KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2024/4160 E., 2024/7536 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/487 E., 2024/689 K.
- Suç
- 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'a muhalefet
- Hüküm
- Zamanaşımı nedeniyle düşme, kaçak eşyanın müsaderesi
- Tebliğname görüşü
- Kısmî ret, kısmî onama
Karar Metni
582 kelime·3 dk okuma·3 bölüm
Gümrük İdaresi Adına Hazine Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Suçtan doğrudan zarar görmeyen Gümrük İdaresinin hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.
... Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. GEREKÇE
A. Katılan Gümrük İdaresi Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Sanığın eyleminin suç tarihi, suçun işleniş biçimi ve ele geçen eşyanın niteliği itibarıyla 5752 sayılı Kanun ile değişik 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun (4733 sayılı Kanun) kapsamında kaldığı, bu suçtan zarar görenin de ... olduğu cihetle, suçtan doğrudan zarar görmeyen Gümrük İdaresinin hükmü temyize hakkı bulunmadığı, mahkemece kamu davasına katılmasına karar verilmiş olmasının da hükmü temyize hak vermeyeceği anlaşılmakla, Gümrük İdaresi adına Hazine vekilinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Suçtan Zarar Gören ... Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden 20.12.2023 tarihli bozma sonrası yapılan yargılama sırasında kamu davasından haberdar edilmeyen ve katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören ...'nın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyize hakkı bulunduğu anlaşılmıştır.
Sanığın yargılama konusu eylemi için 4733 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 01.02.2016 tarihli mahkûmiyet kararı olduğu ve bu tarihten, karar tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiş, sanık hakkında düşme kararı verilmesinde, dosya kapsamına göre niteliğine uygun olmayan işaretleri taşıdığı anlaşılan dava konusu alkollü içkilerin ise müsaderesine hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, suçtan zarar gören ... vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu eşyaların müsaderesine karar verilirken, hüküm fıkrasında müsadere hükmüne atıf yapan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 13 üncü maddesinin birinci fıkrası yerine uygulama yeri bulunmayan 4733 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi isabetli bulunmamış olup, söz konusu hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
II. KARAR
1.Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle katılan Gümrük İdaresi adına Hazine vekilinin temyiz isteğinin karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulu Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2024/4160, K. 2024/7536, 24 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama