Karar Özeti
7. Ceza Dairesi 2024/2345 E. , 2024/8062 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/76 E., 2024/26 K. SUÇ : 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Katılan ...Ş. vekilinin 24.01.2024 havale tarihli süre tutum dilekçesi ile hükmü yasal süresi içerisind
Karar Detayı
7. Ceza Dairesi 2024/2345 E. , 2024/8062 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/76 E., 2024/26 K. SUÇ : 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Katılan ...Ş. vekilinin 24.01.2024 havale tarihli süre tutum dilekçesi ile hükmü yasal süresi içerisinde temyiz ettiği, ancak daha sonra gönderdiği 05.03.2024 ve 26.03.2024 havale tarihli dilekçeler ile dava zamanaşımı süresinin yakın olduğundan bahisle karara karşı temyiz yasa yoluna başvurmadığını ve dosyanın öncelikle incelenerek yerel mahkeme kararının onanmasını talep ettiğini belirtmek suretiyle, temyiz isteğinden vazgeçmiş olduğu anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyizine hasren inceleme yapılmıştır. Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi; sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uyarınca cezada artırım yapılması için gerekli şartların oluşmadığına, dava zamanaşımı sürelerinin tahakkuk ettiğine, kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir. II. GEREKÇE Katılan ...Ş. Yenişehir şubesi müşterisi olan mudi ...'in Yenişehir şubesine telefon açarak hesaplarından bilgisi dışında bir çok işlem yapılmış olduğunu ihbar etmesi üzerine, katılan banka tarafından görevlendirilen müfettiş eliyle yapılan inceleme sonucunda, sanığın Yenişehir şubesinde gişe görevlisi ve cari hesaplar yöneticisi sıfatları ile görev yaptığı 22.02.2007 - 24.04.2009 tarihleri arasında mudi ... ve onun kızı olan mudi ...'in hesaplarından yaptığı tediye, havale, eft, fatura ödeme gibi işlemlerle 96.090,77 TL miktarındaki parayı imzasız fişler, mudiler yerine sahte olarak imza ettiği fişler ya da ele geçmeyen fişler ile zimmetine geçirdiği, soruşturma başlamadan önce 6.211,00 TL' yi mudi ...'in hesabına iade ettiği, bakiye zimmet miktarının 89.879,77 TL olduğu yönündeki tespitler sonrası katılan banka vekili tarafından yapılan suç duyurusu üzerine yürütülen soruşturma neticesinde, sanık hakkında basit bankacılık zimmeti suçunu işlediği iddiasıyla, 5411 sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Denizbank A.Ş Teftiş Kurulu Başkanlığının 01.06.2009 tarihli banka kanuni soruşturma raporu dosya arasında mevcuttur. Sanığa ait görev tanım belgesi dosyada mevcuttur. Soruşturma aşamasında düzenlenen 16.02.2010 tarihli bilirkişi raporunda; havale, EFT ve tediye işlemlerine ilişkin belgelerin üzerlerinde bulunan müşteri imzalarının sahte olduğunun gözle kontrolle dahi anlaşılabildiği göz önüne bulundurulduğunda, sanık ...’in tüm eylemlerinin basit zimmet olarak nitelendirilmesinin gerektiği belirtilmiştir. Mudiler ... ve ...'in beyanları dosyada mevcut olup, mudiler dava konusu işlemlerin bilgileri dışında yapılmış olduğunu belirtmişlerdir. Sanık savunmalarında; dava konusu işlemleri mudilerin bilgisi dahilinde yaptığını, suçlamaları kabul etmediğini belirtmiştir. Sanığa 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ek savunma hakkı tanınmıştır. 24.09.2013 tarihli bilirkişi raporunda eylemlerin basit bir inceleme ile ortaya çıkarılabileceği ve bakiye zimmet miktarının 89.767,77 TL olduğu belirtilmiş, mahkemece de banka zararı olarak bu miktar hükme esas alınmıştır. Emekli banka müdürleri ve emekli Sayıştay baş denetçisi tarafından düzenlenen 07.02.2012 tarihli bilirkişiler kurulu raporunda; sanık ...’in yaptığı işlemlerin banka yetkililerince kontrol edilmediği, denetlenmediği, sanığın bu durumdan yararlanarak, usulsüz işlemleri yetki ve şifresi ile yerine getirdiği belirtilmiştir. Profesör Dr. ...., Profesör Dr.....ve emekli banka müdüründen oluşan bilirkişi kurulunun 24.09.2013, 02.12.2013 ve 24.03.2014 tarihli raporlarında; sanık ...’in, usulsüz yapılan işlemlerinin rutin bir kontrolle, basit bir inceleme ile ortaya çıkabileceği, ayrıca, banka yetkililerinin denetim görevlerini tam yapmaları halinde, usulsüz yapılan işlemlerin gerçekleşmesinin önlenmesinin mümkün olabileceği ve tüm eylemlerinin basit zimmet olarak nitelendirilmesinin gerektiği belirtilmiştir. Emekli banka müdürü, avukat ve emekli banka müfettişinden oluşan bilirkişi kurulunun 18.11.2011 tarihli raporunda ise sanık ...’in eylemlerinin normal denetimlerde tespit edilebileceği gibi, suçun banka dışı araştırmaya gidilecek derecede bankayı aldatıcı ve fiilin açığa çıkmasını engelleyecek her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle işlenmemesi nedeniyle zimmetin basit zimmet kapsamında bulunduğu, nitelikli zimmet özelliğinin bulunmadığı belirtilmiştir. Sanık müdafii tarafından sanığın cezai ehliyetine etki edebilecek rahatsızlığının bulunduğuna dair sunulan rapor üzerine, mahkemece Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinden alınan raporda sanığın hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ile davaranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalmış olduğu belirtilmiştir. Mahkemece daha sonra Adli Tıp Gözlem İhtisas Dairsi ve 4. İhtisas Kurulundan alınan raporlarda ise sanığın ceza sorumluluğunun tam olduğu belirtilmiştir Grafoloji ve Sahtecilik Bilirkişisinden alınan 04.11.2013 tarihli raporda; dava konusu işlemlere ait fişlerde yer alan mudi ...'e atfen atılan imzaların mudinin eli ürünü olmadığı belirtilmiştir. Katılan bankanın cevabi yazıları ve sanığın sunduğu ödeme belgelerinden, banka zararını oluşturan ana paranın sanık tarafından 23.10.2024 tarihi itibarıyla kovuşturma evresinde hükümden önce iade edildiği anlaşılmıştır. Yerel mahkeme tarafından 24.10.2014 tarihinde sanığın zincirleme nitelikli banka zimmeti suçundan 8 yıl 4 ay hapis ve 60,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Anılan kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 09.06.2016 tarihli kararı ile; sanığın cezai ehliyeti ile ilgili olarak alınan mevcut raporlar arasında çelişki bulunduğundan, bu konuda Adli Tıp Genel Kurulundan rapor aldırılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması, sahte imzalı fişlerle yapılan zimmet işlemlerinde sahte imzaların ilk bakışta ve basit bir inceleme ile sahteciliğinin anlaşılması halinde eylem basit zimmet, sahteciliğin aldatıcılık özelliğinin bulunması halinde ise eylem nitelikli zimmet suçunu oluşturacağından imza karşılaştırması yapılmadan eksik soruşturma ile hüküm kurulması gerektiğinden bahisle bozulmuştur. Bozma üzerine; mahkemece Adli Tıp Genel Kurulundan alınan 06.04.2017 tarihli raporda sanığın ceza sorumluluğunun tam olduğu belirtilmiş, mahkemece mudi ....'e ait fişlerdeki sahte imzaların iğfal kabiliyetine haiz olduğu kanaatine varılarak, 30.04.2018 tarihinde sanığın zincirleme nitelikli banka zimmeti suçundan 8 yıl 4 ay hapis ve 60,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Anılan kararın, katılan banka vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 07.05.2019 tarihli kararı ile onanmıştır. Dairemizin 07.05.2019 tarihli onama kararına, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından eylemin nitelikli zimmet değil de basit zimmet suçuna vücut verdiğinden bahisle itiraz edilmiş, Dairemizin 25.06.2019 tarihli kararı ile itirazın reddine, dosyanın itiraz incelemesi için Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29.11.2022 tarihli ve 2019/7-396 Esas, 2022/734 Karar sayılı kararı ile; ''Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında; sanığın yaptığı işlemlerin katılan Banka yetkililerince kontrol edilmediği, denetlenmediği, usulsüz işlemlerin banka kayıtlarında yapılacak olağan denetim ve karşılaştırma sonucunda ortaya çıkartılabileceği belirtildiği gibi, sanığın görev yaptığı banka şubesinde yürürlükte bulunan bankacılık mevzuatına aykırı olarak iç denetim ve gözetim görevinin yerine getirilmediği, bu durumun şubede usulsüzlüğe açık bir ortam yarattığı, bunun sonucunda, sanığın yeterli ve gerekli denetimin yapılmaması nedeniyle uzun süre ortaya çıkmayan ancak aldatıcı özelliğe de sahip olmayan ve yüklenen suçun ortaya çıkmasını engellemeye elverişli bulunmayan eylemlerinin hileli davranış niteliğinden yoksun olduğu ve basit zimmet suçunu oluşturduğu'' gerekçesiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Dairemizin 07.05.2019 tarihli ve 17989-31019 sayılı onama kararının kaldırılmasına, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.04.2018 tarihli ve 160-570 sayılı kararının, sanığın eyleminin basit banka zimmeti suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde nitelikli banka zimmeti suçundan mahkûmiyetine hükmedilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Yerel mahkeme tarafından Yargıtay Ceza Genel Kurulunun bozma kararı üzerine yapılan yargılama neticesinde ise sanığın zincirleme basit banka zimmeti suçundan 4 yıl 2 ay hapis ve 60,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin temyize konu hüküm kurulmuştur. Sanığın eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan 5411 sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen basit banka zimmeti suçu kapsamında olduğu nazara alınarak, atılı suç bakımından 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasına göre hesaplanan 15 yıllık olağan ve 22 yıl 6 aylık olağanüstü zamanaşımı sürelerinin henüz tahakkuk etmediği anlaşılmakla, sanık müdafiinin bu yöndeki temyiz sebebi yerinde görülmemiştir. Soruşturmanın mudi ihbarı ile başlaması, kanuni soruşturma raporundaki tespitler, mudilerin beyan içerikleri, fişlerdeki imzaların büyük çoğunluğunun mudilere ait olmadığının, sahte olduğunun belirlenmesi, mudilerin hesaplarından zimmete geçirilen paraların bir kısmının sanığa, sanığın babasına ve sanığın eşinin kız kardeşine ait fatura ödemelerinde kullanıldığının belirlenmesi ve tüm dosya kapsamına göre sanığın üzerine atılı banka zimmeti suçunun sabit olduğu kabul edilip hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. Sanığın 22.02.2007 - 24.04.2009 tarihleri arasında mudilerin hesaplarından farklı zamanlarda gerçekleştirdiği usulsüz işlemlerle banka parasını zimmete geçirdiği anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde yer alan ''Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.'' şeklindeki düzenleme karşısında, sanığın eylemine zincirleme suç hükümlerinin tatbikinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir. Karar başlığında suç tarihinin ''22.02.2007 - 24.04.2009 tarihleri arası'' yerine ''24.04.2009'' olarak gösterilmesi isabetli bulunmamış olup, söz konusu hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği gerekçeli karar başlığından suç tarihi bölümünden ''24.04.2009'' ibaresinin çıkartılarak yerine gelmek üzere hükme ''22.02.2007 - 24.04.2009 tarihleri arası'' ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 01.10.2024 tarihinde karar verildi.