KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2011/3967 E., 2013/25452 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2013
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi
- Suç
- 5846 sayılı kanuna muhalefet
- Hüküm
- Sanıkların hükümlülüklerine, müsadere
Karar Metni
310 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Sanıklardan ... hakkında, 18.05.2008 ve 25.06.2008 tarihli her bir fiili nedeniyle ayrı ayrı cezalandırılması gerekirken TCK 43.maddesinin tatbiki suretiyle yazılı şekilde ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından üyeler ... ve ...'in karşı oylarıyla bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan duruşmaya, toplaan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 12.12.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sanık hakkında tutulan her bir tutanağın ayrı bir suç olduğuna şüphe yoktur. Bu konuda sayın çoğunlukla görüş ayrılığımız yoktur. Zaten zincirleme suçun unsurlarından biri, birden fazla suçun varlığı, ancak bu suçların bir suç işleme kararından hareketle işlenmesidir.
Olayımızda sanık, sermaye, iş yeri, diploma gerektirmeyen korsan tâbir edilen eserleri geçimini temin amacıyla satma kararıyla harekete geçmiş, 18.05.2008 tarihinde ilk kez yakalanarak hakkındaki birinci suç tutanağı düzenlenmiş, kararında ısrarla 25.06.2008 tarihinde yine aynı sokakta 25.06.2008 tarihinde ikinci kez belki de elinde önceden kalan kopya eserleri satarken yakalanarak hakkındaki ikinci tutanak düzenlenmiştir.
Bu iki suçla ilgili iddianameler 03.07.2008 ve 26.08.2008 tarihli olup, her iki suç tarihinden sonraya aittir.
Tutanakla birlikte fiili kesintinin gerçekleşmiş sayılacağı aşikardır, ancak sonraki suçun ayrı bir suç olarak cezalandırılabilmesi için fiili kesinti yetmez, failin suç işleme kararını da yenilemesi ve hukuki bir kesintinin varlığı gerekir. Keza iddianamenin mahkemece kabulü hukuki kesinti olarak kabul edilmektedir.
Somut olayda dosya kapsamına göre, suç türü, tutanak tarihlerindeki zaman aralığı, suç işleme yeri ve sanığın kastı hep birlikte değerlendirildiğinde, sanığın bir suç işleme kararı kapsamında hareket ettiği anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla, olayda teselsül hükümlerinin uygulanmasında eleştirilecek bir yan bulunmadığından,her iki eylemin ayrı ayrı suçları oluşturduğuna ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyoruz .
... Memiş Selcuk GÜNEY · Muhalif Üye Muhalif Üye
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2011/3967, K. 2013/25452, 12 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama