Karar Özeti
7. Ceza Dairesi 2025/169 E. , 2025/2891 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/126 E., 2019/18 K. SUÇ : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'na aykırılık İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay
Karar Detayı
7. Ceza Dairesi 2025/169 E. , 2025/2891 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/126 E., 2019/18 K. SUÇ : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'na aykırılık İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Dicle Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.02.2019 tarihli ve 2017/126 Esas, 2019/18 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında yoklama kaçağı suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 63/1-d maddesi uyarınca 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/5. maddesi uyarınca sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve aynı maddenin 8. fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına ilişkin kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 28.12.2024 tarihli ve 94660652-105-21-29058-2022-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.01.2025 tarihli ve KYB - 2025/956 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.01.2025 tarihli ve KYB - 2025/956 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre; 1-Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/1, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3, 5271 sayılı Kanun'un 34/1 ve 230/1-c maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının denetime olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması, gerekçede iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin açık olarak belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden, Anayasa ve 5271 sayılı Kanun'un amir hükümlerine aykırı şekilde gerekçesiz karar verilmesinde, 2-Dicle Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılamanın 13/02/2019 tarihli son celsesinde sanık hakkında hüküm kurulmaksızın kısa karar verilmeden duruşmanın sonlandırıldığı anlaşılmış ise de, "Duruşma Tutanağının İçeriği" başlıklı 5271 sayılı Kanun'un 221/1-i maddesinde yer alan "1) Duruşma tutanağında; .... i) Hüküm yer alır." şeklindeki düzenleme ile "Duruşmanın sona ermesi ve Hüküm" başlıklı aynı Kanun'un 223/1 maddesinde yer alan "Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir.." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, Mahkemesince yapılan yargılamanın son celsesinde sanık hakkında hüküm niteliği taşıyan kısa karar verilmesi gerekirken, hüküm kurulmadan karar verilmesinde, Kabule göre de; 3-Sanığa yüklenen bakaya kalma suçunun oluşabilmesi için suç tarihinde yürürlükte bulunan Mülga 1111 sayılı Askerlik Kanunu'nun 89/4. maddesinin (a), (b), (c), (d) ve (e) bentlerinde yer alan kabahatlerin herhangi birinden dolayı kesinleşmiş bir idarî para cezasının bulunması gerektiği nazara alındığında, Somut olayda, sanık hakkında yoklama kaçağı olmak kabahatinden dolayı uygulanan Dicle Kaymakamlığı İlçe Yazı İşleri Müdürlüğünün 29/06/2016 tarihli ve 2844 esas, 806 sayılı idarî para cezası kararının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesine göre öncelikle bilinen son adresine tebliğe çıkartılması, ancak bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligatın yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilerek tebligatın bu adrese yapılması gerekirken, doğrudan mernis adresine çıkartılan tebligatın 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre 09/02/2017 tarihinde tebliğ edildiğinin anlaşılması karşısında, idarî yaptırım kararının tebliğ işleminin usulüne uygun olmadığı ve dolayısıyla sanık hakkında usulüne uygun şekilde kesinleşmiş bir idarî yaptırım kararının bulunmadığı gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde, isabet görülmemiştir. ” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesindeki "Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki talep yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Dicle Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.02.2019 tarihli ve 2017/126 Esas, 2019/18 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.02.2025 tarihinde karar verildi.