KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2023/14877 E., 2025/5592 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/124 Esas, 2020/144 Karar
- Suç
- Mülga 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek
Karar Metni
592 kelime·3 dk okuma·4 bölüm
Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun'a muhalefet İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
İlgili kararın kanun yararına bozulması
Çek defterlerini geri vermemek suçundan sanık ...'nın, Mülga 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun'un (3167 sayılı Kanun) 4814 sayılı Kanun’la değişik 13/1. maddesi uyarınca 450,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İstanbul (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 21.10.2009 tarihli ve 2009/905 esas, 2009/1098 sayılı kararının kesinleştiği kabul edilerek, sanığın denetim süresi içerisinde işlediği suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine,
İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.03.2020 tarihli ve 2018/124 esas, 2020/144 sayılı kararıyla hükmün açıklanması ile sanığın mülga 3167 sayılı Kanun'un 4814 sayılı Kanun’la değişik 13/1. maddesi uyarınca 450,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanunun 309/1. maddesi uyarınca, 12.05.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58610 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58610 sayılı kanun yararına
bozma isteminin; “...Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13/02/2017 tarihli ve 2017/17744 esas, 2018/1481 karar sayılı ilamında ''...Denetim süresi içinde yeniden kasıtlı suç işleyerek mahkum olduğu saptanan sanık hakkında verilen önceki kararın CMK.nun 231/11. maddesine göre aynen açıklanması gerekmekte ise de; aynen açıklanacak hüküm, bünyesinde herhangi bir hukuka aykırılık barındırmayan ve açık yanlışlık içermeyen hüküm olup fıkranın ihdas amacı da infazı mümkün bir hükme varlık kazandırmaktan ibarettir.
Daha önceki kararda yapılan hataların Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141/4. maddesinde öngörülen usul ekonomisinin bir gereği olarak düzeltilmesi gerekmektedir. Buna göre mahkemece hüküm açıklanırken, eylemin açıkça suç teşkil etmemesi halinde beraat kararı veya kovuşturma şartının bulunmadığının anlaşılması halinde düşme kararı verilebileceği gibi tedbire çevirme zorunluluğuna uyulmaması durumunda da bu zorunluluk gereğinin yerine getirilmesi,
keza suça sürüklenen çocuk bakımından cezada yaş nedeniyle indirim yapılması unutulduğunda hüküm açıklanırken yaş indiriminin yapılması suretiyle hukuka aykırılığın giderilmesi gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır...'' şeklinde belirttiği gerekçeye göre, İstanbul (kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 21/10/2009 tarihli kararıyla sanığın işlendiği tarih itibariyle suç teşkil eden çek defterlerini geri vermeme eyleminin, 20/12/2009 tarihli ve 27438 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunu ile suç olmaktan çıkarılması karşısında, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden,
yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” yönündeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
İstanbul (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 21.10.2009 tarihli ve 2009/905 esas, 2009/1098 sayılı kararı ile sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararın itiraz yasa yoluna tabi olmasına karşın kesin olduğu belirtilerek sanığa tefhim edildiği anlaşıldığından sanığın yasa yoluna başvuru hususunda yanıltılmış olunması nedeniyle kararın usulüne uygun olarak kesinleştiği ve denetim süresinin başladığından söz edilemeyeceği gibi olağan zamanaşımı süresinin de durduğunun kabul edilemeyeceği,
sanığın yargılama konusu eylemine göre belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66/1-e maddesi gereği 8 yıllık olağan, aynı Kanun'un 67/4. maddesi gereği ise 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü,
anılan Kanun'un 67/2-a maddesi gereği, zamanaşımını kesen son işlem olan, sanığın savunmasının alındığı 21.10.2009 tarihinden hükmün açıklanmasına karar verilen 03.03.2020 tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda da kanun yararına bozma isteminde bulunup bulunmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/14877, K. 2025/5592, 15 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama