Karar Özeti
7. Ceza Dairesi 2024/3561 E. , 2026/695 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2020/5799 D.İş KABAHAT : 2918 sayılı Kanun'a muhalefet Kabahatli hakkında, 2918 sayılı Kanun'a muhalefet kabahatinden, 5.167,00 TL idari para cezası ve sürücü belgesinin geri alınması yaptırımlarının uygulanmasına karar v
Karar Detayı
7. Ceza Dairesi 2024/3561 E. , 2026/695 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2020/5799 D.İş KABAHAT : 2918 sayılı Kanun'a muhalefet Kabahatli hakkında, 2918 sayılı Kanun'a muhalefet kabahatinden, 5.167,00 TL idari para cezası ve sürücü belgesinin geri alınması yaptırımlarının uygulanmasına karar verildiği, kabahatli tarafından bu karara karşı başvuruda bulunulduğu, Denizli 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 18.09.2020 tarihli ve 2020/1316 D.İş sayılı kararı ile başvurunun süre yönünden reddine karar verildiği, kabahatlinin bu karara itirazı üzerine de Denizli 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 14.10.2020 tarihli ve 2020/5799 D.İş sayılı kararıyla itirazın reddine karar verildiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 03.04.2024 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.05.2024 tarihli ve KYB - 2024/44160 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.05.2024 tarihli ve KYB - 2024/44160 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, her ne kadar Denizli 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 18/09/2020 tarihli kararında, idari para cezası karar tutanağının usulüne uygun olarak 22/01/2019 tarihinde kabahatliye tebliğ edildiği, başvurunun ise 11/02/2019 tarihinde yapıldığından bahisle başvurunun süre yönünden reddine karar verilmiş ise de, Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 20/11/2020 tarihli ve 2019/2 esas, 2020/3 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. madde bir ve ikinci fıkrasının, "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği nazara alındığında, Somut olayda, kabahatli hakkında uygulanan Denizli İl Emniyet Müdürlüğü Ceza İşlemleri Büro Amirliğinin 01/10/2018 tarihli idari para cezası karar tutanağının tebliği için, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adresine tebliğ edilmesi gerektiği gözetilmeden, 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca doğrudan mernis adresine tebligat yapılmasının usul ve yasaya uygun olmaması sebebiyle, kabahatlinin öğrenme üzerine verdiği 11/02/2020 tarihli dilekçenin süresinde verilmiş itiraz dilekçesi olduğu gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Kabahatlinin başvurusunda, aynı olay nedeniyle hakkında düzenlenen 01.10.2018 tarihli ve MA 36186879 sayılı idari para cezası karar tutanağına ilişkin bilgiler yazılmakla birlikte, esasen sürücü belgesinin geçici olarak geri alınmasına dair idari yaptırıma karşı başvuruda bulunduğu, ancak dosya kapsamına göre bu idari yaptırıma ilişkin karar tutanağı ve tebliğ evrakının temin edilemediği belirlenerek yapılan incelemede; Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesindeki "Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki talep yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Denizli 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 14.10.2020 tarihli ve 2020/5799 D.İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.02.2026 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na muhalefet nedeniyle kabahatli hakkında idari para cezası ve sürücü belgesinin geri alınması yaptırımı uygulanmış; kabahatlinin başvurusu süre yönünden, itirazı da reddedilmiştir. Adalet Bakanlığı, idari para cezası tutanağının tebliğinin usulsüz olduğu gerekçesiyle kanun yararına bozma yoluna başvurmuştur.
Hukuki İlke: Gerçek kişilere tebligatta iki aşamalı yöntem geçerlidir; önce bilinen en son adrese normal tebligat çıkarılmalı, bila tebliğ iade edilmesi hâlinde Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre adres kayıt sistemindeki adrese MERNİS şerhli tebligat yapılmalıdır (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 20.11.2020 tarihli, 2019/2 E., 2020/3 K. sayılı kararı). Doğrudan MERNİS adresine tebligat usulsüz olduğundan, öğrenme üzerine verilen dilekçe süresinde kabul edilmeli ve itiraz esastan incelenmelidir. Kanun yararına bozma incelemesi CMK'nın 309/3. maddesi uyarınca ihbarnamedeki istem ve gerekçeyle sınırlıdır.
Uygulama Sonucu: Kanun yararına bozma isteminin kabulü ile itirazın reddine dair kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Dava Strateji Notu: İdari yaptırımlara karşı başvurularda tebligatın iki aşamalı usule uygun yapılıp yapılmadığı ilk denetlenecek husustur; doğrudan MERNİS adresine yapılan tebligat, süre aşımı iddiasını geçersiz kılarak başvuru hakkını korur.