Karar Özeti
7. Ceza Dairesi 2024/4451 E. , 2025/13640 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2022/639 D.İş Kabahatli hakkında, 1567 sayılı Kanun'a muhalefet kabahatinden, 15.767,00 TL idari para cezası uygulanmasına karar verildiği, kabahatli tarafından bu karara karşı başvuruda bulunulduğu, Diyarbakır 2. Sulh
Karar Detayı
7. Ceza Dairesi 2024/4451 E. , 2025/13640 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2022/639 D.İş Kabahatli hakkında, 1567 sayılı Kanun'a muhalefet kabahatinden, 15.767,00 TL idari para cezası uygulanmasına karar verildiği, kabahatli tarafından bu karara karşı başvuruda bulunulduğu, Diyarbakır 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 17.03.2022 tarihli ve 2022/639 D.İş sayılı kararı ile başvurunun reddine karar verildiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 14.05.2024 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.05.2024 tarihli ve KYB - 2024/57341 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.05.2024 tarihli ve KYB - 2024/57341 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Her ne kadar kabahatli şirket hakkında 19/04/2021 tarihli ve 212102 00... 1 sayılı Gümrük Beyannamesi ile yapmış olduğu 39.096,05 Amerikan doları tutarlı ihracat bedelini 180 gün içinde yurda getirmediğinden bahisle 1567 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 15.767,00 Türk lirası idarî para cezasına yönelik başvurunun reddine karar verilmiş ise de; İlgili mevzuat incelendiğinde; 1567 sayılı Kanun'un 3/1. maddesinde yer alan, "Cumhurbaşkanının bu Kanun hükümlerine göre yapmış olduğu genel ve düzenleyici işlemlerdeki yükümlülüklere aykırı hareket eden kişi, üçbin Türk lirasından yirmibeşbin Türk lirasına kadar idari para cezası ile cezalandırılır." şeklindeki, Anılan Kanun'un 3/3. maddesinde yer alan, "Her türlü mal, kıymet, hizmet ve sermaye ithal ve ihraç edenler veya bu işlere aracılık edenlerden bu işlemlerinden doğan alacaklarını 1 inci maddeye göre alınan kararlardaki hükümlere göre ve bu kararlarda tayin edilen süreler içinde yurda getirmeyenler, yurda getirmekle yükümlü oldukları kıymetlerin rayiç bedelinin yüzde beşi kadar idarî para cezasıyla cezalandırılırlar. İdarî para cezasına ilişkin karar kesinleşinceye kadar alacaklarını yurda getirenlere, birinci fıkra hükmüne göre idarî para cezası verilir. Ancak, verilecek idarî para cezası yurda getirilmesi gereken paranın yüzde ikibuçuğundan fazla olamaz." şeklindeki, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara ilişkin 04/09/2018 tarihli ve ... nolu Tebliğin 3. maddesinde yer alan, "Türkiye'de yerleşik kişiler tarafından gerçekleştirilen ihracat işlemlerine ilişkin bedeller, ithalatçımın ödemesini müteakip doğrudan ve gecikmeksizin ihracata aracılık eden bankaya transfer edilir veya getirilir. Bedellerin yurda getirilme süresi fiili ihraç tarihinden itibaren 180 günü geçemez...." şeklindeki, Anılan Tebliğ'in "Hesap kapatma, ihbar ve ek süre" başlıklı 8. maddesinde yer alan, "(1) Ticari amaçla mal ihracında, bedelleri yurda getirilme süresi içinde gelen ihracat ile il gili hesaplar aracı bankalarca kapatılır. (2) Süresi içinde kapatılmayan ihracat hesapları aracı bankalarca 5 iş günü içinde muamelenin safhalarını belirtecek şekilde yazılı olarak ilgili Vergi Dairesi Başkanlığına veya Vergi Dairesi Müdürlüğüne ihbar edilir. (3) İlgili Vergi Dairesi Başkanlığınca veya Vergi Dairesi Müdürlüğünce, ihbarı müteakip 10 iş günü içinde ilgililere hesapların kapatılmasını teminen 90 gün süreli ihtarname gönderilir. Bu süre içinde hesapların kapatılması veya 9 uncu maddede belirtilen mücbir sebep hallerinin ya da haklı durumun belgelenmesi gereklidir ..." ve Anılan Tebliğ'in "Mücbir sebep halleri" başlıklı 9. maddesinde yer alan,“(1) Mücbir sebep kabul edilebilecek haller; a) İthalatçı veya ihracatçı firmanın infisahı, iflası, konkordato ilan etmesi veya faaliyetlerini daimi olarak tatil etmesi, firma hakkında iflasın ertelenmesi kararı verilmesi, şahıs firmalarında firma sahibinin ölümü, b) Grev, lokavt ve avarya hali, c) İhracatçı veya ithalatçı memleket resmi makamlarının karar ve işlemleri ya da muhabir bankaların muameleleri dolayısıyla hesapların kapatılmasının imkânsız hale gelmesi, ç) Tabii afet, harp ve abluka hali, d) Malların kaybı, hasara uğraması veya imha edilmesi, e) İhtilaf nedeniyle dava açılması veya tahkime başvurulması, Mücbir sebep hallerinin tevsiki; (a) ve (e) halinin yetkili mercilerden, (b) ve (ç) halinin, ithalatçının bulunduğu memleketin resmi makamlarından veya mahalli odaca tasdik edilmiş olmak kaydıyla alıcı veya ithalatçı firmadan (harp ve abluka hali hariç), (c) halinin resmi makamlarımızdan, ithalatçının bulunduğu memleketin resmi makamlarından veya muhabir bankalardan, (d) halinin ise sigorta şirketlerinden, uluslararası gözetim şirketlerinden veya ilgili ülke resmi makamlarından alınmış belgelerle tevsik edilmesi şarttır. (2) Mücbir sebep halleri ile ilgili olarak yurtdışından temin edilecek belgelerin dış temsilciliklerimizce veya Lahey Devletler Özel Hukuku Konferansı çerçevesinde hazırlanan Yabancı Resmi Belgelerin Tasdik Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesi hükümlerine göre onaylanmış olması gerekir.” şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, Türk parasının kıymetinin korunması amacıyla Türkiye’de yerleşik kişiler tarafından gerçekleştirilen ihracat işlemlerinde ihracat gerçekleştiren şirketlere yükümlülükler verildiği, bu kapsamda ihracat işlemlerinde ihracatçıların ihracat bedellerini fiili ihraç tarihinden itibaren 180 gün içinde yurda getirmesi ve bunu takip eden kurum nezdinde ihracat hesabının kapatılmasının sağlamasının gerektiği, İhracat bedellerinin fiili ihraç tarihinden itibaren 180 gün içinde yurda getirilmemesi eyleminin 1567 sayılı Kanun'un 3/3. maddesinde, anılan Tebliğ'in "Hesap kapatma, ihbar ve ek süre" başlıklı 8. maddesinde yer alan yükümlülük ihlalinin ise anılan Kanun'un 3/1. maddesinde idari yaptırım altına alındığı, Somut olayda, kabahatli vekili tarafından sunulan 13/10/2022 tarihli kanun yararına bozma dilekçesinde, ihracat bedelinin ithalatçı firmadan tahsil edilememesi nedeniyle yurda getirilemediği belirtilerek, dilekçe ekinde ihracat bedelinin tahsili için ithalatçı firmaya kabahatli şirket tarafından gönderilen ve Arapça dilinden Diyarbakır 1. Noterliği aracılığıyla tercüme edilmiş ihtarname suretlerinin sunulduğunun anlaşılması karşısında, kabahatli şirketin yurda getirilmeyen 39.096,05 Amerikan doları tutarındaki bedelin yurda getirilmemesinde kusur ve sorumluluğu bulunmadığının kabul edilmesi gerektiği anlaşılmakla birlikte, .... Vergi Dairesi Başkanlığı Saraylar Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından kabahatli şirkete 16/09/2021 tarihinde ihracata ait mal bedellerini yurda getirip getirilmediğinin belgelenmesi, bedeller yurda getirildi ise İhracat Bedeli Kabul Belgesi (İBKB) Döviz Alım Belgelerinin (DAB) asıllarının veya bir örneğinin hesabın kapatılmasını teminen gönderilmesi hususunda 90 gün süreli ihbarname gönderildiği, anılan ihbarnamenin kabahatli şirkete 04/06/2021 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen, kabahatli şirket tarafından yasal süresi içinde ihracat bedelinin tahsil edilemediğine ilişkin durumun belgelendirilmek suretiyle herhangi bir bildirimde bulunulmadığı, Bu haliyle, kabahatli şirket tarafından ihracat bedelinin fiili ihraç (20/10/2020) tarihinden itibaren 180 günlük süre içinde elinde olmayan nedenlerle yurda getirilemediği, ancak İlgili Vergi Dairesi Müdürlüğünce hesapların kapatılmasını teminen 90 gün süreli ihtarname gönderilmesine rağmen belirtilen süre içinde hesabın kapatılmadığı gibi anılan Tebliğin 9. maddesinde belirtilen mücbir sebep hallerinin ya da haklı durumun belgelenmediğinin anlaşılması karşısında, ihracata ait mal bedelinin kabahatli şirketin kusuru olmaksızın yurda getirilememesi nedeniyle kabahatli hakkında anılan Kanun'un 3/3. maddesi uyarınca idari yaptırım kararı uygulanamayacağı, ancak kabahatli ihracatçı tarafından vergi dairesince verilen 90 günlük ihtarname süresine rağmen haklı durumu belgeleyen ilgili evrakların süresinde ibraz edilmediği cihetle, kabahatli hakkında anılan Kanun'un 3/3. maddesi yerine 3/1. maddesi uyarınca idari yaptırım kararı düzenlenmesi gerektiği gözetilmeden, başvurunun bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Her ne kadar Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesi ile ihracat bedelinin kabahatlinin elinde olmayan nedenlerle yurda getirilemediği, ancak ihtarname tebliğine rağmen hesabın kapatılmadığı, bu nedenle 1567 sayılı Kanun'un 3/3. maddesi yerine 3/1. maddesi uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiğinden bahisle kabahatlinin başvurusunun reddine dair karara vaki itirazın reddine ilişkin kararın kanun yararına bozulması talep edilmiş ise de 1567 sayılı Kanun'un 1. maddesinin "Kambiyo, nukut, esham ve tahvilat alım ve satımının ve bunlar ile kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunlardan mamul veya bunları muhtevi her nevi eşya ve kıymetlerin ve ticari senetlerle tediyeyi temine yarıyan her türlü vasıta ve vesikaların memleketten ihracı veya memlekete ithalinin tanzim ve tahdidine ve Türk parasının kıymetinin korunması zımnında kararlar ittihazına Cumhurbaşkanı salahiyetlidir." şeklinde olduğu, bu Kanun'un uygulanmasının çerçevesinin 11.08.1989 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (32 sayılı Karar) ile belirlendiği ve bilahare ihracat işlemleri ile ilgili olarak 1567 sayılı Kanun ve 32 sayılı Karar'ın uygulamasına ilişkin Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin 2018-32/48 Sayılı Tebliğ (32/48 sayılı Tebliğ) ve T.C. Merkez Bankasının 16.01.2020 tarihli İhracat Genelgesinin yayımlandığı, 32/48 sayılı Tebliğ'in 3/1. maddesindeki "Türkiye’de yerleşik kişiler tarafından gerçekleştirilen ihracat işlemlerine ilişkin bedeller, ithalatçının ödemesini müteakip doğrudan ve gecikmeksizin ihracata aracılık eden bankaya transfer edilir veya getirilir. Bedellerin yurda getirilme süresi fiili ihraç tarihinden itibaren 180 günü geçemez." şeklindeki düzenleme ile esasen ihracat bedelinin tahsilinden sonra gecikilmeksizin yurda getirilmesi gerektiği, ancak her halükarda bu sürenin fiili ihraç tarihinden itibaren 180 günü geçemeyeceğinin belirlendiği, İhracat Genelgesinin 26. maddesinde yer alan "İhracat bedelinin tahsilinden ve ihracat hesabının yurda getirme süresi içinde (ek süreler dâhil) kapatılmasından ihracatçılar, ... sorumludur..." şeklindeki düzenleme nazara alındığından ihracat bedelinin tahsili sorumluluğunun da ihracatçıda olduğunun anlaşıldığı, ancak çeşitli nedenlerle ihracat hesabının kapatılamaması hallerine ilişkin olarak da 32/48 sayılı Tebliğ'in 8. maddesinin altıncı, yedinci ve sekizinci fıkralarında mücbir sebep veya diğer haklı nedenlerle ihracat hesabının süresinde kapatılamaması hallerinde izlenmesi gereken usul ve sürece yer verildiği, tüm bu düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde ihracat bedelinin tahsilinden ve süresinde yurda getirilmesinden kabahatlinin sorumlu olduğu, kabahatlinin mücbir sebep veya haklı nedenlerle ihracat hesabını kapatamaması halinde yukarıda anılan düzenlemelerde öngörülen süreci takip etmesi gerektiği, dosya kapsamına göre ise kabahatli tarafından, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından gönderilen ihtarname üzerine herhangi bir bilgi verilmediği ve yukarıda değinilen düzenlemelere uygun olarak ek süre talep edilmediği gibi Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından da kabahatliye bu çerçevede bir ek süre verilmediği anlaşılmakla, kabahatlinin 1567 sayılı Kanun'un 3/3. maddesine aykırı olarak ihracat bedelini süresinde yurda getirmediği, bu itibarla kabahatlinin başvurusunun reddine dair Diyarbakır 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 17.03.2022 tarihli kararında bir isabetsizlik görülmediğinden kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.11.2025 tarihinde karar verildi.