KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2016/3174 E., 2019/35579 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2019
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- 5411 sayılı Kanununa muhalefet
- Hüküm
- Hükümlülük, müsadere
Karar Metni
470 kelime·2 dk okuma
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1. Hüküm tarihi itibarıyla sanığa isnat olunan suçun cezasının alt sınırları itibarıyla yargılamanın her aşamasında müdafii ile temsil edilmesi gerektiği halde sanık müdafiinin karar duruşmasında hazır bulunmadığı gözetilmeden 5271 sayılı CMK'nın 150/3 ve 188/1. maddelerine aykırı davranılmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. Dairemizin 07/05/2013 tarihli ve 2010/15029 Esas, 2013/10512 Karar sayılı bozma ilamında sanığın bir kısım mudilerin internet bankacılığı şifrelerini haksız ele geçirerek yapmış olduğu işlemlerle gerçekleştirdiği zimmet eylemlerinin nitelikli kabul edildiği, sahte imzalı belgelerle yapılan diğer işlemler yönüyle ise bozma sonrası alınan 30/10/2013 tarihli bilirkişi raporunda imzaların iğfal kabiliyetine sahip olduklarının belirtildiği ve heyetçe yapılan gözlemde de sahte imzaların iğfal kabiliyeti bulunduğu kanaatine varılmakla; tüm eylemlerin nitelikli zimmet kapsamında kaldığı gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi,
3. Hükmün gerekçesinde ''kabul ve eleştiri'' bölümünde 8. ve 9. paragraflarda ''...bu suretle sanığın müteselsil şekilde adiyen zimmet suçunu işlediği...'', ''... suretiyle müteselsil şekilde adiyen zimmet suçunu işlediği sonucuna varılmıştır. ...basit zimmet suçunu oluşturmaktadır'' denilerek eylemin basit banka zimmeti suçu olarak kabul edildiği belirtilmesine karşın, 10. paragrafta ise ''....bilirkişiler raporlarına itibar edilerek sanığın bankacılık zimmetinin nitelikli zimmet olduğu kabul edilmiştir'' denilerek eylemin nitelikli banka zimmeti olarak nitelendirilmesi ve hüküm fıkrasında da bu suçtan uygulama yapılması suretiyle hükümde karışıklığa neden olunması,
Kabule göre de;
1. Adli para cezasının tayini yönünden.
5411 sayılı Yasanın 160/2. maddesinde yer alan "hükmolunacak adli para cezası miktarının bankanın uğradığı zararın üç katından az olamayacağına" ilişkin düzenleme uyarınca, üç katı uygulamasında nitelikli zimmet kapsamında değerlendirilen eylemler nedeniyle oluşan ve tazmin edilmeyen zarar miktarının dikkate alınacağı cihetle, 3 katı uygulamasında mahkemece basit zimmet kapsamında değerlendirilen eylemler nedeniyle oluşan ve tazmin edilmeyen zarar miktarının da hesaba katılması suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi, Dairemizin istikrar kazanmış uygulamalarına göre sanığa,
5411 sayılı Yasanın 160/2. maddesinde öngörüldüğü şekilde hürriyeti bağlayıcı ceza ile gün para cezası tayin edilerek, taktir edilecek gün para cezasının arttırım ve indirime tabi tutulduktan sonra 5237 sayılı TCK'nun 52. maddesindeki esaslara göre tayin edilecek sonuç adli para cezasının nitelikli zimmet suçu nedeniyle oluşan banka zararının 3 katına çıkartılması gerektiğinin gözetilmemesi ve nitelikli zimmet suçundan verilen ve banka zararının üç katı artırılan adli para cezasının, ayrıca 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesi uyarınca artırılamayacağının gözetilmemesi,
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2016/3174, K. 2019/35579, 8 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama