Karar Özeti
7. Ceza Dairesi 2025/2823 E. , 2025/14107 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ CEZA DAİRELERİ ARASINDAKİ KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE DAİR KARAR A- KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE DAİR BAŞVURU Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 08.10.2024 tarihli ve 2024/2615 Esas, 2024/2639 Karar sayılı ka
Karar Detayı
7. Ceza Dairesi 2025/2823 E. , 2025/14107 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ CEZA DAİRELERİ ARASINDAKİ KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE DAİR KARAR A- KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE DAİR BAŞVURU Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 08.10.2024 tarihli ve 2024/2615 Esas, 2024/2639 Karar sayılı kararı ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 09.10.2024 tarihli ve 2024/192 Esas, 2024/3121 Karar sayılı kararları arasında; 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5/1. maddesi uyarınca çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçundan verilen mahkûmiyet kararları kapsamında temel cezanın 20,00 TL (01.06.2024 sonrası 100,00 TL) üzerinden belirlenmesi halinde, sonuç adlî para cezasının infaz aşamasında ödenmemesi durumunda daha aleyhe sonuç doğurmayacağı ile temel cezanın 100,00 TL (01.06.2024 sonrası 500,00 TL) üzerinden belirlenmesi gerekip gerekmeyeceği hususunda çıkan uyuşmazlığın, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 08.10.2024 tarihli ve 2024/2615 Esas, 2024/2639 Karar sayılı kararı doğrultusunda giderilmesi görüşüyle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu tarafından 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un "Başkanlar Kurulunun Görevleri" başlıklı 35. maddesi gereği, Yüksek Yargıtay İlgili Ceza Dairesi tarafından bu konuda bir karar verilerek giderilmesi istenmiştir. B- KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE KONU KARARLAR 1- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 08.10.2024 tarihli ve 2024/2615 Esas, 2024/2639 Karar sayılı kararı 2- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 09.10.2024 tarihli ve 2024/192 Esas, 2024/3121 Karar sayılı kararı C- KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE KONU BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CEZA DAİRELERİ KARARLARI 1- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 08.10.2024 tarihli ve 2024/2615 Esas, 2024/2639 Karar sayılı kararında; ''...Yapılan yargılamaya, vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklara, belgelere ve gerekçe içeriğine, ilk derece mahkemesinin soruşturma ve kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine göre, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşıldığından, sanık müdafiinin diğer istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden reddi, Ancak; 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesinde "Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adli para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı, (…)(2) az olamaz..." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca, öncelikle TCK'nın 61. maddesi ve 5941 sayılı Kanun'un 5. maddesindeki azami gün miktarı gözetilip temel gün adli para cezasının belirlenmesi, belirlenecek gün sayısı üzerinden artırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı TCK'nın 52. maddesi uyarınca takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde adli para cezasının tespit edilmesi, tespit edilen miktarın da çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olması durumunda cezanın karşılıksız kalan miktara yükseltilmesi, bu hesaplama yapılırken de banka tarafından sorumluluk kapsamında ödenmiş, takas sistemi kapsamında ödeme yapılamamış ya da ibraz eden tarafından ödenmesi kabul edilmemiş miktar var ise, bu miktarın çek bedelinden düşülmesi gerekmektedir. Öte yandan, 5941 sayılı Kanun'un 5/11 maddesi " “Birinci fıkra uyarınca verilen adli para cezalarının ödenmemesi durumunda, bu ceza, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan kamuya yararlı bir işte çalıştırma kararı verilmeksizin doğrudan hapis cezasına çevrilir” hükmünü içermekte olup, bu hüküm uyarınca TCK’nin 52. maddesi uyarınca “gün para cezası” sistemine göre doğrudan belirlenen adli para cezasının ne şekilde infaz edileceği de, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106. maddesinde belirlenmiştir. 12/3/2024 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak 01/06/2024 tarihinde yürürlüğe giren 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 9 uncu maddesi ile "5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 52 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası” ibaresi “En az yüz ve en fazla beşyüz Türk Lirası”şeklinde değiştirilmiştir." şeklindeki değiştirilmiş olup, ilk derece mahkemesince de, 5941 sayılı Kanunun 5/1 maddesinde düzenlenen çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçu yönünden, suç tarihinde yürürlükte bulunmayan TCK'nın 52. Maddesinin 7499 sayılı Kanunla değişik beşyüz Türk Lirası hükmünün sanık lehine düzenleme içerdiği kabul edilerek, hüküm oluşturulmuşsa da ; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 17/04/2007 tarih, 2007/1-32 Esas ve 2007/97 Karar sayılı kararı ve benzer şekilde Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 29/11/2020 tarih, 2010/35456 Esas ve 2010/24757 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, "...Lehe yasa belirlenirken, infaz kanunları dikkate alınmadan, sadece maddi ceza kanunlarının karşılaştırılması ve lehe olduğu kabul edilen yasa uyarınca hüküm kurulması; infaz aşamasında ise 5237 sayılı TCK’nın 7/3. maddesi uyarınca yeniden değerlendirme yapılarak hükümlünün lehine olan infaza ilişkin hükümlerin uygulanması gerekmektedir... Sanığın para cezasını ödemeyeceği varsayılarak lehe yasanın belirlenmesi mümkün değildir..." Bu durum karşısında, mahkemece sanık hakkında 5941 sayılı Kanun'un 5/1 maddesi gereğince, temel gün adli para cezasının "1200 GÜN" olarak belirlenmesi ve bu miktar üzerinden TCK'nın 52/2 maddesi gereğince mahkemenin cezaların üst hadden takdir edilişine göre günlüğü 100.-TL'den paraya çevrilerek, "120.000-TL" adli para cezasına hükmolunup daha sonra çek bedelinin karşılıksız kalan kısmı kadar adli para cezasına hükmedilmesi gerekirken, suç tarihinde yürürlükte olmayan ve 01/06/2024 tarihinde yürürlüğe giren TCK'nın 52/2. maddesindeki 500 TL olan üst sınırdan para cezasına çevrilmesi, Hukuka aykırı, istinaf başvurusunda bulunanın istinaf nedenleri bu sebeple yerinde ise de, bu aykırılık CMK'nın 303. maddesi uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, istinaf yoluna başvurulan kararın hükmünün 2. fıkrasından ''500 TL'' ve "600.000 TL" ibarelerinin çıkartılarak, yerlerine sırasıyla "100-TL" ve "120.000.--TL" ibarelerinin yazılması, 2. fıkranın sonuna "ancak tayin edilecek adli para cezası 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesi uyarınca çekin karşılıksız kalan kısmından daha az olamayacağı dikkate alınarak sanığın NETİCETEN 594.000 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA" ibarelerinin eklenmesi suretiyle, CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca yukarıda belirtilen eleştiriler diğer yönleri usul ve esasa uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE...'' 2- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 09.10.2024 tarihli ve 2024/192 Esas, 2024/3121 Karar sayılı kararında; ''...Çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçunun müeyyidesi 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesinde "....her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adli para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz" şeklinde düzenlenmiş olup, anılan suçtan mahkumiyet hükmü tesis olunur iken temel ceza tayini sırasında taktir olunabilecek cezanın üst haddi 1500 gün karşılığı adli para cezası, alt haddi ise Kanun'da açıkça belirtilmediğinden 5237 sayılı TCK'nın 5/1. maddesi gereğince 5 gün karşılığı adli para cezası olabilecektir. TCK'nın 61. maddesinin 1. fıkrasının son cümlesinde; hakimin somut olayda aynı maddede belirtilen hususları gözeterek işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirleyeceği, yine aynı maddenin 8. fıkrasında adlî para cezasının hesaplanmasında, cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırım ve indirimlerin, gün üzerinden yapılacağı, adlî para cezası miktarının, belirlenen sonuç gün karşılığı adli para cezası ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunacağı düzenlenmiştir. 02/03/2024 tarih ve 7499 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile TCK'nın 52. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "en az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası" ibaresi "en az yüz ve en fazla beşyüz Türk Lirası" şeklinde değiştirilmiştir. Çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçunun müeyyidesinin de kanunda adli para cezası olarak düzenlenmesi sebebi ile, mahkemece bu suç yönünden mahkumiyet hükmü kurulurken öncelikle TCK'nın 61. maddesi hükümleri gözetilerek Kanun'un öngördüğü alt ve üst sınırlar olan 5 gün ila 1500 gün karşılığı adli para cezası arasında temel cezanın belirlenmesi, artırım ve indirimlerin bu miktar üzerinden yapılması, bulunan gün karşılığı adli para cezasının, TCK'nın 7/2. maddesi hükümleri de gözetilerek, TCK'nın 52/2. maddesi gereği 100,00 TL. ila 500,00 TL arasında takdir olunacak bir günlük miktarla çarpılarak cezanın tayini, bulunacak cezanın suça konu çekin karşılıksız kalan kısmından az olması halinde 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesinin "....Ancak, hükmedilecek adli para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz" hükmü gereğince sanığın neticeten çekin karşılıksız kalan miktarı kadar adli para cezası ile cezalandırılması gerekir. İlk derece mahkemelerince hükmolunan ve yasa yolu denetiminden geçmeden kesinleşmesi sebebi ile kanun yararına bozma başvurularına konu edilen temel ceza tayininde 5941 sayılı Yasa'nın 5/1. maddesinde belirtilen cezanın üst haddi olan 1500 gün karşılığı adli para cezasının daha üstünde temel ceza tayin olunan hükümler yönünden kanun yararına bozma talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesinin hükmünün bozulmasına ve yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu husus nedeniyle hükmün düzeltilerek temel ceza tayininin 1500 gün karşılığı adli para cezası olarak taktirine, hükmolunan cezanın TCK'nın 52/2. maddesi gereğince günlüğü (hüküm tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan TCK'nın 52/2. maddesinde belirtilen en üst oran olan) 100,00 TL.'ndan taktir olunarak sanığın 150.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, ancak hükmolunan cezanın çekin karşılıksız kalan miktarından daha az olamayacağı gözetilerek sanığın çekin karşılıksız kalan miktarı kadar adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilen Yargıtay 19 Ceza Dairesi'nin 25/01/2021 tarih, 2019/28154 Esas ve 2021/480 Karar sayılı ilamında ve benzer içerikli tüm ilamlarında ceza adaletine de uygun olacak surette; çekin karşılıksız kalan kısmının yasada cezanın üst haddi olan 1500 gün karşılığı ile bu gün karşılığının TCK'nın 52/2. maddesi uygulaması ile adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulanabilecek en üst had olan (Yargıtay 19. Ceza Dairesi ilam tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan TCK'nın 52/2. maddesinde belirtilen en üst oran olan) 100,00 TL ile paraya çevrilmesi neticesi bulunacak 150.000,00 TL'ndan fazla olması durumunda belirlenen gün karşılığı günlüğü (Yargıtay 19. Ceza Dairesi ilam tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan TCK'nın 52/2. maddesinde belirtilen en üst oran olan) 100,00 TL uygulaması ile adli para cezasına çevrilmiştir. Kanun yararına bozma başvurusu üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 02/04/2021 tarih ve 2020/933 Esas, 2021/5915 Karar sayılı "...somut olayda hükümlü hakkında karşılıksız çek düzenlemek suçundan eylemine uyan 5941 sayılı Çek Kanununun 5/1. maddesi uyarınca hükmolunan gün adli para cezasının 5237 sayılı TCK'nın 52. maddesi uyarınca bir gün karşılığı 20,00 TL olmak üzere adli para cezasına çevrildiği anlaşılmakla infaz aşamasında ödenmeyen adli para cezasının 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/3. maddesi uyarınca günlüğü mahkemenin çevirdiği oran olan 20,00 TL üzerinden hapis cezasına çevrilmesi ve yine 106/7. maddesi gereğince tek hükümle adli para cezasına mahkumiyet söz konusu olduğundan para cezası yerine çektirilecek hapis süresi üç yılı (1095 günü) geçemeyeceğinden üç yıl üzerinden infazının yapılması..." şeklindeki ilamına binaen, bu aşamada, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarının yasada cezanın üst haddi olan 1500 gün karşılığı ile bu gün karşılığının TCK'nın 52/2. maddesi uygulaması ile adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulanabilecek yasada düzenlenen en üst had olan Türk Lirası miktarı ile paraya çevrilmesi neticesi bulunacak 150.000,00 TL'ndan az olduğu ve temel cezanın 1500 gün karşılığı adli para cezasından daha az miktarda tayin edilmesi durumunda TCK'nın 52/2. maddesi uygulaması ile adli para cezasına çevrilmesi sırasında hangi miktardan çevrilerek adli para cezasının tayin olunacağının tespiti ve hükmün bu yönden de denetlenmesi gerekmektedir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3. maddesinde; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır.” Buna paralel hüküm içeren 5271 sayılı CMK.nın 34. maddesinde de “Hakim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil gerekçeli yazılır.” hükümleri yer almaktadır. Gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve maddi olaya uygun açıklamasıdır. Gerekçenin dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde; geçerli, yasal ve yeterli olması gerekir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi yasa koyucunun amacına uygun düşmez ve uygulamada keyfiliğe yol açar. Mahkumiyet hükmünün gerekçesinde gösterilmesi gereken noktalar ise CMK.nın 230. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre sırayla; a)İddia ve savunma, bunların dayandırıldığı ve mahkemece toplanan kanıtların neler olduğu, b)Kanıtların tartışılması, değerlendirilmesi ve reddedilen veya kanıtlama yönünden üstün tutulan ve kabul edilen kanıtlar ve nedenleri, c)Tüm bunların ışığında ulaşılan kanı; sanığın suç oluşturduğu kabul edilen eylemi, bunun yasal unsurları ve nitelendirmesi, uygulanacak kanun maddesi, d)Cezayı ağırlatan ve hafifleten yasal ve değerlendirmeye bağlı nedenlerle cezayı kaldıran yasal nedenlerin bulunup bulunmadığı, bunlara ilişkin istemlerin kabul veya reddiyle temel cezanın belirlenmesine ilişkin nedenler, e)Cezanın ertelenmesine, tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirinin uygulanmasına yönelik veya bu konulardaki istemlerin kabul veya reddine ilişkin dayanaklar gösterilecektir. Açıklanan bu usul kuralları buyurucu niteliktedir. 5237 sayılı TCK’nın 52. maddesinin gerekçesinde özetle; TCK'nın benimsediği gün para cezası sisteminin temel amacının, para cezasının kişinin ödeme gücüne göre belirlenmesi yoluyla, suç işleyen kişiler arasındaki maddi eşitsizliği gidermek olduğu belirtilmiştir. TCK'nda adli para cezaları tam olarak gün para cezası sistemine göre belirlenmesine karşın, bazı kanunlarda klasik para ceza sistemi ile gün para cezası sisteminin karışımı niteliğinde adli para cezaları belirlenmiştir. Nitekim 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5/1 maddesi gereğince öncelikle gün para cezası sistemine göre ceza belirlenmekte ancak; gün sayısının TCK'nın 52/2. maddesine göre belirlenen miktar ile çarpılması sonucu bulunan miktar çek bedelinin karşılıksız kalan kısından az olduğunda, ceza bu miktara yükseltilmek suretiyle maktu bir cezaya yani klasik para cezasına dönüş yapılmaktadır. Bu durumda ceza adaletinin sağlanması ve TCK'nın 52. maddesinin gerekçesinde belirtilen amaca ulaşılabilmesi için 5941 sayılı Kanun'un 5/1 maddesine göre belirlenen gün sayısı ile çarpıldığında çek bedelinin karşılıksız kalan miktarına en fazla yaklaşacak miktarın TCK'nın 52/2 maddesi gereğince belirlenmesi sanığın en lehine olan durumdur ve bu miktar da TCK'nın 7/2. maddesi hükümleri gözetilerek 02/03/2024 tarih ve 7499 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile değişik TCK'nın 52. maddesinin 2. fıkrasındaki sınırlar içerisinde 500,00. TL.'dır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 02/04/2021 tarih ve 2020/933 Esas, 2021/5915 Karar sayılı kararında da cezanın infazının mahkemenin çevirdiği oran üzerinden yapılması gerektiğinin belirtilmesi sebebi ile, mahkemece TCK'nın 61. maddesinin 1. ve 8. fıkraları hükümleri gözetilerek çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçundan belirlenen temel ceza olan gün karşılığı adli para cezasının TCK'nın 52/2 maddesine göre günlüğü 500,00 TL'dan adli para cezasına çevrilmesi, bu miktardan daha az miktarda bir oranda adli para cezasına çevrilmesinin tercih edilmesi halinde ise yalnızca bu tercih için dahi alt sınırdan uzaklaşma gerekçesinin karar yerinde tartışılması ve ceza adaletinin sağlanması için bu hususta makul ve hukuki gerekçelerin belirtilmesi gerekmektedir. Aksi hal maddi gücü daha düşük olan sanıklar yönünden daha fazla ceza tayini ve cezanın infazının daha uzun süreli olarak yapılması durumunu ortaya çıkarmaktadır ki bu husus ne cezanın bireyselleştirilmesi ilkelerine ne de ceza adaletine uymayacaktır. Tüm bu açıklamalar ışığında vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Gerekçeli karar başlığında sanıklar avukatının "müdafi" yerine "vekil" olarak gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 2/1-c maddesine muhalif kalınması mahallinde düzeltilebilecek yanılgı olarak değerlendirilmiştir. Ancak; Mahkemece yazılı gerekçeler ile alt hadden uzaklaşılarak ceza tayin olunduğu belirtilen sanıklar yönünden TCK'nın 3 ve 61. maddeleri hükümlerince alt sınırdan makul oranda ayrılınarak temel cezanın belirlenmesinin gerekmesine karşın, teştidin derecesinde yanılgıya düşerek alt sınırdan çok fazla uzaklaşılması yasaya aykırı ve istinaf itirazları bu yönüyle yerinde olup, ayrıca TCK'nın 7/2. maddesi hükmü gözetilerek ilk derece mahkemesi hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile değişik TCK'nın 52. maddesinin 2. fıkrası hükmü gereğince daha sanıklar lehine olduğundan sanıklar hakkında hükmolunan gün karşılığı adli para cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında cezanın 500,00 TL. üzerinden adli para cezasına çevrilmesi gerekliliğinin zorunlu olması hususu gözetilerek; Bu hususlar 5271 sayılı CMK'nun 280/1-a ve 303. maddelerine göre yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeden düzeltilebilir nitelikte yanılgılar olduğundan; Sanıkların mahkumiyetine dair ilk derece mahkemesi hükmünün temel ceza tayini ve cezanın adli para cezasına çevrilmesini düzenleyen (1.) ve (3.) maddelerinin tümden hükümden çıkarılarak yerlerine sırasıyla gelmek üzere hükme; "1-)Çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebep olma suçunu işlediği sabit olan sanıklar ... ve ...'ın eylemine uyan 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesi gereğince suçun işleniş şekli, suç kastının yoğunluğu, suça konu karşılıksız kalan çekin miktarı da gözetilerek taktiren sanıkların 372 gün karşılığı adli para cezasıyla cezalandırılmasına, 3-)Sanıklar ... ve ...'ın hakkında hükmolunan 372 gün karşılığı adli para cezasının 7499 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 52/2. maddesi gereği sosyal ve ekonomik durumu ile diğer şahsi halleri göz önüne alınarak ve sanıkların lehine olması da gözetilerek günlüğü 500,00 TL'den kabul edilerek sanıkların 186.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, ancak 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesi gereği hükmolunan adli para cezasının miktarı, çekin karşılıksız kalan miktarından az olmayacağından sanıkların neticeten çekin karşılıksız kalan miktarı olan 186.400,00 TL adli para cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmalarına" ibarelerinin eklenilmesi sureti ile HÜKMÜN DÜZELTİLMESİNE, Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve taktirine, gösterilen gerekçe ve uygulamaya oluşa ve dosya içeriğine göre; mahkemenin kararında düzeltilen hususlar dışında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı, Kararda bir isabetsizlik görülmediği anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanıklar müdafinin istinaf itirazları yerinde görülmemiş olmakla, İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,...'' gerekçelerine dayanan kararlar verildiği anlaşılmıştır. D- KARAR UYUŞMAZLIĞI HAKKINDA YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞININ GÖRÜŞÜ VE TALEBİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.05.2025 tarihli, UG-2025/32764 sayılı Uyuşmazlık talebinin değerlendirilmesi konulu yazısında; "...Aynı yöndeki uyuşmazlık konusunda daha önce Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2025/1 Esas-2025/1133 Karar sayılı kararında "5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 52. maddesinde yer verilen düzenlemelerin maddi ceza hukukuna ilişkin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106. maddesinde yer alan düzenlemelerin ise 5237 sayılı Kanun'un 52. maddesi uyarınca belirlenen adlî para cezasının infazına ilişkin olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Lehe kanunun belirlenmesi sırasında, infaza ilişkin yasal düzenlemeler dikkate alınmadan sadece maddi ceza hukukuna ilişkin düzenlemelerin karşılaştırması sonucunda sanık lehine olduğu kabul edilen yasal düzenlemeler uyarınca sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekeceği, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi sonrasında infaza ilişkin değerlendirmelerin mahkemelerce önceden bir karar ile saptanmasının gerekmediği cihetle, infaza ilişkin düzenlemeler de dikkate alınmak suretiyle temel cezanın belirlenmesi hukuka uygun olmayacağından" şeklinde hüküm tesis etmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımızca yapılan değerlendirme sonucu, istinaf dairelerinin söz konusu suçtan sanıkların adli para cezasıyla cezalandırılmalarına ilişkin mahkumiyetlerine dair ilk derece mahkemesi kararlarına yönelik istinaf talepleri üzerine yapılacak istinaf incelemesi sırasında "lehe-aleyhe" değerlendirilme yapılmasının usul ve yasaya uygun düşmeyeceği, istinaf incelemelerinin maddi ceza hukuku bakımından yapılması ve sanığın infaz aşamasında adli para cezasını ödemeyeceğini önceden varsayarak istinaf hükmü kurulmaması gerektiği neticesine varılmış olup uyuşmazlığın Bursa BAM 5. CD. 08.10.2024 gün ve 2024/2615 Esas- 2024/2639 Kararı doğrultuda giderilmesinin hukuka uygun olacağı değerlendirilmiştir. "görüşü ileri sürülmüştür. İNCELEME, DEĞERLENDİRME, GEREKÇE VE SONUÇ İnceleme konusu uyuşmazlıkta, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu tarafından, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi kararları arasında uyuşmazlık bulunduğu belirtilerek uyuşmazlığın giderilmesine dair talep Dairemize iletilmiş ise de; daha önce aynı konuya ilişkin olarak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunca Dairemize iletilen uyuşmazlığa konu talep; Dairemizin 21.01.2025 tarihli ve 2025/1 Esas, 2025/1133 Karar sayılı kararında yer verilen "5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 52. maddesinde yer verilen düzenlemelerin maddi ceza hukukuna ilişkin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106. maddesinde yer alan düzenlemelerin ise 5237 sayılı Kanun'un 52. maddesi uyarınca belirlenen adlî para cezasının infazına ilişkin olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Lehe kanunun belirlenmesi sırasında, infaza ilişkin yasal düzenlemeler dikkate alınmadan sadece maddi ceza hukukuna ilişkin düzenlemelerin karşılaştırması sonucunda sanık lehine olduğu kabul edilen yasal düzenlemeler uyarınca sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekeceği, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi sonrasında infaza ilişkin değerlendirmelerin mahkemelerce önceden bir karar ile saptanmasının gerekmediği cihetle, infaza ilişkin düzenlemeler de dikkate alınmak suretiyle temel cezanın belirlenmesi hukuka uygun olmayacağından İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine...'' yönündeki gerekçe ile giderildiği, Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu tarafından uyuşmazlığın giderilmesi istemi Yargıtay ilgili dairesine iletildikten sonra benzer nitelikteki kararlar için yeniden uyuşmazlığın giderilmesi yoluna başvurulmasında herhangi bir hukuki yarar bulunmadığı ve başvuru konusu ile aynı nitelikteki uyuşmazlık hakkında Dairemizce daha önce karar da verilmiş olduğundan, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu tarafından iletilen talep yönünden uyuşmazlığın giderilmesine yer olmadığına, Dosyanın, talepte bulunan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kuruluna gönderilmesine, 17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.