Karar Özeti
7. Ceza Dairesi 2023/12815 E. , 2026/1319 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/535 E., 2022/578 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : İlk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararı kaldırılarak sanık hakkında beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesind
Karar Detayı
7. Ceza Dairesi 2023/12815 E. , 2026/1319 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/535 E., 2022/578 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : İlk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararı kaldırılarak sanık hakkında beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.09.2021 tarihli 2021/3 13... /2010 Karar sayılı kararı ile sanığın 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3/18, 3/22., maddeleri ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 51... . maddesi uyarınca erteli 1 yıl 4 ay 20 gün hapis ve 8.320,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, kaçak alkollü içkiler ile damıtma cihazının müsaderesine karar verilmiştir. B. İstinaf İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesinin, 17.03.2022 tarihli ve 2022/535 Esas, 2022/578 Karar sayılı kararı ile sanığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; sanığın cezalandırılması yerine beraatine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan çalışmalarda sanığın kaçak alkollü içki imalatı yaptığının tespit edilmesi üzerine, Sulh Ceza Hâkimliğinden usulüne uygun olarak alınan adlî arama kararına istinaden yapılan aramalarda toplamda 165,64 litre açık rakı cinsi kaçak alkollü içki ve 1 adet damıtma kazanı ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın ikametinde ve deposunda yapılan arama işlemleri esnasında Selahattin Vatansever isimli kişinin işlem tanığı olarak hazır bulunduğu anlaşılmış olup, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.12.2024 tarihli ve 2023/10-549 Esas, 2024/385 Karar sayılı, 04.12.2024 tarihli ve 2023/10-548 Esas, 2024/384 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; Konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde tek işlem tanığı ile yetinilerek yapılan arama neticesinde elde edilen delillerin, maddi meselenin ispatı yönünden tek/belirleyici nitelikte olup olmadığı, genel olarak arama işleminin icra tarzı itibarıyla kolluğun şüpheli bir uygulama içine girip girmediği, arama işlemine tek işlem tanığı dışında, sanık ya da aramada hazır bulunabilecek (CMK madde 120) kişiler veya üçüncü şahısların şahitlik edip etmedikleri, ele geçirilen delilin/suç konusunun bulunduğu yer ve ele geçiriliş şekli gibi kriterler ışığında delillerin hukuki sıhhatine dair itirazlar değerlendirilmelidir. Bu belirleme ve değerlendirmelerden sonra silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri doğrultusunda, delillerin güvenilirliğine ve gerçekliğine ilişkin savunma itirazlarının, tek işlem tanığı ve bunu destekleyen diğer güvence argümanları ile karşılandığı hâllerde yapılan aramanın, hükme esas alınamayacak bir hukuka aykırılıkla malul olmadığının kabulü gerekir. Dosya kapsamında yapılan incelemede ise, usulüne göre alınmış bir arama kararının mevcut olduğu, arama işlemi esnasında bir işlem tanığının hazır bulunduğu, arama kararına ve bu kararın infazı sırasında yapılan işlemlere yönelik sanığın bir itirazın olmadığı, arama sonucunda ele geçen eşyaların kendi deposundan ele geçirildiğine ilişkin açık ikrarının mevcut olduğu, arama işlemine ve arama yapılırken bir takım haklarının ihlal edildiğine yönelik olarak sanıktan gelen herhangi bir yakınmanın bulunmadığı anlaşılmakla, usulüne göre alınmış arama kararına istinaden yapılan arama sonunda ele geçen delillerin yargılamada tek belirleyici delil olmadığı gözetilerek; sanığın üzerine atılı suçtan mahkûmiyeti gerekirken, yerinde görülmeyen gerekçelerle beraatine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesinin, 17.03.2022 tarihli ve 2022/535 Esas, 2022/578 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca takdîren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.02.2026 tarihinde karar verildi. KARŞI DÜŞÜNCE Adli aramada, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 119/4 maddesi gereğince iki işlem tanığı yerine bir işlem tanığı bulunmasının aramayı hukuka aykırı hale getirip getirmediği tartışmanın özünü oluşturmaktadır. Arama başta özel hayatın gizliliği olmak üzere temel hak ve özgürlüklere önemli bir müdahale niteliğindedir. Bunun dışında aranan yer ve icra ediliş şekline göre aramanın konut dokunulmazlığına, kişi özgürlüğüne, seyahat özgürlüğüne ve vücut bütünlüğüne müdahale oluşturması da mümkündür. Bu nedenle gerek arama kararı verilmesi gerekse aramanın icrası sıkı kurallara bağlanmıştır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 119/4 maddesinde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur denilmiştir. Burada açıkça “arama yapabilmek için .... bulundurulur” denilmekle emredici bir düzenleme yapıldığı ortadadır. Arama tanığı bulundurulma zorunluluğu konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde yapılacak aramalar bakımından geçerlidir. Kanun koyucunun bu tür yerlere özel bir önem verdiği, bunların dışında kalan yerlerden daha özel bir koruma statüsüne tabi tuttuğu anlaşılmaktadır. Kuşkusuz bu tür yerler için özel hayatın gizliliği ve dokunulmazlığı göz önünde bulundurularak böyle bir düzenleme yapılmıştır. Delilin elde edilmesinde yapılacak hukuka veya kanuna aykırılığın önemli veya önemsiz, mutlak veya nispi bir hakkı ihlal etmesi gibi ayrımlar yapılmamıştır. Delil kanunda kabul edilen usul hükümlerinin tümü uygulanarak elde edilmelidir. Aksi takdirde, delil elde eden soruşturma ve kovuşturma organlarının bir kısım kanun hükümlerinin “önemsiz”, “ihmal edilebilir”, “ihlali mutlak hakları zedelemeyen” gibi ayrımlara tabi tutularak uygulanmaması hali söz konusu olur ki, bu durum bir takım kanun hükümlerinin uygulamada yürürlükten kaldırılması sonucunu doğurur. Heyetimizin çoğunluğunun kabul ettiği şekilde düşündüğümüzde, arama sırasında iki tanık bulundurulmasına ilişkin hükmün bir öneminin olmadığı, bir tanıkla bu işlemin yapılabileceği kabul edildiği için artık madde metninin bir tanığın bulunması şeklinde değişime uğradığı kabul edilecektir. Heyetimizin çoğunluk kararında aramanın icrasına itiraz edilmediğinden bahsedilmiştir. Arama işlemine itiraz edilmediği takdirde arama delilinin geçerli sayılmasının son derece sakıncalı sonuçları olacaktır. Arama işlemi başlamadan önce kimin itiraz edip kimin itiraz etmeyeceği bilinmediği için, arama işlemi iki tanık olmaksızın yapıldığında, aramanın icrası sırasında hukuka aykırı yapıldığı noktasında itiraz eden yönünden aramada elde edilen delil geçersiz sayılacak, itiraz etmeyen yönünden geçerli sayılacaktır. Bu durumda adaletsiz sonuçların ortaya çıkacağı muhakkaktır. Kanun koyucunun arama işlemi sırasında iki tanığın hazır bulundurulması düzenlemesini yapmasının amaçlarından birisi; kolluğun olası keyfi davranışlarını önleyici etkisi ile hak ihlallerini ortadan kaldırmak, diğeri ise arama sonrasında, aramanın yönteme aykırı olarak yapıldığı savıyla bireyler tarafından kolluğa yöneltilebilecek haksız suçlamaları önlemektir. Anılan düzenlemeye aykırılığı “nispi aykırılık” kabul edip bu şekildeki arama sonucu elde edilen kanıtları değerlendirilebilir olarak gören karar, örnek oluşturacak ve kolluğun disipline edilmesinin amacının aracı olan bu kuralın bir daha hiç gözetilmemesi sonucunu doğuracaktır. Kanun koyucu hiçbir düzenlemesinde rıza ile arama yapılabileceğinin iznini vermemiştir. Bu durumda iki tanık hazır bulundurulmadan yapılacak aramaya, arama yapılacak kişinin zımni kabul anlamında itiraz etmemesi de hukuken geçersiz bir rıza olacaktır. Bir tanık olduğu hallerde yapılacak aramaların hukuka aykırı olmadığına dair karar subjektif uygulamaların önünü açacağı, açıkça Ceza Muhakemesi Kanununun 119/4 maddesindeki düzenlemeye aykırı olduğu için sayın çoğunluğun görüşlerine katılmıyorum. Bölge Adliye Mahkemesinin kararıyla ilgili temyiz isteğinin esastan reddi gerektiği düşüncesindeyim.