İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /6. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 6. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2025/532 K.2025/1516

Bölge Adliye Mahkemesi kararı birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi…

Esas2025/532Karar2025/1516Tarih16 Nisan 2025Okuma11 dk · 2.237 kelime

KÜNYE

6. Hukuk Dairesi 2025/532 E., 2025/1516 K.·Birleşen Dava İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1237 Esas

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
16 Nisan 2025
Mahkemesi
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
Sayısı
2021/1066 E., 2024/1662 K.
İlk derece mahkemesi
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Sayısı
2018/1120 E., 2021/170 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.237 kelime·11 dk okuma·9 bölüm

Bölge Adliye Mahkemesi kararı birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı idare arasında 2014/119838, 2014/138710 ve 2015/5536 ihale kayıt numaralı ihaleleri neticesinde özel güvenlik hizmet alım sözleşmeleri imzalandığı ve müvekkili tarafından sözleşme yükümlülüklerinin yerine getirildiği, sözleşme Damga vergisi, KİK, karar pulunun sözleşme bedelleri üzerinden ödendiği, ancak ihale iş ve işlemlerinin sözleşme bedellerinin % 80 inden daha düşük bedelle yerine getirildiği, 4735 sayılı Kanun'un 24/son gereği müvekkiline sözleşme bedelinin % 80 i ile sözleşme fiyatlarıyla yaptığı iş arasındaki bedel farkının % 5'inin ödenmesi gerektiği, davalı idareye yapılan başvuruya rağmen ödenmediğinden, alacağın doğduğu tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Birleşen davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkili idare arasındaki 2014/119838 ihale kayıt no'lu 4 ay süreli özel güvenlik hizmet alımına ilişkin sözleşme konusu iş kapsamında 4 adet hakediş ile ödeme yapıldığını, işin geçici ve kesin kabullerinin yapıldığını ve davacı yüklenici tarafından talepte bulunulmuş ise de yüklenici tarafından hakedişlere HİGŞ 42. maddesi gereği usulüne uygun bir itirazda bulunulmadığından talebinin reddedildiğini, taraflar arasındaki 2014/138710 ihale kayıt no'lu 36 aylık özel güvenlik hizmet alım işine ilişkin sözleşme kapsamında ise yükleniciye toplam 38 hakediş karşılığında ödemesinin yapıldığını,

söz konusu işe ilişkin kesin kabul sürecinin devam ettiğini, kesin hak edişin henüz onaylanmadığını, davacının alacağının bulunmadığını, 36 aylık hizmet alım işine itiraz edilmesi nedeniyle itirazlar sonuçlanıncaya kadar taraflar arasında 2015/5536 ihale kayıt no'lu ihaleye ilişkin 2 ay süreyle sözleşme imzalandığını, hizmet alım işi karşılığında 1 hakediş ödemesinin yapıldığını ve 2014/138710 ihale kayıt no'lu ihaleye itiraz sürecinin tamamlanmış olması nedeniyle 24.02.2015 tarihinde tarafların birbirlerinden herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunmayacaklarına dair tasfiye tutanağının imzalandığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 24. maddesinin 5. fıkrası kapsamında 2014/119838 ihale kayıt numaralı sözleşme için 103.875,79 TL, 2015/5536 ihale kayıt numaralı sözleşme için 78.672,91 TL, 2014/138710 ihale kayıt numaralı sözleşme için 756.402,18 TL olmak üzere toplam 938.950,88 TL talep edilebileceği, birleşen dava dilekçesinde 100,00 TL talepte bulunarak birleşen davanın ıslahı talepli 23.09.2020 tarihli dilekçesinde dava değerini 937.950,90 TL artırarak harcını ikmal ettiğinden davacının talebinin 937.950,90+100=938.050,90 TL olduğu gerekçesiyle birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili ve birleşen dosyada davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Birleşen dosyada davacı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, 2014/119838 kayıt no'lu ihalede kesin hakediş yapılmakla birlikte ara hakediş ve kesin hakedişlere usulüne uygun itirazda bulunulmadığını, davacının HİGŞ 42. maddesi gereği hakedişlere usulüne göre yapılmış itirazı olmamasına rağmen bunun gözardı edildiğini,

36 aylık özel güvenlik hizmet alım sözleşmesine itirazın sonuçlanmasına kadar 2 ay süre ile yapılan 2015/5536 ihale kayıt no'lu hizmet alım işinde asıl ihaleye itirazların sonuçlanması nedeniyle 24.02.2015 tarihinde tasfiye tutanağının düzenlenerek tarafların birbirlerinden alacak talebinde bulunmayacaklarının kararlaştırıldığını ve yine davacı ile sözleşme imzalandığını, HİGŞ'nin sözleşmenin feshi ve işin tasfiyesi başlıklı 54. maddesinde tarafların karşılıklı anlaşması ile sözleşmenin tasfiye edileceği hükmünün bulunduğunu,

2014/138710 ihale kayıt no'lu sözleşmede dava tarihi itibariyle kabul süreci devam etmekte olup yargılama esnasında kesin hakedişin onaylandığını ve davacı tarafından hiçbir ihtirazi kayıtta bulunulmadığını, bu hususun dikkate alınması gerektiğini, ıslah edilen tutar yönünden faizin başlangıç tarihinin 10.05.2018 olarak kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ancak ıslah harcının yatırıldığı tarihten itibaren faiz işletilebileceğini, ıslah dilekçesinin açık olmadığını açıklattırılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık taraflar arasında imzalanan özel güvenlik hizmet alım işine dair 3 adet sözleşme kapsamında işin sözleşme bedellerinin % 80'inin altında gerçekleşmesi nedeniyle alacak istemine ilişkindir.

Taraflar arasında ilk olarak birleşen dosya davacısı ve davadışı STK Güvenlik Şirketi'nden oluşan adi ortaklık ve davalı idare arasında 2014/119838 ihale kayıt numaralı 01.10.2014 tarihli 4 ay süreli sözleşme, ikinci olarak birleşen dosya davacısı ve davalı idare arasında 2014/5536 ihale kayıt numaralı 30.01.2015 tarihli 2 ay süreli sözleşme ve üçüncü olarak ise birleşen dosya davacısı ve davadışı ... Özel Güvenik Şirketi'nden oluşan adi ortaklık ve davalı idare arasında 2014/138710 ihale kayıt numaralı 20.02.2015 tarihli 36 ay süreli sözleşme akdedilmiştir.

Adi ortaklıkta, ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından salt adi ortaklık olarak husumet ehliyeti bulunmadığı gibi ortaklardan sadece birinin dava açma hak ve yetkisi ya da birine karşı dava açılması da mümkün bulunmamaktadır. Bir başka anlatımla, adi ortaklık şeklinde yürütülen iş ve işlemlerden dolayı oluşacak olan uyuşmazlıklar sonunda açılacak olan davada, adi ortaklardan birinin dava açabilmesi için diğer ortağın muvafakat vermesi ya da birlikte dava açmaları gerekir.

Ortaklardan birinin muvafakat vermemesi halinde bu ortak hakkında dava açılarak davalı sıfatıyla davaya katılması sağlanıp hakkında hüküm kurmakta mümkün değildir. Zira davanın kabulü halinde ancak davacı lehine hüküm kurulur. Davacı olması gereken ortağın davalı yapılmak suretiyle taraf teşkili sağlanarak davaya devam edilmesi mümkün değildir.

Adi ortaklıkta davanın, tüm ortaklar tarafından birlikte açılması zorunlu olduğundan, mahkemece, davacıya davada yer almayan adi ortağın davaya muvafakatinin sağlanması için süre verilmesi, muvafakat sağlanamazsa davacının davayı açmakta dava ehliyeti bulunmadığından HMK’nın 114/1-d ve 115/2. maddeleri gereğince davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir.

1-) Somut uyuşmazlıkta davalı idare ile akdedilen 2014/119838 ihale kayıt nolu sözleşmede davadışı adi ortak STK Güvenlik Şirketi ve 2014/138710 ihale kayıt no'lu sözleşmede dava dışı adi ortak ... Özel Güvenlik Şirketi'nin davaya muvafakatinin alınarak davacı yanında katılımının sağlanması için davacıya süre verilmesi, muvafakatlerinin alınamaması halinde ilgili sözleşmeler ile ilgili talepler yönünden davacının davayı açmakta dava ehliyeti bulunmadığından HMK’nın 114/1-d ve 115/2. maddeleri gereğince davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir. Belirtilen eksiklikler giderilmek suretiyle değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme yapılmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

2-)Bozma nedenine göre 2014/119838 ihale kayıt no'lu ve 2014/138710 ihale kayıt no'lu sözleşmeler yönünden birleşen dosyada davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

3-) Birleşen dosya davacısı ve davalı idare arasında 2014/5536 ihale kayıt numaralı 30.01.2015 tarihli 2 ay süreli sözleşmede ise taraflar arasında 24.02.2015 tarihli tasfiye tutanağı düzenlenmiş olup, bu sözleşme nedeniyle tarafların birbirinden herhangi bir hak ve alacak talep etmeyecekleri düzenlenmiş olduğundan bu sözleşme yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış kararın bu yönüyle de bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

1-)Değerlendirme ve gerekçe bölümünün 1 ve 3 no'lu bentlerinde açıklanan nedenlerle temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2-) Değerlendirme ve gerekçe bölümünün 2 no'lu bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bozma nedenine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2025 tarihinde çokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır (HMK 59/1).

Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır. Ancak, duruşmaya gelmiş olan dava arkadaşlarının yapmış oldukları usul işlemleri, usulüne uygun olarak davet edildiği hâlde duruşmaya gelmemiş olan dava arkadaşları bakımından da hüküm ifade eder (HMK 60/1).

4721 sayılı TMK’da; Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti (TMK 701/1) olarak tanımlanan elbirliği mülkiyetinde; ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır (TMK 701/2). Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir (TMK 702/1). Bunun istisnası TMK 702/4. maddede yer alan, ortaklardan her birinin, topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanacağı hükmüne dayanılarak bu kapsamda olmak üzere bazı ortakların dava açabilecek olmasıdır.

Mecburi dava arkadaşlığının uygulamadaki en yaygın örneğı elbirliği mülkiyeti hükümlerinden kaynaklanan mecburi dava arkadaşlığı halidir. Elbirliği mülkiyetinin en yaygın örnekleri ise adi ortaklık ve miras ortaklığıdır.

Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler (640/2). Bu hüküm gereğince mirasçıların birlikte hareket etme zorunluluğu nedeniyle tereke adına açılacak davalarda mirasçılar birlikte dava açmak zorundadır.

Bu zorunluluğa rağmen mirasçılardan bazılarının dava açmış olması halinde bu davanın sürdürülebilmesi için davada yer almayan mirasçıların açılan davaya muvafakat etmesinin yeterli olduğu yerleşik yargısal uygulamada kabul edilmekte ve bu nedenle diğer mirasçıların muvafakatını sağlaması için süre verme yoluna gidilmektedir.

Adi ortaklık sözleşmesine dayalı ortaklık da elbirliği mülkiyetine tabi olup kaynağını şu hükümlerden almaktadır:

Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir (TBK 620/1. madde) Ortaklığın kararları, bütün ortakların oybirliğiyle alınır. Sözleşmede kararların oy çokluğuyla alınacağı belirtilmişse çoğunluk, ortak sayısına göre belirlenir (TBK 624. madde). Ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar, ortaklık sözleşmesi çerçevesinde elbirliği hâlinde bütün ortaklara ait olur (TBK 638. madde).

Belirtilen bu hükümlerin sonucu olarak dava açan adi ortaklar da elbirliği mülkiyeti hükümlerine göre davada mecburi dava arkadaşı durumunda olup davanın tüm ortaklar tarafından açılması gereklidir. Bu zorunluluğa rağmen adi ortaklardan bazılarının dava açmış olması halinde bu davanın sürdürülebilmesi için davada yer almayan adi ortakların açılan davaya muvafakat etmesinin yeterli olduğu yerleşik yargısal uygulamada kabul edilmekte ve bu nedenle diğer adi ortakların muvafakatını sağlaması için davacıya süre verme yoluna gidilmektedir.

Mirasçıların veya adi ortakların elbirliği mülkiyetinde verilen süreye rağmen muvafakat sağlanamamış ise bunun davanın reddini gerektirip gerektirmediği üzerinde de durulmalıdır.

Mirasçıların elbirliği mülkiyetinde verilen süreye rağmen mirasçıların muvafakat vermemesi halinde ise "Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir (TMK 640/3)" hükmüne dayanılarak tereke temsilcisi atanmak suretiyle davanın görülebileceği kabul edilmektedir.

Adi ortakların elbirliği mülkiyetinde ise bu şekilde temsilci atanacağına dair bir hüküm TMK'da yer almamaktadır. Dairemizin önceki kararlarında bu durumda davaya muvafakat vermeyen ortak hakkında birleştirme talepli dava açmak üzere süre verilmesi, dava açılması halinde birleştirilerek görülmesi gerektiği aksi halde açılan davanın dinlenemeyeceği şeklinde bir çözüm geliştirilmiştir.

Mirasçıların elbirliği mülkiyetinde davaya muvafakat etmeyen mirasçı hakkında birleştirme talepli dava açmak için süre verilmesini gerektiren ihtiyaç bulunmasa da adi ortakların elbirliği mülkiyetinde böyle bir ihtiyaç bulunduğuna göre bir çözümün de geliştirilmesi zorunludur. Anayasaya uygun yorum ilkesi temel bir yorum ilkesidir. Anayasanın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesi hükmüne göre; herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Öte yandan mülkiyet hakkı da anayasa ile korunan temel bir haktır.

Adi ortaklık kapsamında korunması gerekli bir mülkiyet değerine ilişkin bir hakkın varlığı iddia ediliyor ancak diğer adi ortak buna uygun hareket etmiyorsa bu hakkın gerek üçüncü kişilere gerekse diğer adi ortağa karşı da korunması için davacının dava açabileceği açıktır. Davacının sahip olduğu bir hakkın kendisine hatırlatılarak üçüncü kişi hakkındaki davanın görülebilmesi için diğer adi ortak hakkında birleştirme talepli dava açılması için süre verilmesinin usule veya maddi hukuka aykırı bir yönü olmadığı gibi anayasada düzenlenen hak arama hürriyeti ve müllkiyet hakkının korunmasına hizmet eden anayasaya uygun bir yorum ve uygulama olacağı da açıktır.

Dairemizin önceki bazı kararlarda da bu çözüme gerekçe olarak; "...Açılan davaya muvafakatın sağlanması, olmadığı takdirde taraf teşkili için diğer adi ortağın davalı olarak davada yer almasının sağlanması yoluyla davanın görülebilir hale gelmesi şeklinde bir uygulamanın benimsenmesi, Anayasa'nın hak arama özgürlüğünü düzenleyen 36. maddesine uygun yorumla, hukukun ve adaletin amacını sağlamaya yönelik olan temel hukuk ilkeleri yönünden de bir zorunluluktur.

Muvafakat etmeyen adi ortak aleyhine husumet yöneltilmesine imkân tanınmaksızın davanın reddi gerektiğinin kabulü; ortaklardan bir kısmının hak arama özgürlüğünün, diğer bazı ortakların inisiyatif ve vicdanına bırakılması yanında, ortaklığın ve bu kapsamda ortaklardan bir kısmının haklarının hukuk önünde korunamayarak, uyuşmazlığın çözümsüz ve ortada bırakılabileceği anlamına gelir ki, bu da hukukun adaleti sağlama amacıyla hiç bir şekilde bağdaşmaz...” açıklamaları yapılmıştır.

Örnek: Yargıtay 6. HD. 01.03.2022 T. 2021/3455 E. 2022/1085 K. ve Yargıtay 15. HD. 16.06.2016 T. 2016/1366 E. 2016/3472 K.).

Mirasçıların elbirliği mülkiyetinde davaya muvafakat etmeyen mirasçı hakkında birleştirme talepli dava açmak için süre verilmesini gerektiren bir ihtiyaç olmasa da açılan davada davacı ve davalı olarak tüm mirasçıların yer almış olması halinde terekeye temsilci tayinine gerek olmayacağı ve açılan davanın görülmesi gerektiği yargısal uygulamada kabul edilmektedir. Adi ortaklıkta birleştirme talepli olarak açılacak dava ile taraf teşkili sağlanarak davanın görülebilecek olması aynı çözümün miras ortaklığında olduğu gibi adi ortaklıkta da benimsenmiş olmasından farklı bir anlam taşımamaktadır.

Mirasçılar bakımından davaya muvafakat etmeyen mirasçılar olmasına rağmen davanın görülebilirliğini sağlayan yollar mevcut ve uygulanabilir iken, adi ortaklıkta muvafakat etmeyen ortaklar bulunması halinde davanın görülebilmesini mümkün görmeyen bir sonucun benimsenmesi anayasaya uygun yorum ilkesiyle de bağdaşmayacaktır.

Somut olayda adi ortağın tek başına açtığı davanın dinlenmesi mümkün olmadığından davacıya diğer adi ortağın davaya muvafakatini sağlaması, sağlayamaması halinde diğer adi ortak hakkında birleştirme talepli dava açılmak üzere süre verilmesi, verilen bu sürelerin yerine getirilmemesi halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, bu gerekliliklere uyulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle bölge adliye adliye mahkemesi kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan, muvafakatın sağlanamaması halinde birleştirme talepli süre verilmesi yolu kabul edilmeyerek sadece muvafakın sağlanması için süre verilmesi ve yerine getirilmemesi halinde davanın usulden reddine karar verilmesi yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/532, K. 2025/1516, 16 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. V. Temyiz
  8. A. Temyiz Sebepleri
  9. B. Değerlendirme ve Gerekçe
  10. VI. Karar
  11. Karşı Oy Yazısı
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/532
Karar No
2025/1516
Tarih
16 Nisan 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/533 K.2025/3473
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/534 K.2025/3401
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2025/535 K.2025/2953
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/536 K.2025/3727
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/537 K.2025/3461
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2025/538 K.2025/1611

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.