KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2025/517 E., 2025/3162 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/507 E., 2024/979 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/376 E., 2024/116 K.
Karar Metni
2.657 kelime·13 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davalarda taraflarca temyiz edilmiş ve incelemenin duruşmalı olarak yapılması asıl ve birleşen davada davalı ... A.Ş. vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 30.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde asıl ve birleşen davada davalı şirket vekili Avukat ... ile asıl ve birleşen davada davacı şirket yetkilisi ... 'nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 08.11.2013 tarihli doğalgaz deplasesi yapım işini konu alan sözleşme düzenlendiğini, ihale kapsamında müvekkili şirkete teslim edilen güzergah jeoteknik etüt raporu ile sahanın uyuşmaması nedeniyle yapılan ilave kazı aktivitesinin ek süre ve maliyet gerektirdiğini, davalının bu nedenle ek süre vermesi ve maliyetleri karşılaması gerekirken, hakedişlerden süre aşımı nedeniyle ceza kesintisi yaptığını, delil tespit üzerine alınan raporda ek maliyet farkının 3.784.795,35 TL olduğunun ve işin tamamlanabilmesi için 266 gün ek süreye ihtiyaç bulunduğunun tespit edildiğini,
bu itibarla süre aşımı cezalarının 266 güne karşılık gelen 1.034.526,56 USD tutarındaki kısmının haksız olduğunu, hakediş bedellerinin bir kısmının ödenmediğini ileri sürerek, bu hususlarda taraflar arasında oluşan muarazanın önlenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, ek maliyet farkı nedeniyle 160.000,00 TL, ödenmeyen hakediş bedelleri için 50.000,00 USD'nin fili ödeme tarihindeki TL karşılığının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş;
ıslah yoluyla, ilave imalat nedeniyle 106.209,38 USD, hakedişlerden yapılan gecikme cezası kesintisi için 1.161.532,58 USD, nakit teminat kesintisi için 54.223,82 USD, termin ceza kesintisi için 32.554,40 USD olmak üzere toplam 1.354.520,18 USD'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada ise davalı kurumun işin süresinde bitirilmediği gerekçesiyle sözleşmeyi feshettiğini, teminat mektubunu irad kaydettiğini, fesih nedeniyle müvekkili şirketin zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinin tespitine, sözleşmenin imzalanması için yapılan masraflar, işyerinin bakım ve korunması için yapılmış ve yapılmakta olan onarım bedelleri, sigorta bedelleri ve finans giderleri ile tüm müspet zararları için 50.000,00 TL,
sözleşme konusu işin üstlenilmesi nedeniyle alınamayan diğer işlerden dolayı uğranılan menfi zararları için 50.000,00 TL, sözleşme konusu işin kalan kısmı nedeniyle mahrum kalınan kâr için 210.000,00 TL olmak üzere toplam 310.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş;
ıslah yoluyla, irat kaydedilen teminat mektubu için 8.920,00 USD, TDW firmasına ödenen bedel için 2.000,00 USD, işin tamamlanmayan kısmına ilişkin mahrum kalınan kâr kaybı için 5.611,30 USD olmak üzere toplam 16.531,30 USD' nin ve yine işin tamamlanmayan kısmına ilişkin yapılan noter ve sigorta masrafı için 24.407,83 TL'nin davalıdan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının hakedişlere usulüne uygun olarak itiraz etmediğini, kendisine verilen proje ve/veya şartnamelere mevzuatta öngörülen sürede itiraz etmediğini, ihale dokümanları ile MTA'nın bölgede yaptığı çalışma ile de teyit edildiği üzere, kazının yapıldığı sahada, ihale dokümanı (jeolojik ve jeoteknik etüt raporu) ile jeolojik yapı ve rapor arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığını, davacının çalışması gereken günlerde çalışmayarak iş programının gerisinde kaldığını, yapılan uyarılara rağmen sahada gerekli ekip ve ekipmanı hazır bulundurmadığını,
davacı şirketin ekonomik darboğaz içinde bulunduğunu, nitekim hakkında iflas erteleme kararı verildiğini, sözleşme uyarınca yüklenicinin fiyat farkı verilmesi talebinde bulunamayacağını, davacının tüm taleplerinin haksız olduğunu savunarak, asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihale dökümanı ekinde yer alan kazı çalışmasının yapılacağı alana ilişkin jeoteknik etüt raporunda, patlatma yöntemi ile açılabilecek sert kayalık zemin 1.718 metre olarak gösterilmiş ise de kazı çalışmalarına başlanıldıktan sonra bu alanın 15.026 metre olduğunun anlaşıldığı, davacı yüklenicinin bu hususla ilgili davalı iş sahibi idareye makul süre içinde gerekli bildirimleri yaptığı, söz konusu kazı klas farklılığının ilave maliyet ve ek süre gerektirdiği, davalı iş sahibi idarece bu talebin reddedildiği,
bu ilave imalat nedeniyle sonraki aşamalarda yapılması gereken işlerin de geciktiği, ilave imalat bedelinin sözleşme fiyatlarına göre tutarının KDV dahil 206.209,38 USD olarak tespit edildiği, her ne kadar, davalı iş sahibi idare hakedişlere bu yönde itiraz edilmediğini savunmuş ise de hakedişlere girmeyen metrajlara itiraz edilmesine gerek bulunmadığı, ayrıca davalı iş sahibi tarafından imalatın süresinde tamamlanmadığı gerekçe gösterilerek, davacı yüklenicinin hakedişlerinden 1.161.532,58 USD tutarında gecikme cezası kesildiği,
bunun yanında 254.223,82 USD tutarındaki nakit teminat kesintisinin iade edilmediği ve 332.554,40 USD emanet termin cezası kestiği, yüklenicinin asıl davada bu kalemlere yönelik taleplerinin haklı olduğu, açıklanan nedenlerle, davalı iş sahibinin sözleşmeyi feshetmekte ve kesin teminat mektubunu nakde çevirmekte haksız olduğu, işin %81,14 oranında ifa edildiği, birleşen davada yüklenicinin işin ifa edilmeyen kısmına ilişkin kâr kaybı ve bu kısma karşılık gelen sözleşme noter masrafları ve sigorta bedellerine ilişkin taleplerinde da haklı olduğu,
ayrıca yapılamayan ... işi nedeniyle alt yüklenici firmaya ödediği bedeli de talep edebileceği gerekçesiyle; asıl davanın kabulü ile kanal açma işi nedeniyle ödenmeyen ilave imalat tutarından kaynaklanan 106.209,38 USD' nin dava tarihi itibariyle TL karşılığı olan 315.271,92 TL'nin (160.000,00 TL'si için dava tarihinden, kalan kısım için ıslah tarihi olan 30.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek) avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hakediş kesintilerine dayalı 1.161.532,58 USD (gecikme cezası kesintisinden kaynaklanan).
54.223,82 USD (nakit teminat kesintisinden kaynaklanan).
32.554,40 USD (termin cezası kesintisinden kaynaklanan) olmak üzere toplam 1.248.310,80 USD' nin (50.000,00 USD için dava tarihinden, kalan kısım için ıslah tarihi olan 30.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek) 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince belirlenecek Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte hesaplanacak tutarın fiili ödeme tarihindeki efektif satış kuruna göre belirlenecek TL karşılığının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Birleşen davanın kabulü ile sözleşmenin haksız feshedildiğinin tespitine, 8.920,00 USD’nin (kesin teminat bedeli) dava tarihi itibariyle TL karşılığı olan 26.478,12 TL'nin nakde çevrildiği tarih olan 10.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2.000,00 USD (hot-top stopple işi nedeniyle); 5.611,30 USD (kâr kaybı) olmak üzere toplam 7.611,30 USD'nin dava tarihi itibariyle TL karşılığı olan 22.593,38 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 24.407,83 TL’nin (sözleşme ve sigortadan kaynaklanan masraf) dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada taraflarca istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, birleşen davaya ilişkin istinaf başvurusunun süresinde harcı yatırmadığından yapılmamış sayılmasına, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf itirazları hakkında yapılan incelemede;
mahkemesince davalı taraça sözleşmenin haksız feshedildiği tespit edilerek davacı yüklenicinin hakediş alacakları, fazladan yapılan imalatlar, teminat mektubu ve nakdi teminat kesintileri ile birlikte sözleşmeyi ifa etmiş gibi kâr kaybına da hükmedilmiş olmakla,
bu sözleşme gereği ifası için yapılması gereken noter masrafı ile sigorta bedellerine birleşen davada ayrıca hükmedilmesi doğru olmadığı gibi asıl davada talep edilen ve hüküm altına alınan döviz alacakları yönünden asıl dava ve ıslah tarihleri esas alınarak bu tarihlerdeki kur üzerinden bulunan TL karşılıkları üzerinden harç ve vekalet ücretinin hesaplanması gerekirken hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm tesisine buna göre;
Asıl davanın kabulüne, kanal açma işi nedeniyle ödenmeyen ilave imalat tutarından kaynaklanan 106.209,38 USD' nin dava tarihi itibariyle TL karşılığı olan 315.271,92 TL'nin (160.000,00 TL'si için 02.09.2016 dava tarihinden, kalan kısım için ıslah tarihi olan 30.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek) avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
hakedişe dayalı 1.161.532,58 USD (gecikme cezası kesintisinden kaynaklanan), 54.223,82 USD (nakit teminat kesintisinden kaynaklanan), 32.554,40 USD (termin cezası kesintisinden kaynaklanan) olmak üzere toplam 1.248.310,80 USD' nin (50.000,00 USD' si için 02.09.2016 dava tarihinden,
kalan kısım için ıslah tarihi olan 30.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek) 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince belirlenecek Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte hesaplanacak tutarın fiili ödeme tarihindeki efektif satış kuruna göre belirlenecek TL karşılığının davalıdan alınarak davacıya verilmesine;
Birleşen davanın kısmen kabulü ile sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinin tespitine, 8.920,00 USD’nin (kesin teminat bedeli) dava tarihi itibariyle TL karşılığı olan 26.478,12 TL'nin nakde çevrildiği tarih olan 10.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2.000,00 USD (hot-top stopple işi nedeniyle), 5.611,30 USD (kâr kaybı) olmak üzere toplam 7.611,30 USD' nin dava tarihi itibariyle TL karşılığı olan 22.593,38 TL'nin 16.11.2016 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde; a. Kanal açma işinden kaynaklı ödenmeyen imalat bedeli alacağı olan 106.209,38 USD'nin TL karşılığına hükmedilmiş ise de ıslah dilekçesinde bu alacağın döviz olarak talep edildiğini, ayrıca ıslah ile talep edilen 106.209,38 USD'nin ıslah tarihindeki kur üzerinden TL karşılığının hüküm altına alınması gerekirken, dava tarihinden kurun esas alınmasının doğru olmadığını,
b. Birleşen davaya konu alacakları için dava dilekçesinde toplam 310.000,00 TL talep edildiğini, ıslah ile talebin 16.531,30 USD'ye çıkarıldığını, bu durumda mahkemece ıslah edilen kısmın, ıslah edilen döviz cinsi üzerinden hüküm altına alınması gerekirken TL üzerinden hüküm kurulmasının doğru olmadığını, yine dava tarihindeki kurun esas alınmasının da hatalı olduğunu, ayrıca birleşen davada herhangi bir talep reddedilmediği halde davalı taraf lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiğinin anlaşılamadığını beyan etmektedir.
2. Asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz başvuru dilekçesinde;
a.
Davacı yüklenici edimini yerine getirmeden sahayı terk ettiğinden, iş sahibi müvekkili tarafından sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, işi geçici kabule hazır hale getirme tarihinde yüklenici hakkında iflas erteleme kararı verildiğini, arazinin 15.026 metrelik kısmının kayalık olduğu tespiti ve bu tespitin hükme esas alınmasının doğru olmadığını, bilirkişi tespitlerinin bilimsel olmadığını, arazinin jeolojik yapısının hatalı değerlendirildiğini, ayrıca arazinin tamamı kayalık olsa da yüklenicinin bu riski göze aldığını, İdari Şartnamenin 12.1, 12.2., 13.4 hükümleri uyarınca yüklenicinin,
işin yapılacağı yeri ve çevresini görerek teklif verdiğini, bu nedenle ilave maliyet ve süre talep edemeyeceğini, yapım işine ait uygulama projesinin yüklenici tarafından hazırlandığının göz ardı edildiğini, bu hususun bilirkişi raporunda değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunda belirtilen 4 aylık süre uzatımının dayanağı bulunmadığını, yüklenicinin kanal açma işini gecikmeyle bitirdiğini, bu nedenle yapılan ceza kesintisinin hukuka uygun olduğunu, yüklenicinin sahada bulundurması gereken ekipmanları bulundurmayarak gecikmeye neden olduğunu, davacının hakedişlere usulüne uygun olarak itiraz etmediğini,
yine jeolojik etüt raporuna karşı olan itirazlarını da YİGŞ'in 14. maddesi hükmü gereğince on beş gün içinde bildirmediğini, emanete alınan bedellerin yükleniciye ödenmediğine dair tespitlerin doğru olmadığını, dosyaya bu husustaki yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini,
b. Yüklenici sahayı terk ettiği için borcun ifası imkansız hale geldiğinden yüklenicinin menfi ve müspet zarar isteyemeyeceğini, ayrıca menf ve müspet zararın birlikte talep edilemeyeceğini,
c. Alt yüklenici TDW firmasına ödediğini iddia ettiği tutarın davacıya ödenmesine yönelik kararın hukuka aykırı olduğunu,
d. Zamanaşımı definin hukuka aykırı olarak reddedildiğini, yüklenicinin son hakediş tarihinin 31.12.2015 olduğunu ve bu nedenle alacaklarının bu tarihten itibaren muaccel hale geldiğini, davacının ıslah tarihi olan 30.09.2021 tarihinde ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığını, ayrıca bölge adliye mahkemesince, fesih tarihi 07.11.2016 tarihi olarak kabul edildiğinden feshe bağlı alacaklarının henüz dava tarihi itibariyle istenebilir olmadığını,
e. Dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithal edilmesinin mümkün olmadığını, davacının asıl ve birleşen dava dilekçesinde talep etmediği kalemleri ıslah ile talep ettiğini, ıslahın bu haliyle geçerli olmadığını,
f. Asıl dava dilekçesinde talep edilen 50.000,00 USD için faiz istenmediği halde, bu tutara dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin doğru olmadığını,
g. Davacı birleşen dava dilekçesinde müspet zarar olarak 50.000,00 TL istediği halde, ayrıca kâr mahrumiyeti olarak 210.000,00 TL istediğini, kâr kaybının zaten müspet zarar olduğunu, her iki talep de TL cinsinden olmasına rağmen ıslah dilekçesinde alacak kalemlerinin ismini değiştirdiğini ve TL talep edilen alacağın USD olarak istendiğini,
h. Davacının, sözleşmeye aykırı olarak müvekkilinin onayı olmadan, alacağını dava dışı ... Kiralama A.Ş.'ye temlik ettiğini, bu temlike onay vermediklerini, fakat bölge adliye mahkemesi kararında temlikle ilgili değerlendirme yapılmadığını, temlik geçerli ise davacı şirketin dilekçe ve beyanlarına itibar edilmesine olanak bulunmadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davalarda taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesine dayalı, muarazanın giderilmesi, sözleşmenin haksız feshedildiğinin tespiti, alacak ve tazminat istemlerine ilişkindir.
1. Asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;
6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi hükmü gereğince, yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde vade veya fiili ödeme tarihindeki rayice göre Türk parası ile ödenmesi istenebilir. Bu hak yenilik doğuran seçimlik hak niteliğinde olduğundan kullanılmakla tükenir. Somut davada, davacı yüklenici asıl dava dilekçesinde talebini kısmi dava olarak açıklayarak, bir kısım talebi yönünden seçimlik hakkını Türk Lirası cinsinden kullanmıştır.
Seçimlik hakkını bu şekilde kullandıktan sonra iradeyi sakatlayan sebeplerin bulunmaması dışında bundan dönülmesi mümkün değildir. Davacının daha sonra yaptığı ıslah kısmi ıslah olup sadece miktar artırımı yapıldığından dava açarken kullanmış olduğu seçim hakkıyla bağlı durumdadır.
Davacı, asıl davadaki ilave imalat bedeli alacağı yönünden ve birleşen davadaki tazminat talepleri yönünden, dava açarken fazlaya ilişkin haklarını saklı tutsa da bu kalemler yönünden seçim hakkını Türk Lirasından yana kullanmıştır ve artık bu seçim hakkından dönemez. Bu durumda, asıl ve birleşen davada davacının seçimlik hakkını kullandığı dava tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden karşılığının hüküm altına alınması doğru olmuştur.
(Emsal Kapatılan Yargıtay (Kapatılan) 15. HD 2015/6172 E,2017/219 K; 2017/150 E, 2018/1770 K; Yargıtay 3. HD 2023/1440 E 2024/574 K; Yargıtay 11 HD 2021/5290 E 20023/581 K sayılı kararları)
Diğer taraftan, İlk Derece Mahkemesince birleşen dava tamamen kabul edilmiş ise de Bölge Adliye Mahkemesince, isabetli olarak, müspet zarar kapsamında sözleşmenin ifa edilmeyen kısmına ilişkin kâr mahrumiyeti isteyen davacının, artık bu kısma ilişkin sözleşme masraflarını ve sigorta bedelini isteyemeyeceği gerekçesi ile birleşen davanın kısmen kabulü ile söz konusu taleplerin reddine karar verilmiş ve buna uygun olarak yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Bu açıklamalara, tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
a. Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlık, sözleşmeye konu kanal açılacak sahadaki sert kayalık alanın, ihale dökümanı ekindeki jeolojik etüd raporunda belirtilenden daha uzun olduğunun ortaya çıkması nedeniyle, ilave maliyet ve süre gerektirip gerektirmediği noktasında toplanmaktadır.
Dosya kapsamında alınan ve denetime elverişli bulunan bilirkişi raporlarında söz konusu alanın jeolojik etüt raporunda 1.718 metre olmasına rağmen, zeminde 15.026 metre olduğu tespit edilmiştir.
Bu durumun ilave maliyet ve süre gerektireceği açık olup, yüklenici şirket tarafından işe başladıktan sonra makul süre içinde 07.01.2014 tarihli yazı ile durumun iş sahibi şirkete bildirmiş olmasına rağmen ek süre tanınmadan hakedişlerden gecikme nedeniyle ceza kesintisi yapılması ve nihayetinde sözleşmenin feshi yoluna gidilmesi haksız olmuştur.
Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin birleşen davaya ilişkin tüm, asıl davaya ilişkin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b. Asıl davaya ilişkin davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; Asıl davada davacı yüklenici, diğer taleplerinin yanında, hakedişlerden yapılan haksız kesintiler ve ödenmeyen hakediş alacakları nedeniyle 50.000,00 USD’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş olup, dava dilekçesinde ayrıca faiz talebinde bulunmamıştır. İlk kez ıslah dilekçesinde alacağın tamamına faiz uygulanmasını istemiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bu husus gözardı edilerek, söz konusu tutara 02.09.2016 tarihi olan dava tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine,
(2-a) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davalı vekilinin birleşen davaya ilişkin tüm, asıl davaya ilişkin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2-b) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davaya ilişkin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının 7. bendinde parantez içinde yer alan “50.000,00 USD’si için 02.09.2016 dava tarihinden, kalan kısım için” ibaresinin çıkarılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, asıl ve birleşen davada davacıdan alınarak, Yargıtay duruşmasında vekili hazır bulunan asıl ve birleşen davada davalıya verilmesine,
Peşin alınan harçların istek halinde taraflara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/517, K. 2025/3162, 30 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama