KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2021/31877 E., 2025/11992 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/368 E. 2020/541 K.
- Suç
- 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
- Hüküm
- Mahkûmiyet, gümrük kaçağı eşyanın ve nakil aracının müsaderesi
- Tebliğname görüşü
- Bozma
Karar Metni
678 kelime·3 dk okuma·2 bölüm
Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi yönünden; katılan ... İdaresi vekiline usulüne uygun olarak 25.12.2020 tarihinde tebliğ edilen hükmü, 1 haftalık yasal süreden sonra 05.02.2021 tarihinde temyiz etmesi nedeniyle temyiz talebinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Sanığın temyiz istemi yönünden; sanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. Katılan ... İdaresi Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Katılan ... İdaresi vekilinin yokluğunda verilip 25.12.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı
Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310/1. maddesinde belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 05.02.2021 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 305/1. maddesi gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteminin, 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
II. Sanığın Temyiz İstemi Yönünden
Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
1.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli, 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ve 16.05.2017 tarih, 2015/398 Esas ve 2017/272 Karar sayılı kararlarında; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi gerektiğinin belirtildiği dikkate alınarak;
Temyiz incelenmesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 12.01.2016 olduğu, iddianame düzenleme tarihinin 25.01.2016 olduğu,
Baykan Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/142 Esas (2016/54 Eski Esas), 2019/112 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 20.01.2016, iddianame düzenleme tarihinin 04.02.2016 olduğu ve Van 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2026/250 Esas sayılı dosyası ile birleştirildiği, Van 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2026/250 Esas sayılı dosyasının ise Van 9. Asliye Ceza Mahkemesinin derdest olan 2024/736 Esas sayılı dosyasına aktarıldığı, Van 9. Asliye Ceza Mahkemesinde görülmekte olan 2024/736 Esas sayılı dosyasında suç tarihinin 24.05.2015 olduğu, iddianame düzenleme tarihinin 18.04.2016 olduğu,
Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, derdest ise dosyaların birleştirilmesi, kesinleşmiş ise dosyaların da aslının veya onaylı bir örneğinin bu dosya arasına alınması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
2.Sanık hakkında hem adlî para cezası, hem de hapis cezası verildiği ve adli para cezaları için 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesine göre tekerrür hükümleri uygulanamayacağı halde tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verilirken hiçbir ayrım yapmaksızın sanığın cezasının 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,
3.Sanığın tekerrüre esas sabıka kaydının 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçuna ilişkin olduğu anlaşılmakla; sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamla ilgili öncelikle 15.04.2020 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve sanık lehine hükümler içeren 7242 sayılı Kanun'un 61. ve 62. maddeleri ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/ 23... /2 maddeleri gereğince uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı mahkemesinden araştırılarak, neticesine göre söz konusu ilamın tekerrüre esas alınıp alınmayacağının ve 5607 sayılı Kanun'un 5/3. maddesi kapsamında etkin pişmanlık uygulanmasına engel olup olmayacağının değerlendirilmesinin gerektiği gözetilmeden hüküm tesisi,
4.Suça konu kaçak eşyanın müsaderesi sırasında, 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi yerine, 54. maddesinin gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 232/6. maddesine muhalefet edilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/31877, K. 2025/11992, 6 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama