KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2012/7263 E., 2013/22001 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Kasım 2013
- Mahkemesi
- Çocuk Mahkemesi
- Suç
- 5846 sayılı kanuna muhalefet
- Hüküm
- Hükümlülüğüne ve müsadereye
Karar Metni
939 kelime·5 dk okuma
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
I-Sanığın, 12.10.2009 tarihli suç yönünden kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1-Sanığın yakalama üzerine sorgusu yapılmış olup, 26.12.2009 tarihli sorgu tutanağında "İddianame ve eklerinin okunduğuna" ilişkin anlatımın bulunması; sanık hakkında çıkartılan 14.12.2009 tarihli yakalama emrinde suç tarihinin "12.10.2009 ve 27.10.2009" olarak yazılması; sanık hakkında düzenlenen iddianame ve açılan toplam dava sayısının ise dört olması karşısında, hangi iddianame ya da iddianameler yönünden sorgusunun yapıldığı açıkça anlaşılamayan sanığın savunma hakkının kısıtlanması suretiyle yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
2-Suç tarihinde 18 yaşını tamamlamadığı anlaşılan yaşı küçük sanık hakkında sosyal inceleme raporu alınmadığı gibi, alınmamasının gerekçesi de kararda gösterilmeyerek, 5395 sayılı Yasa'nın 35/3.maddesine muhalefet edilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
3-5271 sayılı CMK.nun 231.maddesinde düzenlenen "suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi" ve diğer objektif ve subjektif koşulların varlığı halinde, CMK.nun 231/5 madde ve fıkrası gereğince, sanık hakkında aynı yasanın 231/6-c maddesi de değerlendirilerek tespit edilen söz konusu zararın giderilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği anlaşılmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararında; "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından biri olan zarardan kast edilen maddi zarar olup, bu zararın belirlenmesinde teknik bilgiye ihtiyaç duyulmayan hallerde hakim, kanaat verici basit bir araştırma yaparak zararı belirlemelidir." denilmektedir.
Bu ilkeler çerçevesinde, her olaya özgü ayrı değerlendirme yapılarak, maddi zararın kanaat verici basit bir araştırma ile tespit edilebilmesi halinde zararın giderilmesi koşulundan bahsedilebileceği, somut olaylarda suçların işlenmesi ile ortaya çıkan ölçülebilir bir zarar bulunmadığı halde, zararın giderilmemiş olması gerekçesine
dayanılarak ve sanığın yargılama sırasındaki tutum ve davranışları açısından 5237 sayılı TCK.nun 62.maddesinin uygulama gerekçesiyle çelişki oluşturacak şekilde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
4-5237 sayılı TCK'nda cezaların toplanmasına ilişkin düzenlemenin yer almaması, 5275 sayılı Yasa'nın 99/1.maddesinde ise "Bir kişi hakkında hükmolunan her bir ceza diğerinden bağımsızdır, varlıklarını ayrı ayrı korurlar." şeklindeki hükmün bulunması karşısında, cezaların toplanmasının mümkün olmadığı gözetilmeksizin, sanık hakkında hükmolunan para cezalarının toplanması suretiyle tek bir para cezasına hükmedilmesi,
5-El konulan dava konusu tüm eşya hakkında bir karar verilmesi yerine, sadece adli emanette kayıtlı numunenin müsaderesi ile yetinilmesi,
II-Sanığın, 27.10.2009, 02.11.2009 ve 11.11.2009 tarihli suçlar yönünden kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
1-Sanığın yakalama üzerine sorgusu yapılmış olup, 26.12.2009 tarihli sorgu tutanağında "iddianame ve eklerinin okunduğuna" ilişkin anlatımın bulunması; sanık hakkında çıkartılan 14.12.2009 tarihli yakalama emrinde suç tarihinin "12.10.2009 ve 27.10.2009" olarak yazılması; sanık hakkında düzenlenen iddianame ve açılan toplam dava sayısının ise dört olması karşısında, hangi iddianame ya da iddianameler yönünden sorgusunun yapıldığı açıkça anlaşılamayan sanığın savunma hakkının kısıtlanması suretiyle yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
2-Suç tarihlerinde 18 yaşını tamamlamadığı anlaşılan yaşı küçük sanık hakkında sosyal inceleme raporu alınmadığı gibi, alınmamasının gerekçesi de kararda gösterilmeyerek, 5395 sayılı Yasa'nın 35/3.maddesine muhalefet edilmesi,
3-CMK.nun 232/2-c maddesi hükmüne aykırı olarak, karar başlığına suç tarihlerinin yazılmaması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
4-11.11.2009 tarihli iddianameye konu olay tutanak ve suç tarihinin 27.10.2009. 09.11.2009 tarihli ididanameye konu olay tutanak ve suç tarihinin 02.11.2009. 17.11.2009 tarihli iddianameye konu olay tutanak ve suç tarihinin ise 11.11.2009 olması karşısında, fiili kesinti oluşturan ilk eyleme konu birinci olay tutanağının düzenlendiği tarihten sonra yeni bir karar ve kasıt altında hareket ederek ikinci eylemi;
yine fiili kesinti oluşturan ikinci eyleme konu ikinci olay tutanağının düzenlendiği tarihten sonra yeni bir karar ve kasıt altında hareket ederek bu kez üçüncü eylemi gerçekleştirmiş olması nedeniyle, eylemlerin sübutu halinde, her bir eylemin bağımsız suç teşkil ettiğinin kabulü ile sanığın her bir suçtan ayrı ayrı mahkumiyetine karar vermek gerektiği gözetilmeden, TCK.nun 43.maddesi uygulanmak suretiyle teselsülen 5846 sayılı Yasa'ya muhalefet suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi,
5-5271 sayılı CMK.nun 231.maddesinde düzenlenen "suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi" ve diğer objektif ve subjektif koşulların varlığı halinde, CMK.nun 231/5 madde ve fıkrası gereğince, sanık hakkında aynı yasanın 231/6-c maddesi de değerlendirilerek tespit edilen söz konusu zararın giderilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği anlaşılmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararında; "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından biri olan zarardan kast edilen maddi zarar olup, bu zararın belirlenmesinde teknik bilgiye ihtiyaç duyulmayan hallerde hakim, kanaat verici basit bir araştırma yaparak zararı belirlemelidir." denilmektedir.
Bu ilkeler çerçevesinde, her olaya özgü ayrı değerlendirme yapılarak, maddi zararın kanaat verici basit bir araştırma ile tespit edilebilmesi halinde zararın giderilmesi koşulundan bahsedilebileceği, somut olaylarda suçların işlenmesi ile ortaya çıkan ölçülebilir bir zarar bulunmadığı halde, zararın giderilmemiş olması gerekçesine dayanılarak ve sanığın yargılama sırasındaki tutum ve davranışları açısından 5237 sayılı TCK.nun 62.maddesinin uygulama gerekçesiyle çelişki oluşturacak şekilde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
6-5237 sayılı TCK'nda cezaların toplanmasına ilişkin düzenlemenin yer almaması, 5275 sayılı Yasa'nın 99/1.maddesinde ise "Bir kişi hakkında hükmolunan her bir ceza diğerinden bağımsızdır, varlıklarını ayrı ayrı korurlar." şeklindeki hükmün bulunması karşısında, cezaların toplanmasının mümkün olmadığı gözetilmeksizin, sanık hakkında hükmolunan para cezalarının toplanması suretiyle tek bir para cezasına hükmedilmesi,
7-27.10.2009 tarihli suç yönünden, el konulan dava konusu tüm eşya hakkında bir karar verilmesi yerine, sadece adli emanette kayıtlı numunelerin müsaderesi ile yetinilmesi; 02.11.2009 ve 11.11.2009 tarihli suçlar yönünden ise, davalar konusu eşyanın niteliğinin tespiti açısından konusunda uzman bilirkişiden rapor alındıktan sonra müsaderesi talep edilen bu eşya hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerektiği hususunun düşünülmemesi,
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2012/7263, K. 2013/22001, 18 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama