KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2023/9977 E., 2025/9965 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/308 E., 2022/357 K.
- Suç
- 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
- Hükümler
- Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi
- Tebliğname görüşü
- Bozma
Karar Metni
685 kelime·3 dk okuma
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 17.01.2024 tarihli ve 2023/7-302 Esas, 2024/7 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere; etkin pişmanlık ihtarı yapılan sanıkların, ödeme imkanlarının bulunmadığını beyan etmeleri ve ödeme iradesinde bulunmamaları karşısında, Tebliğname'nin (1) numaralı fıkrasında belirtilen görüşe iştirak edilmemiştir.
Mahkemenin 24.12.2014 tarihli mahkûmiyet hükmünün, Dairemizin 14.10.2020 tarihli ilâmıyla "Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen 'Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.' şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Yasanın 62.maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. Maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının
olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK'nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu" ve "Sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan ve 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasanın 89. maddesiyle değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18-son cümle delaletiyle anılan Yasanın 3/5. maddesi uyarınca temel ceza belirlendikten sonra,
aynı Yasanın 3/10. madde ve fıkrası gereğince uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi" gerekçeleri ile bozulmasına karar verildiği gözetilerek; anılan Yargıtay ilâmı ekli şekilde çıkartılan yakalama emri üzerine 25.07.2022 tarihinde yakalama Mahkemesinde savunması alınan sanık ...'ın. "Yargıtay ilâmına karşı diyeceğim yoktur" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşıldığından, Tebliğname'nin (2) numaralı fıkrasında belirtilen görüşe iştirak edilmemiştir.
Gümrük İdaresinin katılmasına karar verildiği hâlde, gerekçeli karar başlığında ''Katılan'' yerine "Suçtan zarar gören" olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan ... İdaresi vekili ve sanık ... müdafiin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
1.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53/3-son cümlesindeki "Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlü hakkında birinci fıkranın (e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir." şeklindeki düzenleme gereğince 5237 sayılı Kanun'un 53/1-e bendi yönünden bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2.Suça konu kaçak sigaraların tümünün müsaderesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
3.Bozma ilâmı öncesinde verilen kararda, katılan kurum lehine hükmedilen 300,00 TL dilekçe yazım ücretine ilişkin hükmün kesinleşmediği ve infaz kabiliyeti olmadığı gözetilerek; kendisini vekille temsil ettiren katılan ... İdaresi lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi ile yetinilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
4.Hükmolunan yargılama giderinin sanıklardan eşit olarak alınacağının hükümde belirtilmemesi, hukuka aykırı bulunmuş ise de, bahse konu hukuka aykırılıklar Yargıtay tarafından düzeltilerek giderilmiştir.
Açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekili ve sanık ... müdafiin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322. maddesi gereği;
1.Sanıklar hakkında kurulan hükmün hak yoksunluklarına ilişkin fıkrasının devamına gelmek üzere "5237 sayılı Kanun'un 53/1-e bendinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına," ifadesinin eklenmesi,
2.Sanıklar hakkında kurulan hükmün müsadereye ilişkin fıkrasından "tütün mamüllerinden imha edilenler için müsadere konusunda karar verilmesine yer olmadığına, numune olarak ayrılan" ifadesinin çıkartılması,
3.Sanıklar hakkında kurulan hükmün vekâlet ücretine ilişkin fıkrasının hükümden çıkartılarak yerine "Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 9.200,00 TL maktu vekâlet ücretinin sanıklardan eşit olarak alınarak katılan ... İdaresine verilmesine," ifadesinin eklenmesi,
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/9977, K. 2025/9965, 10 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama