Karar Özeti
7. Ceza Dairesi 2026/1247 E. , 2026/6439 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/385 E., 2021/235 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, kaçak sigaralar ve nakil aracının müsaderesi Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 04.02.2026 tarihli ve 2022/2329 Esas
Karar Detayı
7. Ceza Dairesi 2026/1247 E. , 2026/6439 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/385 E., 2021/235 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, kaçak sigaralar ve nakil aracının müsaderesi Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 04.02.2026 tarihli ve 2022/2329 Esas, 2026/822 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.04.2026 tarihli ve "7-2021/71520 Eksikliği Giderme" sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 308/1. maddesi gereği yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun'un 308/2. maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu; "İtiraz konusu uyuşmazlık, ilk derece mahkemesinin kararının temyiz mi yoksa istinaf yoluna mı tabi olduğuna ilişkindir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21/01/2026 tarihli ve 2025/11-679 esas ve 2026/56 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; Yargılama, verilen hükümle sona erer. Hükümden sonra kural olarak mahkemenin dosya üzerindeki tasarruf yetkisi de kalkar. Aktarma etkisiyle kanun yolu yargılaması neticesinde hükmün kaderi tayin olunur. Kanun yolunda; bölge adliye mahkemesince kaldırılmadıkça (CMK 280/2) ya da Yargıtay ilgili dairesi tarafından bozulmadıkça (CMK 302/2) hüküm varlığını korur. Böylece ilk hüküm ortadan kalkmadıkça da herhangi bir sebeple yeni bir hüküm kurulamaz. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanunun verdiği yetkiye istinaden dosyayı mahkemesine iade etmesinin, hükmü ortadan kaldırma ya da bozma niteliğinde kabul edilemeyeceği açıktır. Ne var ki 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 8. maddesinin iptal edilen ikinci fıkrasında olduğu gibi, hükmü veren mahkemeye yeni bir hüküm kurulması emredilerek, bu iade kararlarına, ilk hükmü dolaylı da olsa ortadan kaldırabilecek normatif bir değer atfetmiştir. 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12. maddesinin 2. fıkrasındaki düzenlemenin de, yargılamaların en kısa sürede ve en az masrafla tamamlanarak (Anayasa 141/4) adil yargılanma hakkının (Anayasa 36, İHAS 6) güçlendirilmesi amacı doğrultusunda yorumlandığında, aynı normatif değeri taşıyan bir geçiş normu olduğu kabul edilmelidir. Yine ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/06/2006 tarihli ve 172-168 sayılı kararında da açıklandığı üzere; Kuşkusuz, başlamış olan temyiz sürecini sonlandıran ve yeni bir süreç başlatan ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan bu işlem, yeni bir hüküm verilmesini zorunlu kılması sebebiyle bozma etkisi doğurması bakımından usul kanunumuzdaki sisteme aykırı ise de yerel mahkemelere önceki hükmü ıslah veya değiştirme yetkisi veren bu istisnai düzenleme, pozitif bir hukuk normu olarak kanunlardaki yerini almıştır. Kuralın yerindeliği ve sisteme uyumluluğu tartışılabilirse de yargı mercilerinin yasalara uygun olarak karar verme hak ve ödevi bulunduğu hususu tartışılmaz bir gerçektir. Ancak, doğrudan adil yargılanma bağlamında, yargılamanın makul sürede tamamlanması amacıyla getirilen bu geçiş düzenlemesinin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanunun verdiği yetkiye istinaden dosyayı mahkemesine iade etmesine, normatif olarak hükmü bozma etkisi yüklemesi başka, Yargıtayca verilen bozma kararı ise başkadır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının dosya iadesinin, bir bozma kararı olmadığında kuşku bulunmadığına göre, bu geçici geçiş normu ile kanun yoluna ilişkin genel kurallara da istisna getirildiğini söylemek, kanunun amaç ve kapsamı ile bağdaşmayacağı gibi, istinaf yoluyla sağlanan güvenceleri de ortadan kaldıracaktır. Zira ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı başvurulabilen, hatta başvuru olmasa da bir kısmı için resen öngörülen bir kanun yolu (CMK 272/1) olarak istinafta, hem maddi olay denetimi hem de hukuki denetim yapılabilmekte, sebep gösterilmese de ilk derece mahkemesi hükmü bir bütün olarak incelenmekte, varsa hukuka aykırılıklar resen belirlenerek, kural olarak yeniden yapılacak yargılama ile ıslah edilmekte iken, temyiz yolu, bir hukuki denetim mekanizması olarak öngörülmüştür. Bölge adliye mahkemesi ilk derece mahkemelerinin üst mahkemesi olduğundan, bu mahkemelerce yapılacak denetim veya yeniden yargılama fonksiyonu, her hal ve karda taraflar açısından başlı başına bir teminat oluşturur. O halde, 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12. maddesinin 2. fıkrasındaki düzenlemeye dayanılarak, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca ilk derece mahkemelerine gönderilmesi, mahkemesine yeni bir karar verme yükümlülüğü yüklemesi itibarıyla normatif bir bozma etkisi doğurmakta ise de yargılama sonunda verilen bir karar, bir başka ifade ile bir yargılama tasarrufu olmadığından Yargıtayca verilen bozma kararı niteliğinde kabul edilemez. Keza bu iade işleminin istinaf güvencesini de ortadan kaldırarak kanun yoluna ilişkin genel kurallara istisna getirdiğini söylemek de mümkün değildir. Bu nedenledir ki 5607 sayılı Kanun'un geçici 12. maddesinin 2. fıkrasındaki düzenleme sebebiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, elinde bulunan dosyaları ilk derece mahkemelerine göndermesi üzerine, ilk derece mahkemelerince kurulan yeni hükümlerin, CMK'nın 307. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında değerlendirilemeyeceği ve dolayısıyla kanun yolunun genel kurallar gereğince belirlenmesi gerektiği açıktır. Somut olayda, sanık hakkında, daha önce Yargıtay denetiminden geçmeyen davayla ilgili olarak Erzurum 1. Asliye Ceza Mahkemesince kurulan 10/05/2016 tarihli ve 2015/313 esas ve 2016/765 karar sayılı kararın temyizi üzerine, henüz Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının elinde bulunan dosyanın, 04/06/2020 tarihli ve 7-2016/289495 temyiz sayılı yazıyla 7242 sK'nın 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanuna eklenen geçici 12. madde gereğince iade edildiği, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda kurulan 22/03/2021 tarihli ve 2020/385 esas ve 2021/235 karar sayılı mahkûmiyet hükümlerinin, CMK'nın 272 ve devamı maddeleri uyarınca istinaf yoluna tabi olduğu gözetilmeden, temyiz yoluna tabi olduğu kabul edilip esastan incelenerek, kısmen düzeltilerek onanmasına ve kısmen de bozulmasına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu düşünülmüştür. Yukarıda açıklanan nedenlerle; İtirazımızın KABULÜ ile Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 04/02/2026 tarihli ve 2022/2329 esas ve 2026/822 karar sayılı kararının KALDIRILMASI, Erzurum 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/03/2021 tarihli ve 2020/385 esas ve 2021/235 karar sayılı dosyasının, görevli ve yetkili bölge adliye mahkemesinin ilgili dairesine gönderilmek üzere İNCELENMEKSİZİN İADESİ, itirazımız yerinde görülmediği takdirde, 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi arz ve talep olunur. " şeklindedir. II. GEREKÇE İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan cezalandırılmaları istemiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda 10.05.2016 tarihinde mahkûmiyetlerine karar verilmiş, anılan hükmün sanıklar tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7242 sayılı Kanun) 63. maddesi gereği dava dosyası, 04.06.2020 tarihli yazı ile Tebliğname düzenlenmeksizin Mahkemesine iade edilmiştir. 7242 sayılı Kanun gereği dosyanın Mahkemesine iadesi üzerine yapılan yargılama sonucu 22.03.2021 tarihinde sanıkların mahkûmiyetlerine karar verildiği anlaşılmıştır. 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası; "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte bu Kanunun kapsamına giren suçlardan dolayı kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalardan, 3 üncü ve 5 inci maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemeler nedeniyle lehe değerlendirme yapılması gereken dosyalar hakkında bozma kararı verilir. Yargıtay Cumhuriyet başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir." hükmünü içermektedir. Dairemizin, lehe kanun değerlendirmesi için geçici 12. madde gereği dosyaların Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından mahalline iadesi üzerine verilen hükümlerin temyiz kanun yoluna tabi olduğuna ilişkin istikrar kazanmış uygulamaları, Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun benzer konularda verdiği kararlara dayanmaktadır. Nitekim; Anayasa Mahkemesinin 16.01.2014 tarihli ve 2013/92 Esas, 2014/6 Karar sayılı kararında; "…Lehe kanun değerlendirmesi yapılması için bozma kararlarının doğuracağı sonuçlara zaman geçirilmeksizin ulaşılması amacını taşıyan itiraz konusu kural, kaynağını Anayasa'nın 142. maddesinden almakta olup, maddede yer alan yargılama kurallarının yasallığı ilkesi karşısında, bu konuda kanun koyucunun düzenleme yapması doğaldır... İtiraz konusu kural, usûl ekonomisi ve adil yargılanma hakkı gibi tamamen anayasal ilke ve ölçütlerin gereğini yerine getirmeye ve bunları somutlaştırmaya yöneliktir." Anayasa Mahkemesinin 14.07.2021 tarihli ve 2020/53 Esas, 2021/55 Karar sayılı kararında; "…Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyaların anılan mercinin takdiri veya iradesiyle değil Kanun hükmüyle ilk derece mahkemesine iadesinin sağlandığı, kuralın genel olarak kamu yararı amacıyla öngörüldüğü ve iade edilen dosya ile ilgili lehe değerlendirme yapılıp yapılmayacağına nihai olarak ilk derece mahkemesince karar verileceği..." gerekçeleriyle itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 6., 9. ve 154. maddelerine aykırı olmadığına karar verilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.06.2006 gün ve 172-168, 171-167, 173-169 sayılı ilâmları ile 23.01.2007 tarihli ve 2006/343 Esas, 2007/8 Karar sayılı ilâmında; "…bu hüküm, başlamış olan temyiz sürecini sona erdirmekte ise de, ilgililerin yasa yoluna başvuru haklarını ortadan kaldırmamakta, yeniden hüküm verilmekle ilgililer bu haklara yeniden sahip olmakta ve yeni bir süreç başlatabilmektedirler. İnceleme konusu somut olayda, iade kararı üzerine mahkemece duruşma açılarak yeniden karar verilmiştir, verilmiş bu kararın öncekinin aynı veya farklı olması verilen hükmün yeni olma niteliğini değiştirmemektedir..." Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.06.2009 tarihli ve 2009/4-70 Esas, 2009/153 Karar sayılı ilâmı; "Lehe yasa değerlendirilmesi yapılması gerektiğinden bahisle incelenmeksizin iade edilen dosyalarda, iade kararının bozma sonucunu doğurması nedeniyle, önceki hüküm ortadan kalkacağından, Yerel Mahkemelerce iade üzerine de Anayasanın 141, 5271 sayılı CYY’nın 223, 230, 2 31... . maddelerine uygun olarak yeniden hüküm tesis edilmesi gerekmektedir. Aksi hal, 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen varlığını sürdüren 1412 sayılı CYUY’nın 308/7 ve 5271 sayılı CYY’nın 289/1-g maddelerine açık aykırılık oluşturacaktır…." şeklindeki gerekçelerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun gereği lehe değerlendirme yapılmak üzere incelenmeksizin iade ettiği dosyalarda Mahkemece yeniden hüküm kurulması gerektiği ve iade işleminin bozma sonucunu doğurduğu sonucuna varılmıştır. Tüm dosya kapsamına, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yukarıda bahsi geçen kararlarına göre yapılan değerlendirmede; 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi; "Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2’nci maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncı maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/33 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez." şeklinde düzenlenmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar, hüküm tarihi itibarıyla temyiz kanun yolu açık olan kararların temyiz edilmesi nedeniyle Yargıtay'a gönderilmiş olan ve Tebliğname düzenlenmesi amacıyla Başsavcılığın arşivinde temyiz incelemesi için bekleyen dava dosyalarıdır. Bu itibarla, bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden önce hükmü temyiz kanun yoluna taşıyan taraflar açısından Yargıtay nezdinde temyiz süreci başlamış olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12. maddesi gereği, arşivinde bulunan dosyalardan 5607 sayılı Kanun'un 3. ve 5. maddelerinde yapılan lehe değişikliklerin hangi dosyalarda uygulanabileceğini değerlendirme, şartlarının bulunması durumunda ise lehe yasal düzenlemelerin henüz kesinleşmemiş olan dosyalarda tartışılabilmesi için ilk derece mahkemelerine bu dosyaların iadesine yönelik bir yetki verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun gereği, dava dosyasının mahkemesine iadesine ilişkin gönderme işlemi bozma hükmünde olduğundan ve bozma kararının hukuki sonuçlarını doğurduğundan ilk derece mahkemesi duruşma açarak kanunun istediği lehe değerlendirmeyi yaparken 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 326/son maddesi gereği kazanılmış hak gibi sanığın lehine olan usul hükümlerini uygulamak durumundadır. Aksi durumun kabulü hâlinde yani "Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun iadesinin bozma niteliğinde olmadığı, daha önce dosyanın Yargıtay incelemesinden geçmediği" şeklinde bir sonuca ulaşıldığında, kazanılmış hak gibi usul hükümlerinin uygulanmasında sanık aleyhine sonuçlar çıkabilecektir. Aynı şekilde, 5271 sayılı Kanun'un 307/3. maddesinde hüküm altına alınan "Yargıtaydan verilen bozma kararına uyulması hâlinde ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı, istinaf veya temyiz sınırlarına bakılmaksızın sadece temyiz yoluna başvurulabilir." şeklindeki düzenleme gereği 7242 sayılı Kanun'un geçici 12. maddesi uyarınca iade edilen dava dosyalarının, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi hükmüne aykırı olacak şekilde daha önce Yargıtay Ceza Dairesi tarafından verilmiş bir bozma kararı olmadığından istinaf kanun yoluna tabi olduğunu varsaymak AİHM'nin birçok kararında da vurguladığı üzere yargı yerleri tarafından verilen kararların kural olarak başka bir yargı yeri tarafından denetlenmesine imkân tanımak suretiyle daha güvenceli bir yargı hizmeti sunmak olan temyiz kanun yolunun amacına da aykırılık teşkil edebilecektir. Bu açıklamaların ışığında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bozma hükmünde olan gönderme yazısı üzerine ilk derece mahkemelerince verilen hükümlerin temyizen incelenmesi görevinin Yargıtay'ın ilgili Ceza Dairesine ait olduğu cihetle, Dairemizin 04.02.2026 tarihli düzeltilerek onama ve bozma kararında bir isabetsizlik bulunmamış ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ, oy birliğiyle REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun'un 308. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 04.02.2026 tarihli ve 2022/2329 Esas, 2026/822 Karar sayılı düzeltilerek onama ve bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.06.2026 tarihinde karar verildi.