İçeriğe geç
AC
7. Ceza Dairesi Esas: 2023/15670 Karar: 2024/8375 Tarih: 2024

Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2023/15670 K.2024/8375

7. Ceza Dairesi 2023/15670 E. , 2024/8375 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/379 E., 2019/32 K. SUÇ : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'na aykırılık KARAR : Beraat KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN :Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İl

Karar Özeti

7. Ceza Dairesi 2023/15670 E. , 2024/8375 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/379 E., 2019/32 K. SUÇ : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'na aykırılık KARAR : Beraat KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN :Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İl

Karar Detayı

7. Ceza Dairesi 2023/15670 E. , 2024/8375 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/379 E., 2019/32 K. SUÇ : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'na aykırılık KARAR : Beraat KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN :Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Dicle Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.04.2019 tarihli ve 2018/379 Esas, 2019/32 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bakaya kalma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-c maddesi uyarınca beraatine ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 04.09.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve 94660652-105-21-29159-2022-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.07.2023 tarihli ve KYB - 2023/63679 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.07.2023 tarihli ve KYB - 2023/63679 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre; 1-Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/1, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/1 ve 230/1-c maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının denetime olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması, gerekçede iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin açık olarak belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden, Anayasa ve 5271 sayılı Kanun'un amir hükümlerine aykırı şekilde gerekçesiz karar verilmesinde, 2-Dicle Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılamanın 09/10/2019 tarihli son celsesinde sanık hakkında hüküm kurulmaksızın kısa karar verilmeden duruşmanın sonlandırıldığı anlaşılmış ise de, "Duruşma Tutanağının İçeriği" başlıklı 5271 sayılı Kanun'un 221/1-i maddesinde yer alan "1) Duruşma tutanağında; .... i) Hüküm yer alır." şeklindeki düzenleme ile "Duruşmanın sona ermesi ve Hüküm" başlıklı aynı Kanun'un 223/1. maddesinde yer alan "Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir.." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, Mahkemesince yapılan yargılamanın son oturumunda sanık hakkında hüküm niteliği taşıyan kısa karar verilmesi gerekirken, hüküm kurulmadan karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinde düzenlenmiş olan yoklama kaçağı/bakaya/saklı suçlarının oluşabilmesi için, öncelikle kesinleşmiş bir idari para cezasının bulunması gerekmektedir. Somut olayda; sanık hakkında bakaya kalma eylemine ilişkin Dicle Kaymakamlığı İlçe Yazı İşleri Müdürlüğü tarafından verilen, 02.08.2017 tarihli ve 957 Karar sayılı idari para cezasının doğrudan, sanığın mernis adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21/2 nci maddesine göre 10.11.2017 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmış ise de; 7201 sayılı Kanun'un 10/2 nci maddesinde “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bilâ tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2 nci maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata anılan Kanun'un 23/1-8 inci ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2 nci maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2 nci maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği cihetle, sanığın doğrudan mernis adresine yapılan tebligatın usulsüz olduğu, dolayısıyla geçerli bir tebligattan ve idari para cezasının usulüne uygun kesinleşmesinden bahsedilemeyeceği ve 1632 sayılı Kanun'un 63/1 inci maddesinde düzenlenen bakaya kalma suçunun yasal unsurları itibarıyla oluşmayacağı anlaşılmıştır. Yargıtay incelemesi sırasında saptanan ve ayrıntılarına yukarıda yer verilen yeni hukuka aykırılık nedeni, Kanun yararına bozma konusu yapılmadığı ve Kanun yolunun niteliği gereği resen giderilemeyeceğinden bu husus yönünden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, oy birliğiyle, 08.10.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla