KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2022/17683 E., 2024/3039 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mart 2024
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/589 E., 2021/34 K.
- Suç
- 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
- Hüküm
- Mahkûmiyet, eşya müsaderesi
- Tebliğname görüşü
- Bozma
Karar Metni
452 kelime·2 dk okuma·3 bölüm
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık sebep belirtmeksizin hükmü temyiz etmiştir.
II. GEREKÇE
Suç tarihinde, önleme araması kararı uyarınca sanığın taşıdığı poşette yapılan aramada 22 adet kaçak cep telefonu ele geçirildiği anlaşılmıştır.
Sanık savunmasında; cep telefonlarını satmak için aldığını beyan ederek atılı suçu kabul etmiştir.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun cihaz sorgulama raporuna göre ele geçen cep telefonlarının kaçak olduğu anlaşılmıştır.
Sanık savunması ve tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak; Suç tarihinde yürürlükte bulunan 6545 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen suçun üst sınırının iki yıl olduğu gözetilerek;
17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 251 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinde yer alan geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile “01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş,
hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19.08.2020 tarih ve 31218 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “...basit yargılama usulü...” yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla;
her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, 5271 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olmakla birlikte, iptal kararının sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu,
zira 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan 5237 sayılı Kanun'un 7 nci ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddeleri uyarınca sanığın eyleminin “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması yönüyle kurulan hükümde isabetsizlik görülmüştür.
III. KARAR
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2022/17683, K. 2024/3039, 21 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama