İçeriğe geç
AC
7. Ceza Dairesi Esas: 2026/30 Karar: 2026/2502 Tarih: 2026

Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2026/30 K.2026/2502

7. Ceza Dairesi 2026/30 E. , 2026/2502 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/996 E., 2015/168 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : 1.Sanıklar ... ve ... hakkında beraatleri, 2.Sanık ... hakkında mahkûmiyet, eşya müsaderesi, nakil aracının iadesi TEBLİĞNAM

Karar Özeti

7. Ceza Dairesi 2026/30 E. , 2026/2502 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/996 E., 2015/168 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : 1.Sanıklar ... ve ... hakkında beraatleri, 2.Sanık ... hakkında mahkûmiyet, eşya müsaderesi, nakil aracının iadesi TEBLİĞNAM

Karar Detayı

7. Ceza Dairesi 2026/30 E. , 2026/2502 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/996 E., 2015/168 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : 1.Sanıklar ... ve ... hakkında beraatleri, 2.Sanık ... hakkında mahkûmiyet, eşya müsaderesi, nakil aracının iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I.Sanıklar ... ve ... Hakkında Verilen Beraat Kararları Yönünden Yapılan İncelemede Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan ... İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, II.Sanık ...'ın Hakkında Verilen Mahkûmiyet Kararına; Katılan ... İdaresi Vekilinin ise Nakil Aracı Hakkında Verilen Hükme Yönelik Temyiz İstemleri Yönünden Yapılan İncelemede Olayın oluş biçimi, sanık ...'ın aşamalardaki savunması, ele geçen eşya miktarı ve tüm dosya kapsamı karşısında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir, Ancak; 1.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin, 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesinin son cümlesi yollamasıyla aynı Kanun'un 3. maddesinin 5. ve 10. fıkraları kapsamında bulunduğu gözetildiğinde; 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 22. fıkrasının ''3/23." madde ve fıkrası olarak değiştirildiği dikkate alınarak, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/23. madde ve fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar pek hafif olması halinde üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve dava konusu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katının ödenmesi halinde, soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca etkin pişmanlık ihtarında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle; Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi ile 6545, 72 42... sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son yollamasıyla aynı Kanun'un 3/5, 3/10, 3/ 23... /2. maddeleri somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12/2. maddesi gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının Mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir. 2.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli, 2013/7-591 Esas ve 2014/171 Karar ve 16.05.2017 tarihli, 2015/398 Esas ve 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından; İncelemeye konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 12.08.2013, iddianame düzenleme tarihinin 12.09.2013 olduğu, Ulusal Yargı Ağı Bilişim sisteminden yapılan kontrolde, Şanlıurfa 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, halen derdest 2026/105 Esas sayılı dosyasında suç tarihinin 20.08.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 17.09.2013 olup bahse konu eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihlerine ve işlenen suçun niteliğine göre sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, hukuka aykırı bulunmuştur. 3.5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 tarih ve 31100 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile anılan maddede yapılan değişiklik ve Anayasa Mahkemesinin 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir. 4.Ele geçen kaçak eşyanın, 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hukuka aykırı bulunmuştur. 5.Suçun işlenmesinde kullanılan nakil aracı için el koyma kararı ve iddianamede müsadere talebi bulunmadığı halde yazılı şekilde iadesine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, katılan ... İdaresi vekilinin ve sanık ...'ın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 05.03.2026 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefetten üç sanıklı dosyada ilk derece mahkemesi iki sanığın beraatine, bir sanığın mahkûmiyetine, eşyanın müsaderesine ve nakil aracının iadesine hükmetmiş; kararı katılan idare vekili ile mahkûm olan sanık temyiz etmiştir. Daire beraatleri onarken mahkûmiyet hükmünde suçun sübutunu doğru bulmuş, ancak beş ayrı hukuka aykırılık saptamıştır.

Hukuki İlke: Suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'la 5607 sayılı Kanun'a eklenen, eşya değerinin hafif veya pek hafif olmasına göre ceza indirimi ile 5/2. maddedeki kovuşturma aşaması etkin pişmanlık imkânı sanık lehine olduğundan, TCK'nın 7. maddesi uyarınca eski ve yeni hükümler ayrı ayrı uygulanıp sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe kanun belirlenmelidir; ayrıca benzer tarihli derdest dosya karşısında TCK'nın 43. maddesindeki zincirleme suç değerlendirmesi, Anayasa Mahkemesinin 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptali sonrası TCK 53 hak yoksunlukları ve el koyma ile müsadere talebi olmayan nakil aracının iadesi hususları da yeniden ele alınmalıdır.

Uygulama Sonucu: Daire, beraat hükümlerini onamış; mahkûmiyet hükmünü lehe kanun karşılaştırması, etkin pişmanlık ihtaratı, zincirleme suç incelemesi, TCK 53 değerlendirmesi ve müsadere hataları nedeniyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle bozmuştur.

Dava Strateji Notu: Eski tarihli kaçakçılık dosyalarında müdafiin en güçlü kozu 7242 sayılı Kanun'un getirdiği değer indirimi ve kovuşturmada etkin pişmanlık imkânıdır; ayrıca yakın tarihli benzer eylemlere ilişkin derdest dosyaların UYAP'tan tespitiyle zincirleme suç talebi, ayrı ayrı cezalandırma yerine tek ceza artırımı sağlayarak sonuç cezayı ciddi biçimde düşürebilir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla