İçeriğe geç
AC
7. Ceza Dairesi Esas: 2023/13009 Karar: 2025/4429 Tarih: 2025

Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2023/13009 K.2025/4429

7. Ceza Dairesi 2023/13009 E. , 2025/4429 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2021/1700 D.İş BAŞVURUDA BULUNAN: ... Başvuran tarafından, ... Altyapı Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu Yatırım ve İşletme Anonim Şirketinin işletmesindeki Yavuz Sulta

Karar Özeti

7. Ceza Dairesi 2023/13009 E. , 2025/4429 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2021/1700 D.İş BAŞVURUDA BULUNAN: ... Başvuran tarafından, ... Altyapı Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu Yatırım ve İşletme Anonim Şirketinin işletmesindeki Yavuz Sulta

Karar Detayı

7. Ceza Dairesi 2023/13009 E. , 2025/4429 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2021/1700 D.İş BAŞVURUDA BULUNAN: ... Başvuran tarafından, ... Altyapı Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu Yatırım ve İşletme Anonim Şirketinin işletmesindeki Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu ile KMO Anadolu Otoyol İşletmesi A.Ş. işletmesindeki Anadolu Otoyolu’ndan ücretsiz geçiş yapıldığından bahisle, anılan şirketler tarafından ödenmesi talep edilen ihlalli geçiş ücretlerinin iptaline yönelik başvuruda bulunulduğu, Çankırı Sulh Ceza Hâkimliği'nin 20.10.2021 tarihli ve 2021/1700 D.İş sayılı kararı ile başvurunun kabulü ile ücretlerin tümünün kaldırılmasına karar verildiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 02.05.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.06.2023 tarihli ve KYB - 2023/53923 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.06.2023 tarihli ve KYB - 2023/53923 sayılı kanun yararına bozma isteminin;“1-... Astaldı Üçüncü Boğaz Köprüsü ve Kuzey Marmara Otoyolu Yatırım ve İşletme Anonim Şirketinin ... plakalı araç hakkında geçiş ücreti hariç geçişlerden dolayı düzenlenmiş cezaların kaldırılması yönünden; Dosya kapsamına göre, her ne kadar ilgili şirket tarafından ... plakalı araca kaçak geçişlerden dolayı düzenlenmiş cezalarının tamamının kaldırılmasına karar verilmiş ise de; Sulh Ceza Hâkimliğince incelenebilecek idarî yaptırım kararlarının kamu gücünün verdiği yetkiye dayanılarak ilgili kurumlar tarafından verilen kararlar olması gerektiği, ilgili özel şirket tarafından ise idari para cezası düzenleme yetkisinin bulunmadığı, ücretsiz geçişlere ilişkin talep edilen miktar hakkında ancak genel hükümlere göre işlem yapılabileceği, somut olayda da ilgili şirket tarafından kabahatli hakkında düzenlenmiş bir idari yaptırım kararı veya tutanağının bulunmadığı, yalnızca kabahatlinin ücretsiz geçiş yaptığı tarihlere ve bu geçiş sebebiyle ödenmesi gereken miktarlara ilişkin başvuruda yer alan bilgilerin olduğunun anlaşılması karşısında, Hâkimlikçe cezaların tamamının iptaline ilişkin talebin reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde, 2- 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 25. maddesinde yer alan “(1) İdari yaptırım kararına ilişkin tutanakta; a) Hakkında idari yaptırım kararı verilen kişinin kimlik ve adresi, b) İdari yaptırım kararı verilmesini gerektiren kabahat fiili, c) Bu fiilin işlendiğini ispata yarayacak bütün deliller, d) Karar tarihi ve kararı veren kamu görevlilerinin kimliği, Açık bir şekilde yazılır. Tutanakta, ayrıca kabahati oluşturan fiil, işlendiği yer ve zaman gösterilerek açıklanır.” şeklindeki, idari yaptırım kararlarına karşı başvuru yolunu düzenleyen 27. maddesinde yer alan “(1) İdari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir…” şeklindeki ve başvuruyu inceleyen mahkemenin vereceği karara ilişkin 28. maddesinde yer alan, “(8) Mahkeme, son karar olarak idari yaptırım kararının; a) Hukuka uygun olması nedeniyle, ‘başvurunun reddine’, b) Hukuka aykırı olması nedeniyle, ‘idari yaptırım kararının kaldırılmasına’ karar verir.” şeklindeki düzenlemeler ışığında, ancak bir kabahatle ilgili yetkili kurum ve organlar tarafından düzenlenen idari yaptırım kararlarına karşı başvuru yoluna gidilebileceği ve başvuruyu inceleyen mahkeme tarafından da başvuruya konu idari yaptırım kararı hakkında bir karar verilebileceği gözetildiğinde, somut olayda gerek Karayolları Genel Müdürlüğü, gerekse... Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmesi tarafından mahkemeye gönderilen cevaplarda muteriz hakkında başvuruya konu ihlaller ile ilgili verilmiş bir idari yaptırım kararı bulunmadığının bildirildiği anlaşılmakla, var olmayan idari yaptırım kararına karşı başvuruda bulunulması veya bu başvuruya istinaden, hangi kararın iptal edildiği de gösterilmeden iptal kararı verilmesinde, 3-Kabule göre de; Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 14/10/2020 tarihli ve 2020/3161 esas, 2020/12796 karar sayılı ilâmında yer alan ''...5326 sayılı Kabahatler Kanunundan önce de yürürlükte bulunan 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nda "görev suçu" - "kişisel suç" ayrımına gidildiği, o tarihte yürürlükte bulunan 765 sayılı (mülga) TCK'da "suç" kavramının ve tanımının "cürüm ve kabahatler"den oluştuğu, 2802 sayılı Kanun'da kastedilen "kişisel suç" deyiminin, hakimlerin görevleri sırasında veya görevleriyle ilgili işledikleri suçlar dışındaki tüm "cürüm ve kabahatleri" kapsadığı, 5326 sayılı Kanun ile kabahate konu fiillerin değil kabahat fiili karşılığında öngörülen yaptırımların değiştiği, keza 2802 sayılı Kanunda eskiden suç kapsamında olan ve kabahatten ayrı bir kavram olan cürümlere özgü bir soruşturma ve kovuşturma usulü getirilmediği gibi, bu hususta cürüm ve kabahat ayrımına da gidilmediği, dolayısıyla 2802 sayılı Kanun'da bu tanımla eski yasadaki tüm suçlar yönünden, cürüm ve kabahat ayrımı yapılmaksızın ve her iki eylemi de içine alacak şekilde, hakimlerin işlediği iddia edilen kahabatlerin de "kişisel suç" tanımı içinde değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla;" şeklindeki açıklamalar ile sözü edilen mevzuat ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; kolluk tarafından hakim ve savcı hakkında idari yaptırım karar tutanağı düzenlenmesinin akabinde, Sulh Ceza Hakimliğinden bu konuda bir talepte bulunulduğunda, usulden ret kararı verilmesi gerekmekte olup, ortada ister idari yaptırım tespit tutanağı ister idari para cezasına ilişkin idari yaptırım karar tutanağı olsun, hâkim ve savcıların kişisel suç kapsamında değerlendirilen ve idarî para cezasını gerektiren eylemleri için idarî yaptırım uygulanmasını engelleyen herhangi bir hüküm bulunmadığı, son soruşturma mercii olarak ilgili hakim ve savcının görev yaptığı yerin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcılığınca talepte bulunulması üzerine aynı yer ağır ceza mahkemesince eğer tespit tutanağı var ise, idari yaptırım uygulanmasına veya uygulanmasına yer olmadığına, idari para cezası var ise bu kez idari para cezası iptal edilerek kabahatli hakim ve savcının kabahat eyleminin sübut bulması halinde idari yaptırım kararını kendisinin verebileceği, aksi kanaatte ise idari yaptırım uygulanmasına yer olmadığına dair karar verebileceği...'' şeklindeki açıklamalar değerlendirildiğinde, anılan Hâkimliğin işin esasına girme yetkisi bulunmadığından usulden ret kararı verdikten sonra dosyayı son soruşturma mercii olarak ilgili hâkim ve savcının görev yaptığı yerin bağlı olduğu Bölge Adliye Mahkemesinin bulunduğu yerdeki İl Cumhuriyet Başsavcılığına göndermesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın kabulü ile idari para cezasının kaldırılmasına karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Kanun yararına bozma ihbarnamesindeki (1) ve (2) nolu istemler yönünden yapılan değerlendirmede; Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesindeki "Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki talep yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma ihbarnamesindeki (1) ve (2) numaralı istemlerinin KABULÜNE, Çankırı Sulh Ceza Hâkimliğinin, 20.10.2021 tarihli ve 2021/1700 D.İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, Bozma sebebine göre ihbarnamedeki (3) numaralı istem yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA; 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Hâkimliğine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.03.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla