Karar Özeti
7. Ceza Dairesi 2023/10179 E. , 2025/4193 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/984 E., 2019/534 K. SUÇ : 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz e
Karar Detayı
7. Ceza Dairesi 2023/10179 E. , 2025/4193 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/984 E., 2019/534 K. SUÇ : 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Bandırma 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.02.2018 tarihli ve 2017/559 Esas, 2018/54 Karar sayılı kararı ile sanığın 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye muhalefet suçundan beraatine karar verilmiştir. B.İstinaf Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 18.03.2019 tarihli ve 2018/984 Esas, 2019/534 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile sanığın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 30/1. maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 50, 52 ve 62. maddeleri uyarınca hapis cezasından çevrilen 6000,00 TL ve 4 gün karşılığı 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık müdafiin temyiz sebepleri; suç tarihinin yanlış yazıldığına, sanık hakkında 6769 sayılı Kanun hükümlerinin uygulamasının mümkün olmadığına, kanun hükmünde kararname ile ceza tayininin mümkün olmadığına, ele geçen bir adet ürünün sanık tarafından hediye olarak alındığına, katılan tarafından sunulan ürünün sanığın iş yerinden alındığına dair delil sunulamadığına, iş yerinde satışa arz edilecek ürünlerin bir adet çanta ve bir adet cüzdan olarak bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, beraat kararının onanması gerektiğine ve re'sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Suç tarihinde yürürlükte bulunan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KanunHükmünde Kararname'nin 61/A-1 maddesinde düzenlenen suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete tabi olup, şikâyetçi vekilinin şikâyeti üzerine, sanığa ait iş yerinde yapılan aramada üzerlerinde şikâyetçi firma adına tescilli markaların bulunduğu taklit ürünlerin satışa arz edilmiş halde ele geçirildiği iddiası ile sanık hakkında marka hakkına tecavüz suçundan kamu davası açılmış ise de; Marka hakkına tecavüz suçlarında şikâyet hakkı, münhasıran marka sahibine ait olup, tescilli markanın sahibi olan ve marka korumasından doğan hakları tecavüze uğrayan gerçek veya tüzel kişiler şikâyetçi olabilir. Diğer bir ifade ile şikâyet hakkını kullanacak marka sahibi Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tutulan marka sicilinde, adına markanın tescil edildiği gerçek veya tüzel kişidir. Şikâyet hakkı şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan bu hakkın başkaları tarafından kullanılması mümkün değildir. Hak sahibi kişiler şikâyet tarihinde, şikâyette bulunma yetkisini veren vekâletname bulunmak koşulu ile avukatları vasıtasıyla da şikâyette bulunabilir. Davaya vekâlet konusu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 71-83. maddelerinde düzenlenmiş olup, hem 6100 sayılı Kanunda hem de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda (6098 sayılı Kanun) vekâletnamelerin herhangi bir şekil şartına bağlı olmadığı kabul edilmiştir. Şikâyet hakkını kullanma konusunda asıl olanın vekâlet verenin iradesi olduğu yönündeki ilke ışığında somut olaya gelince; Dosya içerisinde mevcut olan ve ...firmasının yetkilileri tarafından ... irtibat bürosu yetkilisi ...’e verilen asıl vekâletnamenin içeriğinde “Bir gümrük davasını ya da diğer davaları takip etme anlaşması vaka bazında mektup, telefaks veya e-posta iletişimi ile yapılacaktır.” şeklindeki kısıtlamaların bulunması ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 21.09.2021 tarihli eksikliğin giderilmesi talepli yazısına rağmen katılan firma vekilinin, sanık hakkında şikâyet hakkının kullanılması amacıyla ve şikâyet tarihini kapsar şekilde marka sahibi firmanın yetkilileri tarafından kendilerine verilmiş izin içeren mektup, telefaks veya elektronik posta iletisi aslını veya tercümesinin onaylı örneklerini dosyaya ibraz edemediği anlaşıldığından, marka sahibi firmanın sanık hakkında şikâyet tarihi itibarıyla hukuken geçerli bir şikâyetinin bulunmadığı gözetilmeden, davanın düşürülmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi, hukuka aykırılık bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 18.03.2019 tarihli ve 2018/984 Esas, 2019/534 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. madde ve fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.03.2025 tarihinde karar verildi.