KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2012/16785 E., 2013/20714 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2013
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi
- Suç
- 5846 sayılı yasaya aykırılık
- Hüküm
- Hükümlülük ve müsadere
Karar Metni
419 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ayrı ayrı ONANMASINA, 31/10/2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sanık hakkında tutulan her bir tutanağa konu fiilin ayrı bir suç olduğuna şüphe yoktur. Bu konuda sayın çoğunlukla görüş ayrılığımız yoktur. Zaten zincirleme suçun unsurlarından biri birden fazla suçun varlığı, ancak bu suçların bir suç işleme kararından hareketle işlenmesidir. Olayımızda sanık, 10.11.2008 tarihinde 42 adet, 12.11.2008 tarihinde 243 adet bondrolsüz kopya eserleri satarken yakalanmış ve hakkında iki ayrı suç tutanağı düzenlenmiş olup, suç tarihleri arasında yalnızca bir gün vardır.
Bu suçlarla ilgili iddianamelerin kabul tarihi ise her iki olaydan sonraki tarihlerdir, nitekim her iki dava dosyası mahkemesince birleştirilerek yargılaması birlikte görülmüştür.
Tutanakla birlikte fiili kesintinin gerçekleşmiş sayılacağı aşikardır, ancak sonraki suçun ayrı bir suç olarak cezalandırılabilmesi için fiili kesinti gerekli fakat yeterli değildir, failin suç işleme kararını da yenilemesi ve hukuki bir kesintinin varlığı gerekir.
İddianamenin mahkemece kabulünün hukuki kesinti oluşturacağı ve bundan sonra işlenen suçun ayrı ve bağımsız bir suç olacağı açıktır.
Somut olayda, sanık, geçimini temin amacıyla verdiği korsan eser satma kararının icrası kapsamında ,dava konusu bandrolsüz eserleri satarken yakalanmış, kollukça yapılan işlemden sonra salıverildikten sonra ,ertesi gün yeniden aynı şekilde bandrolsüz eser satarken yakalanarak hakkında ikinci kez tutanak düzenlenmiştir.
Tutanak tarihlerindeki zaman aralığı, suç işleme yeri, suçun işleniş şekli ve kastı hep birlikte değerlendirildiğinde, iddianamenin düzenlenmesine kadar geçen süre içinde işlenen suçlar bakımından, sanığın bir suç işleme kararı kapsamında hareket ettiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan ülkemizde bu tür suçlarla ilgili hürriyeti bağlayıcı ceza ön gören yasal düzenlemelerin yeni olması, sık sık yasa değişiklikleri yapılması sonucu verilen cezaların yasa bozmalarına konu olması gibi nedenlerle ,bu suçu işleyen kişilerde yeterli bilincin oluşmadığı da gözetildiğinde, her bir tutanağın ayrı bir suç kabulü adil olmayan sonuçlar ortaya çıkaracaktır. Nitekim, dosyaların görüşülmeleri esnasında, kısa aralıklara 52 kez bu suçu işleyen sanığın dosyasıyla karşılaşıldığı gibi, 10 un üzerinde dosyası bulunan pek çok sanığın mevcudiyeti müşahade edilmiştir.
Bu hususlar dikkate alındığında, olayda 43.maddesinin uygulanması aynı zamanda adil sonuçların doğması için de gereklidir .
Anlatılan sebeplerle sanığın bir gün ara ile işlediği iki suçtan dolayı hakkında teselsül hükümleri uygulanması gerekirken, gerçek içtima hükümleri uygulanarak mahkumiyetine hükmolunması, yasaya aykırı bulunduğundan, hükmün bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyoruz.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2012/16785, K. 2013/20714, 31 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama