KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2011/605 E., 2012/31094 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2012
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Bankacılık zimmeti
- Hüküm
- Hükümlülük
Karar Metni
755 kelime·4 dk okuma
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de,
1-Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin 27.03.2009 tarihli raporunda, davaya konu fişlerdeki imzaların mudilerin ya da sanığın eli ürünü olup olmadığı yönünden görüş bildirilmiş ise de, raporda imzaların iğfal kabiliyetinin olup olmadığı hususunda görüş bulunmadığı ve davaya konu 12.05.2003 tarih ve BİMREF 3831 nolu fişin inceleme dışı kaldığı da gözetilerek;
Tediye fişleri kullanılarak banka parasının zimmete geçirilmesinde fiilin, basit - nitelikli zimmet suçunu oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi bakımından, mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 22/3. maddesinin ikinci cümlesinde nitelikli zimmet suçunun kriteri "...suç, bankayı aldatacak ve fiilin açığa çıkmamasını sağlayacak her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle işlenirse ..." şeklinde iken, 01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 160/2. maddesinde basit ve nitelikli zimmet fiillerinin ayrımında "suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi" kriteri kabul edilerek, "bankayı aldatıcılık" unsuru kaldırılmış olup;
A-Tediye fişinde mudiye ait sahte imza benzetilmiş ve aldatıcı ise 4389 sayılı Yasa ve 5411 sayılı Yasa'da nitelikli zimmet,
B-Tediye fişinde mudiye ait sahte imza aldatıcı değil, kabaca incelemede ilk bakışta sahte olduğu anlaşılıyorsa 4389 sayılı Yasa ve 5411 sayılı Yasa'da basit zimmet, kabaca incelemede sahte olduğu anlaşılamıyor ancak detaylı inceleme (bilirkişi - grafoloji uzmanı vs.) sonucunda iğfal kabiliyetinin bulunmadığı kanaatine varılabiliyorsa 4389 sayılı Yasa'da basit zimmet, 5411 sayılı Yasa'da nitelikli zimmet,
C-Tediye fişine kandırılarak mudi imzası alındıktan sonra kullanılmış ise 4389 sayılı Yasa ve 5411 sayılı Yasa'da nitelikli zimmet,
D-Tediye fişinde mudi imzası yok ve boş ise, 4389 sayılı Yasa ve 5411 sayılı Yasa'da basit zimmet,
E-Tediye fişi imha edilmiş veya düzenlenmeden mal edinme gerçekleşmişse 4389 sayılı Yasa ve 5411 sayılı Yasa'da basit zimmet,
F-Gişe yetkilisinin (limitinin) üzerinde olan işlemle mal edinme gerçekleşmişse 4389 sayılı Yasa ve 5411 sayılı Yasa'da basit zimmet suçunu oluşturacaktır.
Yukarıda belirtilen değerlendirmeler nazara alınarak, gerektiğinde yeniden bilirkişi incelemesi de yaptırılıp, her bir işlem bakımından ayrı ayrı basit/nitelikli zimmet olup olmadıklarının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde tespit edilerek bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz gerekçe ile eylemlerin tamamı basit zimmet kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi,
2-Bankanın ödenmemiş zararına ilişkin olarak, müfettiş raporları ile 07.07.2009 tarihli bilirkişiler kurulu raporu arasında miktar yönünden çelişkilerin bulunduğu gözetilerek, bankadan ödenmemiş zarar miktarı sorulduktan sonra, gerektiğinde yeniden rapor alınmak suretiyle bu çelişkinin giderilmesi gerektiği hususunun düşünülmemesi,
3-18.06.1999 tarih ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 24/2. maddesine göre "Bu maddeye göre açılacak davalar, ilgili bankanın merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemelerde görülür." 26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren 5020 sayılı Kanun ile maddede yapılan değişiklikle, "22. maddenin (3) ve (4) numaralı fıkrası kapsamında veya bu suçlarla bağlantılı olup da ağır ceza mahkemesinin görevalanına giren suçlara ait davalar ilgili bankanın bulunduğu ilin adıyla anılan (1) numaralı ağır ceza mahkemelerinde görülür.
Gerekli görülen yerlerde Adalet Bakanlığı'nın teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nca bu tür suçlara bakmak üzere o yerlerdeki diğer ağır ceza mahkemeleri de görevlendirilebilir veya yeni ağır ceza mahkemesi de kurulabilir" hükmü getirilmiştir.
Bu değişiklik uyarınca Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 29.12.2003 tarih ve 610 sayılı kararı ile davaya bakma görevinin İstanbul dışında birden fazla ağır ceza mahkemesi olan yerler için 2. ağır ceza mahkemesine ait olduğu belirtilmiştir. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 15.01.2004 gün ve 2 sayılı kararı ile, 610 sayılı kararı kaldırılarak İstanbul için 8 nolu ağır ceza, diğer iller için 2 nolu ağır ceza mahkemeleri ihtisas mahkemeleri olarak görevlendirilmiştir.
01.11.2005 gün ve 25983 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 164. maddesinde de 5020 sayılı Kanun ile değişik 4389 sayılı Kanun'un 24/2. maddesindeki düzenleme korunmuş, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 08.12.2005 gün ve 861 sayılı kararında da önceki kararlar ile 4389 sayılı Kanun yürürlükte iken belirlenen mahkemelerin, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun geçici 1. maddesi gereğince bu kanundan doğan davalara bakmaya devam etmelerine karar verilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar gözetildiğinde, gerek 5020 sayılı Kanun ile değişik 4389 sayılı Kanun'un 24/2. maddesi hükmü ve buna dayalı olarak alınan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 29.12.2003 tarih ve 610 sayılı kararı, gerekse 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 164. maddesi ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 08.12.2005 tarih ve 861 sayılı kararlarına göre, 2002 - 2003 yıllarında Trabzon'da işlenen Bankacılık Kanunu'ndan doğan zimmet suçunda görevli mahkemenin Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesi olduğu dikkate alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde esastan hüküm kurulması,
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2011/605, K. 2012/31094, 17 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama