İstanbul ili, ... ilçesi, ... mahallesinde kain 293 Ada, 4 no.lu parsel üzerinde bulunan A Blok, Kat 1, giriş 3, 4 no.lu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapu siciline tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 08.05.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı ... vekili ve birleşen davada davalı kooperatif vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 14.03.2018 tarihli kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 14.03.2018 tarihli kararının süresi içinde asıl davada davacı ... vekili ve birleşen davada davalı kooperatif vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, "...Davalı şirket ile davalı kooperatif arasında 22.06.1995 tarihinde, şirketin kooperatifin dairelerini pazarlama ve kooperatife üye temin etme hususunda hizmet sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin 26.06.1996 tarihli genel kurulda onaylandığı, asıl davada davacının davalı şirketle 22.09.1997 tarihinde konut alımına ilişkin sözleşme imzaladığı,
davalı şirket ile davalı kooperatif arasındaki hizmet sözleşmesi ilişkisinin 31.12.1997 tarihinde fesih edildiği görülmüştür.
Dolayısıyla, davalı şirket ile davalı kooperatif arasındaki hizmet sözleşmesi ilişkisinin fesih tarihinden önce asıl dava davacısı ile davalı şirket arasında konut alımına ilişkin sözleşme imzalandığından ve davalı şirketin kooperatife üye temini için davalı kooperatifle hizmet sözleşmesi yaptığı göz önüne alınarak, asıl davada davacı ...’un kooperatif üyesi olduğunun kabulü gerekir.
Ancak davacı iddiasında, sabit bir bedel ödemek suretiyle ortak olduğunu belirtmektedir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesi hükmü uyarınca, ortaklar hak ve yükümlülüklerde eşit konumda olup yönetim kurulu bu ilkenin dışına çıkmak istediği takdirde, bu hususu genel kurul gündemine alarak, genel kurulun tartışmasına açıkça sunması gerekmekte veya genel kurulun yapılan uygulamayı açıkça ya da zımnen benimsemesi icap etmektedir.
Bu nedenle, sabit ve peşin aidat ödemek suretiyle ortaklığa alınmadaki bu usule uyulmamışsa, böyle bir ortağın (devam eden inşaatların finansmanına katılımı için) aidat yükümlülüğü devam eder. Açıklanan usule uyulmuşsa, ortaklığa alınmadaki bu farklılık, ortaklığa alındıktan sonra üyelik aidatı istenmesini mümkün kılmaz ise de, kooperatifin amacına ulaşıncaya kadar yapılan genel yönetim ve alt yapı giderlerinden ortağın sorumluluğu devam eder.
Genel kurulca açık yetki verilmedikçe ya da benimsemedikçe 1163 sayılı Yasa'nın 23. maddesine aykırı şekilde yönetim kurulunun diğer ortaklardan farklı statüde ortaklığa kabul kararı vermesine veya akçalı konularda bir ortağı farklı statüde konumlandırmasına geçerli hukuki sonuç bağlanamaz.
O halde mahkemece, kooperatif genel kurul kararları ve diğer tüm kayıtları üzerinde kooperatifler konusunda uzman bilirkişi marifetiyle inceleme yapılarak davacının peşin ödemeli ortak mı, normal statülü ortak mı olduğunun belirlenmesi, yapılacak tespite göre kooperatife karşı üyeliğin türünün gerektirdiği parasal yükümlülüklerini tam olarak yerine getirip getirmediği, borçlu olması halinde ise 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesinde karşılığını bulan eşitlik ilkesi de gözönünde bulundurulmak suretiyle davacı ile aynı durumda olan başka üyelere borca rağmen dairelerin teslim edilip edilmediği ve davalı kooperatifin elinde davacıya tahsis edilebilecek nitelikte bir konut bulunup bulunmadığı hususlarının belirlenmesi gerekir.
Yapılacak inceleme sonucunda davacının peşin ödemeli ortak olduğu anlaşılması veya davacının peşin ödemeli ortak olmamasına rağmen normal ödemesini yapan bir ortak kadar ödeme yapmış olması veya davacının borçlu olmasına rağmen davacı ile aynı durumda olan başka üyelere dairelerin teslim edildiğinin anlaşılması halinde: Davalı kooperatifin elinde davacıya tahsis edilebilecek nitelikte bir konut bulunması halinde, tapu iptal tescil talebinin kabulüne.
Davacının peşin ödemeli ortak olmadığı ve ödemelerinin de tam olmadığının tespiti durumunda ise yerleşik 6'lı formül uygulamasına göre hesaplanacak tazminata hükmedilmesi gerekirken, açıklanan hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle asıl davanın bozulmasına karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında belirtilen kararı ile; bozma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi raporundaki tespitlere göre asıl davada davacı ...'ın peşin ödemeli ortak olmadığı, davacının peşin ödemeli ortak olmamasına rağmen normal ödemesini yapan bir ortak kadar ödeme yapmadığı, davacının borçlu olmasına rağmen davacı ile aynı durumda olan başka üyelere dairelerin teslim edilmediği, davacının peşin ödemeli ortak olmadığı, davacının peşin ödemeli ortak olmamasına rağmen normal ödemesini yapan bir ortak kadar ödeme yapmadığı, davacı ile aynı durumda olan başka üyelere dairelerin teslim edilmediğinin anlaşıldığı,
Yargıtay'ın üyeliğin tespiti yönündeki kararı kesinleştiren bozma ilamı sonrasında da kooperatife ödemenin yapılmadığı, davacı ile aynı konumda olan ve olmayan ve tapu alan üyelerin kooperatife olan borçlarını tamamlaması sonrasında tapu devrinin gerçekleştiği anlaşıldığından, eşitlik ilkesi kapsamında da bir ihlalin mevcut olmadığı, davacının talebinin tapu iptal ve tescil mümkün olmadığı takdirde rayiç bedelinin tahsili talebinden ibaret olduğu anlaşılmakla şartları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine, taşınmazın davalı Kooperatif adına tescilli olması çerçevesinde işbu davada ...
Ürünleri Üretim ve Pazarlama Ltd. Şirketinin husumet ehliyeti olmadığından pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine; birleşen dava yönünden bozma kararı bulunmadığı, birleşen dava yönünden temyiz itirazlarının reddine karar verildiği ve davacının bu yöndeki talebi üzerine kesinleştirme yapıldığı gerekçesiyle birleşen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacı vekilinin asıl davaya ve birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinde; müvekkilinin kooperatif üyeliğinin Yargıtay kararı ile kesinleştiğini, ...
Yapı Kooperatifi daireyi müvekkilime teslim de gecikince uzun süre banka havalesi ile kira ödemeleri yaptığını, davacının en kısa vadeli, en yüksek ödeme seçeneği ile çok sayıda senet ve o zamanın en büyük miktardaki peşin bedelini ödediğini, bundan sonra davalı kooperatif tarafından “borcun yoktur “ yazısı verildiğini, müvekkiline ödeme konusunda bir tebligat yapılmış olsaydı onun da ödeneceğini, bilirkişilerin birleşen davanın davacısı ve aynı zamanda feri müdahil olan ... konusunda hiç bir görüş, bilgi ve beyanda bulunmadıklarını, gereken 6 lı formül hesaplamalarının yapılmadığını,
mahkemenin hatalı olarak birleşen davayı kesinleştirdiğini, Yargıtay kararı doğrultusunda birleşen davanın bozulması gerektiğini beyan ederek asıl ve birleşen kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre asıl davada taraflar arasındaki uyuşmazlık, kooperatif ortaklığına dayalı tapu iptal tescil, aksi halde emsal bir dairenin tapuda tescili, olmadığı taktirde daire bedelinin tahsili istemine; birleşen davada taraflar arasındaki uyuşmazlık kooperatif üyeliğine dayalı tapu iptal tescil istemine ilişkindir.
Her ne kadar mahkemece Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 01.04.2021 tarihli 2021/585 Esas ve 2021/1355 Karar sayılı bozma ilamına uyularak karar verilmiş ise de bozma gereğinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece bozmaya uyulduğuna göre, usulî kazanılmış hak ilkesi uyarınca bozma doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılıp karar verilmelidir. 09.05.1960 gün, 21/9 sayılı YİBK uyarınca, bozmaya uyulmakla bozmada belirtilen hususlar yararına olan taraf için usuli kazanılmış hak oluşturacağından bozma uyarınca inceleme yapılarak karar verilmesi zorunludur.
Yargıtay(Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 01.04.2021 tarihli 2021/585 Esas ve 2021/1355 Karar sayılı bozma ilamında "Yapılacak inceleme sonucunda davacının peşin ödemeli ortak olduğu anlaşılması veya davacının peşin ödemeli ortak olmamasına rağmen normal ödemesini yapan bir ortak kadar ödeme yapmış olması veya davacının borçlu olmasına rağmen davacı ile aynı durumda olan başka üyelere dairelerin teslim edildiğinin anlaşılması halinde: Davalı kooperatifin elinde davacıya tahsis edilebilecek nitelikte bir konut bulunması halinde, tapu iptal tescil talebinin kabulüne.
Davacının peşin ödemeli ortak olmadığı ve ödemelerinin de tam olmadığının tespiti durumunda ise yerleşik 6'lı formül uygulamasına göre hesaplanacak tazminata hükmedilmesi gerekirken, açıklanan hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. " ibaresinin bulunduğu, mahkemece bozma ilamına uyularak aldırılan bilirkişi raporunda, davacı ...'un davalı .. ... Ltd. Şti.
Aracılığıyla davalı kooperatife üye olduğu, yapılan araştırmada davacı ...'ın davalı kooperatife peşin bedelli üye olmadığı, normal ödemesini yapan bir ortak kadar kooperatife ödeme yapmadığı, borçlu olmasına rağmen davacı ile aynı durumda olan başka üyelere dairelerin teslim edilmediği,
davacının dava dilekçesinde kooperatif ortaklığına dayalı tapu iptal tescil, aksi halde emsal bir dairenin tapuda tescili, olmadığı taktirde daire bedelinin tazminini talep ettiği, bu terditli talebine göre eksik ödemesi olan davacı üyenin, konut karşılığı tazminat talep hakkı olup, alacağının hesaplanma şekli Dairemizin yerleşik uygulamalarında aşağıdaki gibi formüle edilmiştir:
a-Önce ortaklara tahsis edilen konutun dava tarihi itibariyle rayiç değeri hesaplanmalıdır. b-Davalı kooperatife normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın ödemelerinin ödeme yaptıkları tarihler itibariyle toplam ödemeleri dava tarihine kadar (toptan eşya fiyat endeksi "TEFE" artış ortalama rakamları esas alınarak) taşınarak güncel değeri bulunmalıdır.
c-Bundan sonra yukarıda (a) maddesinde bulunan değerden (b) maddesinde bulunan değer çıkarılarak kooperatife normal ödeme yapan bir ortağın bu ödemelerine karşı ne miktarda yararlanma elde ettiği ortaya çıkarılmalıdır.
d-Bunu takiben eksik ödeme yapan davacı ortağın ödentileri (b) maddesindeki ilkelere göre dava tarihine taşınarak eksik ödeme miktarı güncelleştirilmelidir.
e-Bu hesaplamalardan sonra normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın yukarıda (b) maddesinde bulunan ödemelerinin güncel değerinin karşılığı yine yukarıda (c) maddesinde bulunan bir yararlanmayı sağladığına göre davacının (d) maddesinde eksik ödemelerinin güncel değerinin ne miktarda yararlanması gerektiği orantı kurallarına göre belirlenmelidir.
Yani sonuç olarak (d) maddesinde bulunan miktar (c) maddesinde bulunan değerle çarpıldıktan sonra bulunan rakamın (b) maddesinde bulunan miktara bölünmesi sonucu bulunacak miktarın (d) maddesinde bulunan davacı ödemelerinin güncel değerinin ilave edilmesi sonucu bulunacak miktar davacı ortağın davalı kooperatiften talep etmesi mümkün olan zarar tutarıdır.
Açıklandığı üzere, kooperatif üyesinin ödemelerini hiç yapmamış olması halinde tazminat talep etme hakkı bulunmamakta ise de, eksik ödeme yapmış olması durumunda kural olarak konut karşılığı tazminat talep hakkı bulunduğu kabul edilmelidir.
Bu durumda mahkemece, davacı ... ile aynı durumda olması gereken bir üyenin toplam ödemesinin kooperatife normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortak ödemesi olarak kabulü ile davacının üye oldukları tarihten itibaren kooperatife yapmış olduğu tüm ödemeleri hesaplanarak, davacının eksik ödemesinin yukarıdaki paragrafta gösterilen şekilde 6'lı formül hesabı yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2.Birleşen dava bakımından yapılan incelemede ise;
2.1. Kararı temyiz eden taraf, birleşen davada taraf olmadığından temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
VII. KARAR
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz isteminin REDDİNE,
Peşin alınan harçların istek halinde temyiz eden davacı ve davalılara iadesine,
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/3399, K. 2025/4458, 24 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama