Karar Özeti
7. Ceza Dairesi 2025/1333 E. , 2025/5514 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/833 E., 2021/769 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın ve nakil aracının müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Malen sorumlunun temyizi yönünden; 5271 s
Karar Detayı
7. Ceza Dairesi 2025/1333 E. , 2025/5514 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/833 E., 2021/769 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın ve nakil aracının müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Malen sorumlunun temyizi yönünden; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237/1. fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddinin gerektiği, Sanık ...'ın ve sanık ... müdafiin temyiz istemleri yönünden; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. Malen Sorumlunun Temyiz İstemi Yönünden 02.11.2015 tarihinde talimat mahkemesince dinlenen malen sorumlunun davaya katıldığı takdirde hükme karşı kanun yollarına başvurabileceği ihtar edilmesine rağmen, usulüne uygun katılma talebinde bulunmadığı gibi, mahkemece de katılmasına karar verilmediğinden, 5271 sayılı Kanun'un 237/1. maddesi uyarınca kamu davasında katılan sıfatının ve aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı cihetle, malen sorumlunun temyiz isteğinin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, II. Sanık ... Müdafiin Temyiz İstemi Yönünden Olay tarihinde temyiz dışı ...'in sevk ve idaresindeki kamyonda suça konu çayların ele geçirildiği, dosyaya sonradan sunulan sevk irsaliyesine göre eşyanın temyiz dışı ...'un şirketine ait olduğu, şirkete ait alış faturalarına göre suça konu çayların 30.11.2011 tarihli fatura ile ...'ya ait şirketten alındığından bahisle sanık hakkında dava açıldığı anlaşılmış ise de, sanığın savunmasında, 30.11.2011 tarihli faturayı doğruladığı; ancak yakalanan çayların sattığı çaylar olmadığını ifade ettiği, yakalanan çaylara ilişkin dosyaya sunulan bilirkişi raporuna göre de çayların üretim tarihinin 2013, son kulanım tarihinin 2016 olarak belirtildiği cihetle, yakalanan çayların sanık ... tarafından temyiz dışı ...'a satılan çaylar olduğuna ilişkin cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak kesin inandırıcı delil olmadığından sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, sanık ... müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, III. Sanık ...'ın Temyiz İstemi Yönünden Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; 1. Sanık hakkındaki ilk hükmün temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 7242 sayılı Kanun ile 5607 sayılı Kanun'da sanık lehine yasa değişikliği nedeniyle dosyanın yerel mahkemeye iadesi üzerine, bozma niteliğinde olan iade yazısı ile ilk hükmün hukuken varlığını yitirdiği, kesinleşen bir hüküm olmadığı halde, Mahkemece yeni esasa kaydedilen dosyanın uyarlama yargılaması olarak kabul edilmesi suretiyle "uyarlama nedeniyle önceki hükmün kaldırılmasına" karar verilerek sanık hakkında hüküm kurulması, 2. Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/5. maddesi ile sonradan yürürlüğe giren 6545, 7242, 7423 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/5., 3/23. maddeleri ile aynı Kanun'un 5/2. maddesi somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle denetime imkan verecek şekilde lehe olan kanunun belirlenmesi gerekirken, karma uygulama yapılarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi, 3. Suç tarihinde yürürlükte bulunan 6545 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 5607 sayılı Kanun'un 3/5. maddesinde düzenlenen suçun üst sınırının iki yıl olduğu gözetilerek; 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1- (d) bendi ile “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesi'nin, 19.08.2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “...basit yargılama usulü...” yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, 5271 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olmakla birlikte, iptal kararının sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, zira 5271 sayılı Kanun’un 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan 5237 sayılı Kanun'un 7. ve 5271 sayılı Kanun’un 251. maddeleri uyarınca sanığın eyleminin “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 4. 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz" hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinde yapılan değişiklik gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin son cümlesi kapsamında "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" düzenlemesinin getirildiği cihetle, soruşturma aşamasında ihtarat yapılmayan sanığa gümrüklenmiş değerin iki katı tutarını hüküm verilinceye kadar ödemesi halinde cezasında 1/2 oranında indirim yapılacağı ihtar edilmesi yerine, 90 günlük süre verilmesi suretiyle yanıltılması, 5. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesi uyarınca adlî para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma tedbirine de karar verilebileceği gözetilmeksizin, sanık hakkında adlî para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin bentte infaz yetkisini de kısıtlar şekilde adlî para cezasının ödenmemesi halinde cezanın hapis cezasına çevrileceğinin belirtilmesi, 6. Suça konu eşyanın 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi uyarınca müsaderesi yerine, uygulama maddesi olarak 5237 sayılı Kanun'un 54. maddesinin yazılması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232/6. maddesine aykırı davranılması, hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, sanık ...'ın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 15.04.2025 tarihinde karar verildi.